İtibarsızlar

29.11.2015

 

İtibarsızlaştırmayı misyon edinmiş itibarsızlar, şu aralar “utanma” kelimesi bir nebze olsun semtinize uğradı mı?  

Yaşadığımız bugünlerde yaşadığımız bu neticede vebaliniz olduğunu hissedip  -ar damarınız çatlamadıysa şayet - biraz da olsa ar etmiyor musunuz? 
Turgay Güler kardeşimin bu köşede yazmama vesile olmasıyla birlikte, bugün katıldığım -Gençlik ve Spor Bakanlığı “Tecrübe Konuşuyor”-  programda özgeçmişime “Köşe Yazarı” ibaresinin eklenmesi köşenin hakkının verilmesi gereğini bana bir kez daha hatırlattı.  

Bu yazıyı geçmişte, bugünde ve gelecekteki tüm “İtibarsızlar” için yazmak istiyorum. 
Hani şu yıllardır köşelerinden “Milli” olan her şeye itibarsızlaştırma adına hakaret eden, aşağılayan  itibarsızlaştıran itibarsızlar var ya, bu yazıyı onlara yazmak istiyorum.  

İtibarsızlar, sizden de müsaade istemeden başlıyorum! 
Bugün pazar ya, onu da bir pazar günü kaybetmiştik. 

Hatırlar mısınız?  O, yağmur demeden çamur demeden var demeden yok demeden öğrenim görmek için bulunduğu Alman devleti, kendisini  bırakmak istememesine rağmen, “Vatanım, insanım, memleketim” demiş, bu kıraç toprakların okutup besleyip yurtdışına gönderdiği diğerleri gibi -Siz ve sizin ağabeyleriniz gibi-  yapmayıp  memleketine geri dönüp bilgisinin zekâtını memleketinde vermeyi tercih etmişti! Adım adım memleketi dolaşarak, bıkmadan usanmadan ‘’Ağır Sanayi Hamlesi’’ demişti.  

O, temel attıkça siz aşağıladınız, “Ağır sanayi hamlesi” dedi, mideniz bulandı,  salyalarınızı akıttınız köşelerinizden. Medya, sanat maymunlarınızı devreye soktunuz aklınızca mizah yapıyordunuz; oysa itibarsızlaştırmaya çalışıp alay ederken, komedi yapalım derken komik  duruma siz düştünüz. 1974 yılında Kıbrıslı kardeşlerinin feryadına dayanamayıp Barış Harekâtı  başlattığında, barış güvercini kisvesi altında Yunanistan’a şarkılar söylediniz. Hani şu içerisinde mazlumları taşıyan botu batırmaya çalışan Yunanistan’a! 12 Eylül 1980 de de köşelerinizde, darbecilere çığırtkanlık yaparak, elini kolunubağlayıp Uzunada’ya hapsettirdiniz! 

1983 yılında, O'nun rahle-i tedrisinden geçen, Turgut ÖZAL'ı da ÖZAL Cuma namazına gitti,  ÖZAL şunu yaptı ,ÖZAL bunu konuştu... diye diye onu da köşelerinizde itibarsızlaştırmaya devam ettiniz. Yetmedi medya ve sanat maymunlarınızı devreye soktunuz; ancak zaman gösterdi ki yine mahcup olan siz oldunuz. Rahmetli Özal , Musul dedi, Kerkük dedi ve hep dedi. Kurduğunuz tezgâhı hissettiğinden olacak Şahı Nakşibendi Hazretleri'nin mezarında, yanındakilere, “Toprak alın lazım olur” demişti, döndü ve

Rahmeti Rahman'a kavuştu!  
1987 yılında, millet sizin taktığınız kelepçeleri söküp attı ve o başbakan oldu. O, sadece size akan vanaları kapatıp, memurlara tarihin en büyük maaş zammını verdi, kudurdunuz. Millete ve O'na 28Şubat zulmünü yaşattınız. O  haram paralarınızla milletvekili pazarları kurdunuz. Şemsiyenizi açıpaltına toplandınız milletin tükürüklerinden kaçmak için, sizin hesabınız vardı;  Ama Allah’ın da hesabı  vardı ve elbet  galip gelecekti. Bu millet Tıpkı 100 yıl önce Çanakkale’de olduğu gibi sabretti sabretti. Doğum sancıları başladı, müjde alındı. Doğan, itibarsızlaştırmaya çalıştığınız Hocanın bir talebesiydi, usta oldu:  Recep Tayip ERDOĞAN! O usta, patronlarınıza  “One minute!” dedi. “Bizim Ortadoğu’da ne işimiz var” diyerek milleti provoke etmeye çalıştığınızda O, ‘’Ortadoğu birileri için bataklık olabilir, bizim için tarihi bir şereftir!” dedi. Sizler, başına varil bombaları yağan Filistinli çocukları görmezden gelirken  o,  katillerin suratına, “Dünya beşten büyüktür” dediğinde, medya maymunlarınız ve sanatçı adı altındaki kuklalarınızla,  Gezi Parkı'nda tezgâh açtınız! 
Yazımın başından bu yana kimden bahsettiğimi siz çok iyi anladınız. Siz onun adını bile hiçbir zamantam söyleyemediniz. O, Profesör Doktor Necmettin Erbakan. O, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başbakanı. O, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oylarıyla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hocası. 
Ey itibarsızlar! Biraz olsun ABD ve Rusya’daki meslektaşlarınız kadar vicdanlı olabilseydiniz, bugün semalarımızda yerli imalatımız, kendi  üretimimiz  savaş uçaklarımız uçardı. Eğer ar damarınız çatlamadıysa doğru Merkez Efendi Dergâhına gidin, kapıdan içeri girince sol yana  dönüp, “Selamünaleyküm ya ehli kubur!” deyip O'ndan yani Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan özür dileyin!  
En azından ABD ve Rus meslektaşlarınızı örnek alıp ‘’yerli’’ olmayı deneyin. 
Nereden aklıma geldi bilmem. 
Bugün Pazar ya, onu da bir pazar günü kaybetmiştik. 
Şubat ayı da yaklaştı aklıma geldi işte! 
Ruhu için El Fatiha…  

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv