Şöyle bir düşünelim, 15 Temmuz başarısız işgal girişimini neden yaşadık?
Yaşadığımız bu acı hadisenin emaresini hiç mi duymadık, görmedik, hissetmedik?
Yani toplum ve devlet olarak hiç mi hiç kaşınmadık, hatta kaşınan yerlerimizi, elimiz uzanmadığı için birilerine kaşıtmadık?
Bu FETÖ denen örgüt hangi kaşınan yerimizden girdi de biz kaşıdıkça, zevk aldıkça yara oldu, irin saçtı?
Üstüne üstlük bu örgüt, Allah rızası için verdiğimiz zekat, fitre ve hayırlarımızla kök salıp büyümedi mi?
Bir başka ifadeyle, Allah’ a kulluk vazifemize hassasiyetimiz bizi bu felaketle burun buruna getirmedi mi?
Verdikçe coşmadık mı?
Kredi kartlarına taksit yaptırarak kurban bağışlarında sıraya girmedik mi?
Oysa bizim dünyanın en eski hayır kurumumuz Hilali Ahmer, bugünkü adıyla Kızılayımız yok muydu?
Çanakkale’de, Millî mücadele’de neferimizi doyuran, yaralarını saran hayır kurumumuz!
Biz asırlık hayır kurumumuza değil de FETÖ denen örgüte hayırda sıraya girdik ve nihayetinde Allah rızası için verdiğimiz bağışlarımız bize kurşun olup yağdı?

Çoktandır nineler masal anlatmaz, nicedir hikâyeler yazılmaz olmuştu. Gazetelerin köşelerini bile terk etmişti destanlar, modern güçsüzler yurdu yapıldığından beri nineler dedeler de görülmez olmuştu!
Yaşlılar Yurdu, Kadın Sığınma evleri…
Hülasa ‘’Bir varmış’’ ta susmuştu her şey!
Ağzına kadar dolmuştu cezaevleri!
Başkomutan emretti, demokrasi nöbetlerinde olduk, top yekûn.
Bendeniz de dolaştım Anadolu’yu!
O nöbetlerde şöyle baktım meydanlara ve sordum, ‘’Ey ahali, konu komşu, çoluk çocuk en son ne zaman oturdunuz sokaklarınızda?’’.
Alanlarda bir şaşkınlık, hemen hemen çoğumuzun hatırasında bu sorumun cevabı yoktu!
Bir yıl önce bu vakitlerde ne yapıyorduk acaba?
Yine televizyon seyrediyorduk, ama ne seyrediyorduk? Ya yarışma programının başında ya da her biri bizi kendisine baktırmaktan başka gayesi olmayan dizilerin karşısındaydık!
Bizler onlara bakarken, birileri de boş bıraktığımız sokaklarımızın başını tutmuş, zekâtlarımızı bile cebimizden aşırmış bizi Allah ile kandırıyordu!

Anadolu coğrafyası nicedir hasretini çektiği yiğitlerini tanıdı!
2016’da şükürler olsun bir fark var ki: Ankara’da ve yurdun her köşesinde, camilerde ezan okunuyor, millet meydanlara koşuyor! 1921 yılında yakılan Bilecik yangınını yanı başında akan Sakarya söndürdü! O yangından Türkiye Cumhuriyeti Devleti doğdu! Yıl 2016, Gazi Meclis bombalanıyor, Sakarya’dakilerin torunları iman dolu göğüslerini bombalara siper yapıyor! Müjde ey milletim! Yıl 2016 Ankara’da camilerde ezan okunuyor, ezan sesleriyle bir doğum oluyor! Gözün aydın dünya! Yeni Büyük Türkiye doğdu! Ömrü uzun bahtı açık olsun!

© 2018 Yenilmez Sanat Merkezi - Her Hakkı Saklıdır.

Yeni logo.png