top of page

Gününüz kutlu olsun Aşıklar!

Aşk insanı ardı sıra süründürür!


Yüreğe düşmeye görsün sevda, aklı hemencecik hükmü altına alır.


İşte, o andan itibaren ardı sıra sürür seni.


Kimi zaman ardı sıra sürür kimi zaman da katar önüne kovalar.


Aşığın gayesi, hep maşukuna kavuşmak olarak bilinir, eğer aşığın gayreti maşukuna kavuşmak olsaydı inanın ki, ne eder eder aşık maşukuna kavuşurdu.


Aşığın gayreti yapması gerekeni yapmaktır .


Aslına bakarsanız, aşık maşukuna kavuşsaydı aşk aşk olmazdı.


Aşık, bir nevi serdengeçtidir, her şeyini aşk yolunda feda etmeyi, kavuşma sayacak kadar bir serdengeçti!


Hatta, o yolda yemek içmek aklına gelmeden yürüse, ayakları kan revan olsa devamında takati bitse son nefesini alıp veremese bile huzurludur.


Mutlu değil, huzurludur...


Aşıklar son nefeslerini verdiklerinde, yüzlerinde adeta huzurun tablosu resimleşir!


Bir de aşk yoluna devam edemeyip, yarı yolda kalanlar vardır.


Aşıkların yoldaşları...


Aslına bakarsanız, onlar yarı yolda kaldıklarından durmamışlardır.


Onlar, önlerinde arkalarında, sağlarında sollarında işte, o aşıkların son nefeslerinde yüzlerindeki o tarifi mümkün olmayan huzur resmini görenlerdir.


Gördükleri resmi anlatamayanlar...


Aşıkların o son anlarına şahit olup o aşıkların, o son anlarını bekleyenler...


An vardır bir ömür yaşanamaz/ an vardır yaşanır bir ömür unutulamaz/


Silinip giden mekanlara inat/ yaşananları bekleyen anlar vardır.


İşte, bu mısralarımda anlatmaya çalıştığım şey...


İşte, son nefesini verirken yüzlerinde huzur tablosu olanlara şehit...


İşte, o şehirlerin son anlarında yüzlerindeki o son huzur tablosuna şahit olanlara da gazi denir!


Biliyor musunuz, her ikisi de suskundurlar, konuşmazlar!


Sakın, anlatacak şeyleri olmadığı için konuşmadıklarını sanmayın!


Hadi, konuştular diyelim, huzuru tanımayan bizler (en azından kendi adıma), konuşsalar anlayabilecek miyiz?


Sanmıyorum...


Daha, sevgiyi, sevmeyi bilemeyen bizler mi anlayacağız ?


Sevgiyi, sevmeyi becerememiş, sevilememiş bizler mi anlayacağız?


Kendi nefsimize bir soralım...


Sevgi karşılık bekler, sevilmek...


Oysa, aşk hiçbir karşılık beklemez!


Serdengeçip, verdikçe huzur bulmak !


Verecek hiçbir şeyin kalmayınca, can vermek!


Bugün 19 Eylül...


Gaziler Günü...


Gazi olmak...


Aşık olup , aşıkların son anına şehadet etmek!


Şehadet şerbetini kana kana içmeden, susuz yaşamaya talip olmak!


Oyyyy...


Ben bu yazıyı bir aşığın Şahin Bey'in memleketi , şehadet şerbeti içip, asasını koyduğu Gaziantep'ten yazıyorum!


Ben Orduluyum!


Adımdaki tüm payeler bir yana, "Gazi" payesiyle onur duyan bir aşığım, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Eylül 1924 günü saat 14:00' da ayak bastığı Ordu aşığı bir Orduluyum!


Bugün benim için Aşıklar Günü!


Gününüz kutlu olsun Aşıklar !

4 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

OYUNUMUZA TÜM İNSANLIK DAVETLİDİR…

Tüm değişimler sancılı olmuş, kimisi insanlığa fayda sağlamış kimisi ise insanlığı daha kötü bir geleceğe doğru götürmüş. Bundan 100-150 sene önceki teknolojik değişimlerin neticesi olarak dünya savaş

Türk kime denir?

Türk kime denir, diye sordum başlıkta. Türk; dini, dili, ırkı ne olursa olsun, eşrefi mahlukata yaratandan ötürü sevgi, saygı duyana denir, efendim! Yukarıda gördüğünüz 2 fotoğraf arasında 31 yıl var,

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ

Haftalardır, küresel şirketlerin kendi çıkar politikalarına göre devletleri baskılamalarını ve uygulamalarını devreye sokmaya çalışan uluslararası organizasyonların yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum.

コメント


bottom of page