top of page

Neden?

Bir Pazar günü daha benim futbol yorumlarıma katlanacaksınız, lakin söylemeden edemiyorum. Efendim, bir Milli maçı daha geride bıraktık. Ve bizler için manevi olarak çok mühim bir maçtı. Evet, Ermenistan maçından bahsediyorum. Sporun içine siyasi konuları dahil edip etmemek arasında çok kalsam da, Ermenistan ile olan konular bakımından dahil edilemeyecek gibi değil. Bahse konu olan maç, içinde anlamsız gerginlikler ve sportmenlik dışı davranışlar olarak değil, hatta ve hatta galip gelme mecburiyetimiz dışında geri kalan hiçbir konuda agresif olunması taraftarı da değilim. Bazı hoş olmayan görüntüler olmuş olmasına rağmen ( Milli Marş esnasında, Ermenistan Milli takımının marşının duyulmaması gibi lakin aynısını biz deplasmana gittiğimizde de yapıyorlar) saha içi olayı olarak sakin geçti ve olması gerekenin de bu olduğunu düşünüyorum. Eğer, bir ders ve tepki verilecekse bunun sportif olarak olması gerektiği kanısındayım. Ancakkk, asıl söylemek istediklerime gelirsek; daha önceki (2 Nisan 2023 tarihli "Gerçekler Acıtır") yazımda, Milli takım teknik direktörünün niçin sayın Stefan Kuntz olduğu ile ilgili sorular sormuş ve sayın Kuntz'un ülke futboluna ne katacağıyla ilgili beyin fırtınası yapmıştım. Aradan geçen 5 ayda ne değişti diyeceğim, lakin zaten birkaç maç yaptığımız için fazla dikkat çekmedi, Milli takımın futbolu. Buradan yetkililere soruyorum, SAYIN STEFAN KUNTZ'UN ÜLKE FUTBOLUNA KATKISI NEDİR? GENEL OLARAK ÜLKE FUTBOLUNA BİR KATKISI OLMASA DAHİ EYVALLAH, LAKİN MİLLİ TAKIMA KATKISI NE DÜZEYDE? Biz profesyonel olmayan seyirciler, ne gibi bir katkısı olduğunu daha doğrusu olmadığını görüyoruz da, sayın yetkililerimiz görmüyorlar mı?! Ekstra ekstra bir katkısı olsa diyeceğiz ki, "Arkadaş adamın futbolumuza etkisine bak be maşallah" Lakin, arkadaş yok, adamın hiçbir katkısı yok, dümdüz bir adam! Çok iyi bir taktisyen mi yoksa çok iyi bir mentor mu? Nedir, bu Kuntz efendinin alametifarikası? Kimse kusura bakmasın! Bu ülkede Fatih Terim, Sergen Yalçın, sağlığı hakkında fikrim olmasa da Mustafa Denizli gibi teknik direktörler takımsız bir şekilde hayatlarına devam ediyorlarken, Milli takımımızın başında ne idüğü belirsiz, hiçbir başarısı olmayan, yüksek kalibreli bir takım dahi çalıştırmamış Alman Stefan Kuntz'un Milli takım hocası olmasını yediremiyorum ve anlamlandıramıyorum. Bakın, bazı konularda ve durumlarda, fikrim tersi şekline olsa dahi, bazen içimden, "Ya hu insanların kendi alanları, vardır bir bildikleri'' diyorum. Ancak bu durumda, orasından tutuyorum burasından tutuyorum izah edilebilir bir tarafını göremiyorum, bulamıyorum. Bu tercihin müsebbibinin sevgili Hamit Altıntop kardeşim olduğu yazılıyor, çünkü karar verici mercide kendisi bulunuyor, haliyle tepkileri de paratoner misali kendisine çekiyor. O, niçin kendisini bu duruma düşürüyor onu da anlamış değilim. Arkadaş, bizim ülkemizde kurumlarda, takımlarda sistemli bir şekilde ilerlenemiyor, olmuyor işte, keşke Almanya futbolu gibi altyapılarımız, bilincimiz olsa ama yok! Olmadığı için de, Stefan Kuntz gibi bir adama da ihtiyacımız yok! Zaten, 20 yılda bir Dünya Kupası'na veya Avrupa Şampiyonası'na katılıyoruz. Katıldığımızda da her zaman en keyif veren ülkelerin başında olmamıza rağmen, herhangi bir sistem dahilinde değil, enterasan goller yeriz ve çok çok enteresan da goller atarız. Bunun için de tam bir şampiyona takımıyızdır. Öngörülemeyen şekilde ilerleriz şampiyonalarda, bu yüzden de seyir zevki yüksektir maçlarımızın. Rakiplerimiz de bilirler ki, Türklere belli olmaz her an her türlü şey hasıl olabilir. Ancak, bu Kuntz efendinin başında olduğu Milli takımımızın bu özelliğini göstermesi çok güçtür. Sebebine gelirsek; biz duygusal insanlarız, dün akşamki Ermenistan maçında rakip Ermenistan değil de farklı bir takım olsaydı aynı düzeyde muhtemelen ilk yarı da 2-0 öne geçmiştik, lakin duygusallığımız çocuklarımızı esir aldı, bir an önce gol atma baskısını çok yoğun hissettiler ve bu duygusallığımızın her kupada esiri olduğumuz ve olması gerektiği gibi profesyonel olamadığımız için de soğukkanlı kalamıyoruz. Bu özelliğimizle barışmamız lazım, ki bu özelliğimiz, sevinçlerimizi iki kat üzüntülerimizi de daha ağır yaşamamıza sebep olsa da biz böyleyiz. Ve böyle olmamız inanın benim daha çok hoşuna gidiyor, Tabii ki, hayatın tüm alanlarında keşke biraz daha profesyonel bakabilsek, lakin spor dalları konusunda bu duygusallık benim hoşuma gidiyor. Peki, bu duygusallıkla gerektiği yerde iman gücüyle oynama özelliğimizi, sayın Kuntz'la başarabiliyor muyuz? Cevabı hepimiz biliyoruz sanırım. Çok uzattım biliyorum, fakat söylemeden edemeyeceğim, takımın ilk 11'ine bakarsak, ya hu güncel futbolu biraz takip eden birisi şu ilk 11'i içine nasıl sindirir? Kendi takımlarında temposunu yakalayamamış oyuncuları, sırf ezberden dolayı 11'e atmak ne demektir? Madem, bu kadroyu kuracak, elin Alman'ının ne işi var kardeşim? Tekrara düşüyor gibiyim, ancak akıl alır gibi değil. Belki de istenilen kadroyu sorgusuz sualsiz sahaya sürecek bir kuklaya ihtiyaç vardır, kim bilir ? Hayırlı Pazarlar...

7 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

OYUNUMUZA TÜM İNSANLIK DAVETLİDİR…

Tüm değişimler sancılı olmuş, kimisi insanlığa fayda sağlamış kimisi ise insanlığı daha kötü bir geleceğe doğru götürmüş. Bundan 100-150 sene önceki teknolojik değişimlerin neticesi olarak dünya savaş

Türk kime denir?

Türk kime denir, diye sordum başlıkta. Türk; dini, dili, ırkı ne olursa olsun, eşrefi mahlukata yaratandan ötürü sevgi, saygı duyana denir, efendim! Yukarıda gördüğünüz 2 fotoğraf arasında 31 yıl var,

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ

Haftalardır, küresel şirketlerin kendi çıkar politikalarına göre devletleri baskılamalarını ve uygulamalarını devreye sokmaya çalışan uluslararası organizasyonların yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum.

Comments


bottom of page