top of page

OYUNUMUZA TÜM İNSANLIK DAVETLİDİR…



Tüm değişimler sancılı olmuş, kimisi insanlığa fayda sağlamış kimisi ise insanlığı daha kötü bir geleceğe doğru götürmüş. Bundan 100-150 sene önceki teknolojik değişimlerin neticesi olarak dünya savaşları ortaya çıkmış, dünyanın dört bir yanı birbirine kırdırıldıktan sonra oluşan kaostan yeni bir düzen ortaya çıkmış.


Şimdi geldik, yeni bir düzenin arifesine... Eski düzenin sahibi görünen devletler, ısrarla güçlerini korumaya çalışsa da senaryolar yazılmış provalar yapılmış, oyunun sahnelenme vakti gelmiş. Eski düzenin sahibi Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa devletlerinin miadı dolmuş, isimleri kirlenmiş ve prestijleri geri dönülemeyecek derecede zedelenmiş, artık ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, Afrika'da, Ortadoğu'da, Uzakdoğu'da, Orta Asya'da yaptıkları zulümler iyice ayyuka çıkmış, bu zulümlere muhatap milletler, artık yeter demeye başlamış.


Yıllarca baskı altında tutulan ve insan kaynağı ve doğal kaynakları sömürülen Çin, Afrika, Hindistan, Brezilya, Arap ülkeleri ayağa kalkmış. Yıllarca bastırılmaya çalışılan ve buna ısrarla direnmeye çalışan Rusya, artık bastırılamayacağını göstermiş, etekleri tutuşan sömüren maşa devletler ne yapsak da düzenimizi devam ettirebilsek derdine düşmüş.


Perdenin önünde ve teknik odasında olup bitenler böyle. Bir de size başta belirtmediğim, salonun sadece yüzde birlik kısmını bile kaplamayan en arka sırada oturan, olup biteni keyifle izleyen oyunun metin yazarları, yönetmenleri ve yapımcıları var. Sahnedeki oyuncuların ve teknik odadaki reji ekibinin kulağındaki kulaklıklara olası bir aksamada sürekli talimat gönderen, talimatın uygulanmadığını fark edince de ayaklarındaki prangadan elektrik veren, kısacası yeni düzen tiyatrosunu kurgulayan ve yöneten asıl ekip... Salonu satın almışlar, biletleri onlar satmışlar, oyuncuları onlar seçmişler, teknik ekibi onlar işe almışlar ve tüm gelirler onların şirketlerine gelecek. Eski oyuncuları ve teknik ekibi postalamışlar. Yerlerine yıllarca salonun pis işlerini yaparak bir gün yükseleceğini umut eden insanları yerleştirmişler. Gelen gideni aratır mı bilmem, ama ben size biraz oyundan bahsedeyim, kendiniz karar verin.


Oyunun Konusu;


- İklim değişikli için alınması gereken önlemler


- Küresel salgınlarda yapılması gereken uygulamalar


- Önleyici tedavi sistemleri


- Nakitsiz toplum


- Karbonsuz dünya


- Toplumsal cinsiyet eşitliği


- Yeşil dönüşüm


- Dijital kimlik


- Sosyal kredi sistemi


- Yüz tanıma teknolojisi ile sağlanacak güvenlik


Bu seferki oyun tam +18 kurgulanmış. Fakat afişe +18 uyarısını koymamışlar. Seyirciler arasındaki asıl hedef çocuklar, yani gelecek nesiller olmuş. Yanlarındaki anne babaları da ellerindeki telefonlarına gömülmüşler oyunu izlemiyorlar bile. Bu tiyatroda lütfen telefonlarınızı kapatın uyarısı da yapılmamış. Yalnızca gelecek nesiller gözlerini sahneye dikmişler.


Oyunun içeriği ise;


- Doğal olmayan besinler


- Yasaklanan GDO'suz tarım


- İtlaf edilen besi ve süt hayvanları


- Yakılan ormanlar


- Yedirilmeye çalışılan böcek temelli besinler,


- Değiştirilmeye çalışılan insan genetiği


- Yapay et ve diğer yapay gıdalar


- Dijital para sistemi ile para üzerinde tam kontrol


- Kameralar ve yüz tanıma kullanılarak insan üzerinde tam kontrol


- Daraltılmış ve içine hapsedilmiş insanlardan oluşan şehirler


- Seyahat kısıtlamaları


- Dronlar ile izleme


- Kanlara enjekte edilmiş nano iletkenler ve çipler ile insanı içeriden kontrol


- Nüfusun istenilen düzeyde tutulması


- Sağlık ile korkutarak verilen önleyici tedavilerle ilaç şirketlerine tam bağımlılık


- Çalıştırılamayacak kadar yaşlanan nüfusun sessiz sedasız imhası


- Salgın korkusu ile kontrol


- Savaş korkusu ile kontrol


- Uzaylı istilası korkusu ile kontrol


- Göktaşı veya güneş patlaması korkusu ile kontrol


Korku korku korku, kontrol kontrol kontrol. Böylesi bir düzene, dünyanın ve insanlığın ilk defa muhatap olduğunu sanmıyorum. Bu düzenlere muhatap olanların isimlerine, kimileri Ad, Semud kimileri Atlantis, Mu demiş. Kalın sağlıcakla.

21 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Türk kime denir?

Türk kime denir, diye sordum başlıkta. Türk; dini, dili, ırkı ne olursa olsun, eşrefi mahlukata yaratandan ötürü sevgi, saygı duyana denir, efendim! Yukarıda gördüğünüz 2 fotoğraf arasında 31 yıl var,

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ

Haftalardır, küresel şirketlerin kendi çıkar politikalarına göre devletleri baskılamalarını ve uygulamalarını devreye sokmaya çalışan uluslararası organizasyonların yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum.

“Türk Dil Bayramı”mız kutlu olsun

Sayın Cumhurbaşkanımız, ülkemizde ciddi bir muhalefet eksiği olduğunu sık sık dile getirirler. Aslında, bir iktidar partisinin bu durumdan pek de şikayetçi olmaması gerekmektedir. Oportünist açıdan ba

Comments


bottom of page