Hukukçu değilim ama vatandaşım

03.03.2016

Hukukçu muyum değilim, ama hukuk eğitimi almış, hukuk dilini bilen, evrensel hukuk tanımına vakıf biriyim. Dahası mezun olduğum üniversite bölümünden, idari mahkemelerde birçok hâkim arkadaşlarım var. Hukuk derslerini bu ülkenin saygın isimlerinden Sayın Prof.Dr. Adnan Gülerman ve Ali Bozer’den aldım. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü mezunu aynı zamanda da Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi yüksek lisans talebesiyim. Hülasa hukuk diline az çok vakıf olarak, hasbelkader hukuki bir metin üzerinde, hiçbir hukuk eğitimi almamış kişilerin ahkâm kestiği bir ortamda iki çift laf etme hakkım olduğunu sanıyorum. 
Hadi bu vasfımı ‘’sen artistsin kardeşim’’ diyecek olanları haklı çıkarmamak için bir kenara bırakıp Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliğimle, ülkem, ülkemin kurum, kuruluş ve idarecileri ve vatanımın bekası için birkaç laf etme hakkım olduğuna inanıyor, Anayasa Mahkememizin Sayın Başkanı'na, birkaç soru sormak istiyorum. 

Anayasa Mahkemesi'nin asli faaliyeti Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan vatandaşının birlikte yaşamasının, bir nevi amentüsü olan anayasayı korumanın yanında, içtihatlarının olmazsa olmazı, milletin bağımsızlığı ve vatanın güvenliği olması değil midir? 
Anayasa mahkemesinin bir nevi örfi önceliği, milletin birlik ve beraberliğinin temeli anayasanın, uygulama mekanizması, devletin bekası, değil midir? 
Bir devletin bekasının ve milletin birliğinin en büyük teminatı, vatan toprağının güvenliği değil midir? 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en uzun sınırında vatan toprakları için tehlike sinyalleri çalmaktadır! 
Asli görevi vatandaşını yaşatmak olan devletin, en uzun sınırında yaşanan savaş şartlarına göre tavır alması, asli vazifesi değil midir? 
Peki, bu tavır almanın en asli unsurlarından birisi de, Milli İstihbarat Teşkilatı değil midir? 
Güvenliği sağlama gayesiyle yaptığı bir faaliyette, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yolunun kesilmesi, faaliyetinin alenileştirilmesi suç değil midir? 

Savaşların günümüzde, topla, tüfekle değil asıl başka alanlarda verildiği, tüm dünyada malumken, devletin bu cephelerde verdiği savunma savaşını sekteye uğratma çabası suç değil de nedir? 
Bunun gizlilik arz etmesi ve bırakınız basın mensubu veya hâkim, savcı, sanatçı olmayı ülkenin her vatandaşının, milli istihbaratını, bir namus mahremiyeti kabul etmesi gerekmez mi? 

En acısı da bunu medya yoluyla yayınlayıp, Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı düşmanlar lehine, delil oluşturulmasını sağlamanın cezası yok mudur? 
Bu suçu devletin tüm ikazlarına rağmen ısrarla işlemenin bir karşılığı yok mudur? 
Ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başı, Cumhurbaşkanımızın aleyhine bu yayınlar delil sayılıp uluslararası alanda davalar açılırken! 

Devletin mahremi, milletin ar örtüsü olan istihbarat teşkilatının alenileştirilmesini tabiri caizse devletin eteğini kaldırıp milletin iffetinin ortalığa saçılması suçunu hangi yasayla, içtihatla ve fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirebilirsiniz? 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak birlik ve beraberliğimizin amentüsü anayasamızın teminatı gördüğümüz Anayasa Mahkememizden bu sorularımın cevaplandırılmasını istememin, en azından Can Dündar kadar hakkım olduğuna inanmaktayım.

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv