İstanbul Kamyoncular Borsası'nın verdiği ders

25.02.2016

Bin bir yüzü vardır İstanbul’un. Anadolu’nun hangi diyarından insan arasanız daha da öte İslam coğrafyasının hangi diyarından bir ses duymak isteseniz veya dünyanın hangi köşesinden bir yüz görmek isteseniz, bu, İstanbul’da mümkündür! 
Her şeyi mümkün kılar kılmasına da, hukukunu da kendisi koyar, şehr-i İstanbul! Kim ki bu hukuka uymaz bedelini ağır öder, ya yok olur gider ya da bu diyarı terk eder! Kim ki aç kalmış, doyurur İstanbul, sofrası bereketlidir. Hamdederek kalmasını bilene her daim bir kaşık tutar sofrasında, çünkü bu sofra Halil İbrahim sofrasıdır! 
Kimi zaman gayri meşru aleme de hakemlik yapmıştır bu ihtiyar şehir, ama hiç bir gayri meşru zulası da baş eğdirememiştir,  ya raconuna uyarsın ya da bir zulanın ucundadır nefesin! 
Hülasa, İstanbul dünyadır ve dünya da İstanbul’dan sorulur! Ne vakit ki, İstanbul geri çekildi ''görün gününüzü'' deyip başını dinlemeyi ve dinlenmeyi tercih etti, işte bu yüzdendir ki,  iki yakası bir araya gelmiyor dünyanın! 
Bereketli sofrasında şükrederek kalmayı beceremeyip, payımıza düşen lokma ile yetinmeyip, kardeşimizin lokmasına göz dikip gözünü oyanlar olarak, perişanlığımız ortada… 
Hukuksuzluğu hukuk belleyip kardeşlik hukukuna zeval getirip başkalarının insafından hukuk beklemekten daha zül ne olabilir ki! Baksanıza kardeş kavgamızın sulhunu bile, kanlılarımızın, olmayan insafına bırakmışız!  İstanbul kadısına emanet ettiğimiz sınır kavgamızı,  babadan kalan miras davamızı şimdilerde babamızın kanlısının insafına bırakmışız! 
Ümmet, geçmişte insafsızca birbirini boğazlamakla hürriyetini kazanan, arena gladyatörleri misali! Seyircilerimiz: Kraliçeler, krallar, prensler, prensesler, dükler, lordlar, atmışlar bizi arenaya, biz de birbirimizi boğazlamakla elde edeceğimiz hürriyetimizi bekler olmuşuz! 
Durun, bekleyin, dinlenin, dedi dövüşü zevkle izleyenler, ümmet durdu! Oysa canını almak için boğazına çöktüğü kardeşi, gözlerinin içerisine bakarken, tınmadı bile! Durun dedi, silah tüccarları! Silah stoklarımız bitti durun, dedi, durdu ümmet. Sonra bizden olan sandıklarımız da, bize, bunu tamam kralımız sizi azat etti, artık arenada birbirinizi boğazlamayacaksınız, şeklinde, anlatma gayretindeler! Oysa biz kardeşlerimizin boğazına kılıç sallamaktan kılıcın kırıldığının bile farkında değiliz! Çünkü kardeş boynu keserken kılıcımız kırıldığında, hemen yandan bir başka kılıç verildi elimize, boynu kesen de, boynu kesilen de bizim mahalledendi! 
HHH
Konu İstanbul’dan açılmaya görsün anlatacak söz çok olur elbet! Film çekimleri için üç haftadır, hemen hemen günün her saatinde İstanbul’u görme fırsatım oldu. 
Sirkeci tren istasyonunda setimizi kurduk malum film çekiyoruz ya! Sirkeci tren istasyonuna ilk önce yakalarında vilayet isimleri yazan adamlar gelmeye başladı. Bendeniz set arkadaşlarıma biraz çabuk olmalarını muhtemelen burada veya yakınlarda miting, gösteri olacak diye ikazda bulundum, kalabalık hızla arttı! Neyin nesi olduğunu sorduğumda buranın, Kamyoncular Borsası olduğunu anlatmaya çalışan onlarca insan başladı söze. Kimi buranın ne olduğunu kısaca anlattıktan sonra sanki beni bekliyorlarmış gibi işlerin bozulduğundan ve malum ekonomik sıkıntılardan bahsetmeye başladılar. Kimi Türkçe kimi Kürtçe anlatıyordu dertlerini ve hepsi birbirini tanıyor en önemlisi de birbirine inanılmaz saygılıydılar, belli ki aralarında bir kardeş hukuku var! 
Vedalaşırken ister istemez sordum, ‘’Burada görüyorum ki, öz anadan olma kardeşinizden daha fazla seviyorsunuz birbirinizi, peki bu ülkemizdeki kavga nedir?” Aralarından Ağrı’lı biri çıktı  “Buradaki ekmek kavgası, o senin dediğin konuda da ben, aynı cephede hemen senin sağ yanındayım!” dedi. 
İstanbul vicdana geldi ve bir kez daha verdi dersini. Ey birbirini boğazlayanlar durun bakın ve Kamyoncular Borsası’ndan ders alın! Yediğiniz ekmeğin kıymetini bilin! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv