Farkında mıyız, 101 yıldır bizim gençlerimiz ölüyor!

10.03.2016

Farkında mıyız, 1900’lü yılların başından beri birileri bizim çocuklarımızı özellikle de gençlerimizi öldürüyor? 
Altı yüz yıl devam eden, gittiği her yere adalet ve imar götüren Osmanlı, ihtiyarlamış; birileri paçasından, birileri yakasından derken en nihayetinde de bir araya gelip yedi düvel bir olup şahdamarına çökmüştü. 
Balkan, Trablusgarp, Yemen, Rus, Çanakkale derken, en nihayet kendi küllerinden doğan yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti! 
Elde avuçta ne kaldı diye baktığımızda, 1927 yılında yapılan nüfus sayımında toplam 13.649.945 kişi kaldığımızı gördük. Bu, 13.649.945 kişinin 7.065.541 kişisi kadın, 6.584.404 kişisi erkek, var olan erkek nüfusun çoğu yaşlı ve savaş gazisi, kalanı da çocuk! 
Koskoca imparatorluğun enkazı sırtında, memleketin her tarafı imara muhtaç, üretim yapacak fabrika sayısı neredeyse sıfır, tarlayı ekecek biçecek nüfus yorgun, yaralı, yaşlı! Öyle ki, Abdullah Cevdet denilen zatın, “Damızlık erkek getirelim” alçakça teklifini yaptığı bir ortam! 
Özelikle de Çanakkale Savaşı’nda verdiğimiz kayıpların, memleketin imarı ve kalkınması için yetiştirilmiş eğitimli kadrolar olması hasebiyle, daha sonra, ‘’Acaba Çanakkale zafer mi, yoksa büyük bir kayıp mı?’’ tartışmasına bile sebep olmuştur! 
Kurtuluş Savaşı kayıplarımız da bizi iyice insan kaynağı açısından dibe vurdurmuş, eli kalem tutan meslekli insan sayımızı neredeyse sıfıra indirmiştir. 
Kaybedilen vatan topraklarında kalan, Türk ve Müslüman nüfusu, kah zulümlerden, kah mübadelelerden, kah kendi istekleriyle 1935’ten sonra Anadolu’ya göç etmeye başlamış, böylece nüfusumuz hızla artmıştır. Bu artış aynı zamanda da imara muhtaç Anadolu toprakları için bir ilaç olmuştur! 
1940’lı yıllarda tek tük bacalar dikilmiş, 1950’lerin sonuna doğru, Anadolu insanı giyecek bezini üretmeye başlamıştır. Merhum Adnan Menderes iktidarı ile sofrasına koyduğu tabak sayısı artmış, motorun sesini uzaktan da olsa duymaya başlamıştır. 
İşte ne olduysa bu zamanda oluyor, özellikle Anadolu’nun memlekete kalifiye eleman yetiştiren okullarına el atıyor birileri! 
Birileri dedimse aslında tanıdık ellerdi, bu elin kimisini Sarıkamış’tan, kimisini Balkan’dan, kimisini Trablusgarp, Yemen ve Çanakkale’den tanıyorduk zaten! 
Okullar, derken fabrikalar, Tariş yakıldı! Duvarlarına “Türk askerini arkadan vur, Rus askerine selam dur!” yazıları yazıldı. Devamında ODTÜ yarası açıldı ki halen gün gelir, irin sızdırmaya devam eder! 
1960-1980 ihtilalleri sırasında, sadece gençlik olaylarında, okumuş gençlerimizden verdiğimiz kayıp 5000 rakamının üstünde! 
Manidardır ki, 11 Eylül’de sokaklarda ölüm olurken, 12 Eylül’de bıçak gibi kesilmişti! 
1982-1984 yılları arasında, Bekaa Vadisi’nde eğitilen maşalar, tekrardan Anadolu gençlerini öldürmek için yollanıyor üstümüze ve sonuç, 1984’ten bugüne kadar 40.000 rakamını aşan, genç ölümleri! 
Tıpkı 101 yıl önce, Balkanlar’da tezgâhlanan oyun, 1984-2012 arasında tekrar yaşatıldı bize! Sonrasında ümmetin çocukları öldürülmeye başlandı, sadece Suriye’de 500.000 rakamına dayandı Müslüman insan kaybı! 
Sanayi devrimiyle birlikte, endüstrileşme hamlesinin arifesinde başlayan genç ölümleri, bilgi çağının ortasında devam etmekte! 101 yıl önce iki ölsek de bir öldürüyorduk, bu sefer onlardan ölen yok, ölenler bizim çocuklarımız! Her gün haberlerde söylenen isimlere bakınız: Ahmet, Mehmet Ayşe… Bu listede neden Hans, Coni, Vladimir yok? 
Birileri bu yarışta yarışçılarımızı öldürerek, bizi yarış dışına itiyor galiba! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2018 Yenilmez Sanat Merkezi - Her Hakkı Saklıdır.

Yeni logo.png