Tek maddelik anayasa olur mu?

14.04.2016

Neredeyse, 200 yılı aşan bir demokrasi geleneğine sahibiz.  Tanzimat’tan beri, aksak topal da olsa bir meclisimiz, zaman zaman “gizli oy açık tasnif”li de olsa, milli iradenin onayının alındığı bir süreç yaşıyoruz! 
Demokrasi, milli irade dendiğinde modeli ne olursa olsun, ister başkanlık ister başbakanlık, yönetim erki, milletindir. 
Yönetim erkinin de amentüsü anayasadır.  Demokrasi ile yönetilen ülkelerin elbette bir anayasası vardır.  Bu anayasayı da milli irade yani millet onaylayarak “Evet, beni bu üzerinde ittifak ettiğimiz hüküm veya hükümlerle idare et!” demiştir. 
Eğer bu yönetim erkinin eline verilen anayasayı, millet yani milli irade yapmamış, millet yani milli iradeye “Sen bilmezsin, ben seni senden daha iyi bilirim” mantığıyla birileri dayatıp zorla da onaylatmışsa o devlet demokratik bir devlet değil, o millet de demokrasinin nimetlerinden yararlanıp kendi kendini yöneten millet değildir! 
Peki, bundan ne çıkar? Bundan “paylaşımda hukuksuzluk” ortaya çıkar! Nimeti de külfeti de paylaşmadaki hukuksuzluk, dolayısıyla adaletsizlik ortaya çıkacaktır! Nimet ve külfetin adil paylaşılmadığı kısacası adaletin olmadığı yerde kavga olması kaçınılmaz olacaktır. Kavganın hüküm sürdüğü ortamda da nimeti güçlüler, külfeti güçsüzler omuzlayacaktır! Nimet insan omzuna hafiftir, külfet ise zor taşınır. 
Nimet külfet ile tatlandırılmazsa deli bal etkisi yapar,  delirtir, şımartır! 
Külfet de nimet ile tatlandırılmazsa boğar, bunaltır, isyan ettirir! 
Nihayetinde nimeti elinde bulunduranlar da ellerindeki nimetin sefasını süremez! 
İki yüz yıllık demokrasi geçmişine sahip olmamıza rağmen, hala milli manifestomuz olan anayasamızı oluşturamadığımızdan ve bu milletin iradesinden geçmesi gereken milli manifestomuzu, ya nimeti elinde bulunduranlar ya kuvveti elinde bulunduranlar ya da her ikisi de yazdıkları içindir ki yaşadığımız hali, kader belledik! 
Oysa 20 Ocak 1921 tarihinde, yani var olma yok olma mücadelesi verdiğimiz, yani vatan coğrafyasının cayır cayır yandığı günlerde 23 asıl bir de tali maddeden oluşan anayasamızla, Anadolu yangın yerinden kurtarılarak,  bu devlet kurulmamış mıydı? 
Sonradan cumhurbaşkanı ile başbakan arasında pinpon topu haline gelen bir anayasa ve neticesi, hakkın mahkemede değil mafya ofislerinde arandığı, İnfazın, hapishane koridorlarında mafya tetikçileri tarafından edildiği bir ülke haline gelindi! 
Şehirlerde ev kapılarında çelik de yeterli olmamış, onlarca kameranın gözlediği, keskin tel örgülerle çevrili, modern hapishaneler haline gelmiş evlerde yaşayan insanların oluşturduğu toplum! Hakimlerin  kanuna göre değil, ağabeylere danışarak karar verdiği mahkemeler! 
Hülasa, yeni anayasa tartışmalarının olduğu şu günlerde birazcık da olsa anayasa dersi okumuş , anayasadan mustarip olmuş bir vatandaş olarak, otuz yıldır il il, ilçe ilçe dolaşan ülke insanı ile her ortamda dertlenen bir sanatçı olarak bu sürece nacizane bir katkıda bulunmak istiyorum . 
Bu alanda uğraşanların da çok iyi bildiği gibi koskoca İngiltere yazılı olmayan bir anayasa, ama iyi bir hukuk sistemiyle idare edilmektedir,  anayasası örfidir!  Bir başka ifadeyle, İngiltere, Milli manifestosunu örfüne, geleneklerine emanet etmiştir! Örfünü anayasa olarak bellemiştir. 
Peki, biz neden örfümüzü anayasa bellemeyelim? 
Hadi, örfümüzü kaybettik unuttuk diyelim, 23 maddelik anayasayla, yangın yerini söndürüp, vatanı kurtarıp, bu devleti kurabildiysek, tek maddelik bir anayasa ile neden yetinmeyelim? 
Teklifim şu: Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan vatandaşının, (dili, dini, ırkı ne olursa olsun ) doğuştan elde ettiği haklar, tartışma konusu yapılamaz,  bu bir insanlık suçudur! Türkiye Cumhuriyeti Devletinin asli vazifesi, vatandaşlarının doğuştan elde ettiği hakları hür ve müreffeh bir şekilde yaşayabilmesi için hadim olmaktır. 
Tali madde: Doğuştan elde edilen haklar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde tarifi yapılan haklardır. 
Hemen “ Sanatçı ukalalığı” demeyin lütfen! Biz,  insanı yaratılmışların en şereflisi bilmiş, bir dinin mensupları değil miyiz? 
Devlet, insan için gerektir! ”İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” diyen ecdadın torunları değil miyiz? 
O halde, hadi “Tek maddelik anayasa olmaz” dediniz, hiç olmazsa, anayasamızın ilk maddesi bu olamaz mı?

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv