Selamünaleyküm

24.11.2015

 

Hak dostum Hak diyerek başlayayım söze. Dil Hak söylerse gönül Hak Hak Hak diye atarmış. Öyle demiş ustalar, unuttuğumuz ustalar, daha doğrusu unutturulan ustalar! En doğrusu dedelerimizin tanıdığı, babalarımızın dedelerimizden dinlediği, bizim ise ne tanıyabildiğimiz ne de dinleyebildiğimiz ustalar! Biz neleri unutmadık ki! Neleri mazi denilen çöplüğe atıp öylece kaderleriyle baş başa bırakmadık ki! Ondan mıdır bilinmez ‘’Hafızası zayıf milletiz’’ lafı genel kabul görmüştür. 

Bendeniz varsayın ki burada o mazi denen çöplüğe attıklarımızı çıkaracağım zaman zaman ortaya. ‘’Dün bugünü hazırladı, bugün yarını hazırlayacaktır’’ gerçeğini nasıl yaşadığımızı göstermeye çalışacağım naçizane. O zaman buyurun bir Ustanın hikâyesiyle başlayalım. 29 Eylül 1998 Salı günü dönemin Gündüz gazetesinde şunları yazmış bu fakir. Yazının başlığı ‘’Bir gün bu ağıt bitecek! Bitecek inşallah’’ 

 ‘’Bu şarkı burada bitmeyecek!’’

Tarih 1998 yer İstanbul Büyükşehir Belediye binası. Basın toplantı-sının yapılacağı salon tıklım tıklım. Dışarıda binlerce insan. Dışarıdaki kalabalığa bakıldığında, ayaklarında boyasız ayakkabı, pantolonları ütüsüz, gömlekleri buruşmuş, en tıraşlısı iki günlük sakalıyla. Nasırlı eller sıkılmış, gözleri dolu! Bayanların da ayakkabıları boyasız, pardösüleri ütüsüz, belki eşarpları seyyar satıcıdan. Onların da gözleri dolu, ama onlar gözyaşlarını tutamıyorlar! Salonda bazı kravatlılara ilişti gözlerim. Onların gözleri dolu değil. Gizli bir mutluluk vardı gözlerinde. Meydanı dolduran kalabalıkta başı açık bayanlar da vardı. Onlar da ağlıyorlardı. İnanın kalabalığın içinde ağzı içki kokanlar da vardı. Onlar kendi kendilerine mırıldanıyorlar “YAZIK OLDU” diye. 
Basın toplantısı başladı. Kravatlılardan biri ilk konuşmayı yaptı. Ardından konuşması gereken konuşmaya başladı. Basın toplantısında söylenen sözler önemli sözlerdi. Ama bitiminde söylenen bir söz vardı ki bence en önemlisi o sözdü! “BU ŞARKI BURADA BİTMEDİ”...  Sözün sahibi anladığınız gibi Sayın Recep

Tayyip ERDOĞAN! 

Ama yanıldı Tayyip Bey! Ortada şarkı yoktu ki bitmesin! Ortada son yüzyıldır söylenen bir AĞIT var! Bu boyasız ayakkabılı, ütüsüz pantolonlu ve pardösülü, seyyar satıcıdan başörtülü insanlar. Başı açık da olsa İFFETLİ, ağzı içki de koksa bu toprağın insanı olanlar hiç şarkı söylemedilerdi son yüz yıldır! Onların repertuarlarında şarkı yerine hep AĞIT oldu Sayın Başkan! 
İskilipli Atıf Hoca, Mehmet Akif ERSOY, Ali Şükrü Bey zamanında, daha yakında Mustafa PEHLİVANOĞLU idam edildiğinde, Mehmet KARANFİL, Osman TÜFEKÇİ gibilerinin, işkence altında ömür boyu seçilme hakları ellerinden alındığında da şarkı yerine hep AĞIT vardı! 
Gidenlerin yakınları hala ağıt yakıyor, gidenlerin ardından. Ama aradan yıllar geçmesine rağmen hala o ağıtları duyan olmadı! Onlar hep ağladılar! Hala ağlıyorlar!  Yanlış nerede diye sormayın. Yanlış şurada; geçmişten hala ders alınamadı! İskilipli Atıf Hoca, Mehmet Akif ERSOY, Ali Şükrü Bey, Adnan Menderes ders olmadı bizlere! Şunu unuttuk biz, bizler savaşmak, vergi vermek, bir de önümüze konulan oy pusulasında bize gösterilen yere mühür basmakla görevliyiz! 
Yani anlayacağınız bizler daha SEÇİLME hakkımızı elde edemedik! Haddimizi bilemedik kısacası!  Evet yanlış söylediniz Sayın Başkan! Şöyle söylemeliydiniz;

BİRGÜN BU AĞIT BİTECEK! BİTECEK İNŞALLAH… 

Bendeniz o dönemlerde Gündüz gazetesinde 29 EYLÜL 1998 Salı günü bunları yazmıştım. Takvimler 3 Kasım 2002 tarihini gösterdiğinde ‘’evet seçilme hakkımızı elde ettik ‘’dedik ‘’hayır sen muhtar bile olamazsın’’ dediler! 6 Aralık 1997 de yüreği burulan Siirt, İsmail Fakirullah Hazretlerinin memleketi iradesini koydu ve 9 Mart 2003'te gerçekleştirilen ara seçiminde Siirt milletvekili olarak meclise girdi. 

Evet, şimdi ‘’Seçilme’’  hakkımızı aldık dedik oyunun kurallarını koyan oyun kurucular, kendi koydukları kuralların neticesine tahammül edemediler! 276 oy ile seçilen cumhurbaşkanları unutuldu, dedim ya unutuyoruz diye! Birilerinde hafıza zayıflığı baş gösterdi ve 276 bir anda 367 oldu!  
Tarih 28 Ağustos TBMM üçüncü tur oylama 339 oy ile evet şimdi ‘’’Seçilme’’ hakkımızı aldık mı(!) acaba diyebildik! 10 Ağustos 2014 tarihinde millet ‘’yeter’’ diyerek % 51,8 ile ‘’Seçilme’’ hakkını eline aldı! Arada olanları atlıyorum, zaman zaman arada atladıklarımı da hatırlatacağım elbette.  Takvimler 7 Haziranı gösterdiğinde tekrar birileri ‘’hayır sen askerlik yapmalısın, vergi vermelisin’’ diyerek askerlik görevimizi hatırlatmak için, yine kendi oyunlarının bir parçasını ortaya koydular ülke ateş çemberine döndü! 

Ama bu sefer hesap hatası yaptılar! Başka bir takvimin sayfasını göremediler! Onlar o sayfayı hiç görmediler ki! Hep unutturmaya çalıştılar! 

1915! 

Yer Çanakkale yine birileri milletin şahdamarına çökmüştü! Ya ölecekti! Ya da kutlu bir doğumun sancılarına sabır gösterecekti! Bu millet ‘’üç şeyi kınalarım ben! Allah’a kurban ettiğim koçu, gelin ettiğim kızımı ve peygamber Ocağına yolladığım Kuzumu’’ diyerek ‘’Kınalı Kuzular’’ ile yeni doğumu gerçekleştirdi! Yeni doğan çocuğun adı Hacı Bayram-ı Veli camiinde kulağına ezan okunarak adı kondu! 
Adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti kondu! Evet, 1 Kasım 2015 de tam 100 yıl sonra da olsa ‘’Seçilme ‘’ hakkını eline aldı! Sayın Uğur IŞILAK kardeşimden ricam bir şarkı istiyorum senden öyle bir şarkı ki bu şarkı asla bitmesin.

 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv