top of page

ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZ!

Günümüzde Tıp denilen bilim dalı, "Hekimlik" olgusundan her ne kadar uzaklaştırılmış olsa da hala türünün son örneği olan bazı hocalarımız, insan sağlığı için küresel şirketlerin politikaları ile mücadele etmeye devam ediyor. Uzun zamandır sizlere, küresel zenginlerin küresel ilaç şirketleri tarafından ele geçirilmiş olan uluslararası örgütler ve onların politikalarının uygulandığı bir takım olaylar hakkında, bilgiler vermeye çalıştım. Her yazımın sonunda bunların pilot bölgeleri batı olsa da günün birinde kendi ülkemizde rastlayacağımız hakkında uyarı yapmaya çalıştım. Geçen günlerde karşılaştığım bir haber, tedirginliğimin hiç de boş olmadığını ispatlar bir nitelikteydi.

Malumunuz, günümüz sosyal medyası ve TV medyası ısrarla insanlığa cinsiyet değiştirmeyi, kadın ise erkek olmayı, erkek ise kadın olmayı ısrarla pompalamakta sınır tanımaz bir hale geldi. Hatta öyle platformlar var ki, içerisinde eşcinsellik bulundurmayan projeleri izleyiciyle buluşturmama politikasına kadar ilerletti meseleyi! Böylesine baskı altındaki gençlerimiz ve çocuklarımız, henüz kendileri hakkında sorumluluk alabilecek ve karar verebilecek olgunluğa erişmemelerine rağmen, bu tür aşırı propaganda yapan yayınların sürekli etkisinde kalarak bu tarz yönelimlerde bulunmaları, oldukça yaygın bir şekilde karşımıza çıkmaya başladı. Yetişkinlerin hem geçim mücadelesi hem de kendilerinin sosyal medya batağına saplanmış olmaları hasebiyle, bu mihrakların önüne atılmış çocuklarımızın bu gibi yönelimleri toplum tarafından da göz ardı edildi. Sonuç olarak, tehlike kapımıza gelmekle kalmadı, kapıyı kırdı içeri girdi, yavrularımızı görmeyen gözlerimizin önünden aldı ve bu batağa sapladı.

Yukarıda bahsettiğim üzere, türünün son örneklerinden olan hekimlerimizden biri Prof. Dr. Zeki Bayraktar çok önemli bir konu hakkında milletimize bir uyarı yaptı. Zeki Hocamızın fark ettiği ve duyurmaya çalıştığı konu, İstanbul Üniversitesi akademik kadrosunda yer alan bazı şahıslar tarafından hazırlanan, "Cinsiyet Disforisi Olan Ergenlere Endokrinolojik Yaklaşım: Türkiye'de Üçüncü Basamak Bir Merkezde Pediatrik Endokrinolojik Bölümü Deneyimi" adıyla 2023 Mart ayında yayınlanan bir makalede yer alan, 18 yaş altı çocuklara uygulanan cinsiyet değiştirme uygulamaları.

Makaleyi yazan şahıslar, 22 adet 18 yaş altı "ÇOCUĞA" ergenlik durdurucu hormonlar verildiğini ve 7 "ÇOCUĞA" cinsiyet değiştirme ameliyatı yapıldığını makalelerinde açıkça belirtmişler. Hatta, bu ilaçları 22 çocuğa 3 ay bile takip yapmadan vermeye başlamışlar.

Bu süreçlerin kanunen 18 yaş üzeri insanlarda uygulanabileceğini belirten Zeki Hoca, olayın resmen suç olduğunu ve gerekli işlemlerin yapılması için ısrarla çağrıda bulunuyor. İstanbul Üniversitesi'nin böyle bir şeye nasıl izin verdiğini de hayretle karşılıyor.

Söz konusu makaleyi imzalayarak yayınlamakta bir sakınca görmeyen şahıslar ise şu şekilde;

Esin Karakılıç Özturan İstanbul Üniversitesi'nde araştırma görevlisi, Ayşe Pınar Öztürk İstanbul Üniversitesi'nde araştırma görevlisi, Doç. Dr. Ayşe Burcu Erdoğdu İstanbul Üniversitesi'nde akademisyen, LGBT aktivisti psikiyatrist Seven Kaptan, Aslı Derya Kardelen Al İstanbul Üniversitesi'nde araştırma görevlisi, Prof. Dr. Şükran Poyrazoğlu İstanbul Tıp Fakültesi'nde akademisyen, Dr. Melek Yıldız İstanbul Tıp Fakültesi'nde akademisyen, Doç Dr. Neşe Direk İstanbul Üniversitesi'nde akademisyen, Prof. Dr. Şahika Yüksel, Prof. Dr. Feyza Darendeliler İstanbul Üniversitesi'nde akademisyen, Prof. Dr. Firdevs Baş İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi.

Allah bizlere bu olayın bilgisini veren Prof. Dr. Zeki Bayraktar hocamızdan ve konunun medyada yer almasını sağlayan gazeteci Şefika Nur Çiftçi'den razı olsun. Böyle doktorlarımızın sayılarının artmasını diliyorum. Devletimizin en kısa zamanda 22 çocuk üzerinde böylesine geri dönülemez fiziki ve psikolojik değişimlere sebebiyet veren olaya, kayıtsız kalmayacağını düşünerek yazımı sonlandırıyorum. Kalın sağlıcakla.

3 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

OYUNUMUZA TÜM İNSANLIK DAVETLİDİR…

Tüm değişimler sancılı olmuş, kimisi insanlığa fayda sağlamış kimisi ise insanlığı daha kötü bir geleceğe doğru götürmüş. Bundan 100-150 sene önceki teknolojik değişimlerin neticesi olarak dünya savaş

Türk kime denir?

Türk kime denir, diye sordum başlıkta. Türk; dini, dili, ırkı ne olursa olsun, eşrefi mahlukata yaratandan ötürü sevgi, saygı duyana denir, efendim! Yukarıda gördüğünüz 2 fotoğraf arasında 31 yıl var,

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ

Haftalardır, küresel şirketlerin kendi çıkar politikalarına göre devletleri baskılamalarını ve uygulamalarını devreye sokmaya çalışan uluslararası organizasyonların yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum.

Comments


bottom of page