Ertuğrul Kürkcü aslına rücu eti!

21.04.2016

“Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;  
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına.  
Hâlbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin  
Değişilir topu da bir sokak kaltağına.” 
Merhum Hüseyin Nihal ATSIZ Hoca ne de güzel söylemiş, ‘’Hâlbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin/  
Değişilir topu da bir sokak kaltağına”! 
Yüreği milleti ve devleti için çarpmış bir neslin yetişmesinde büyük emeği olan yazar, şair, münevver insan Hüseyin Nihal ATSIZ! Tabutluklarda yatmış, çileli bir hayat yaşamış dava adamı! 
Bendeniz merhum Atsız Hoca'nın bu mısralarını bir başka severim. Yol arkadaşlığı, dava arkadaşlığı, ülküdaşlık bir de bizim solcu tayfanın yoldaşlık bahsinde ne zaman bir sükûtu hayale uğrasam ya da uğrayan birini görsem hemen merhumun “Hâlbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin/ Değişilir topu da bir sokak kaltağına’’ dizeleri gelir aklıma! 
Şimdi siz, “E nerden çıktı bu, hem ülküdaşlık hem yoldaşlık bir arada zikrediyorsun” diyeceksiniz! Aslında haksız da sayılmazsınız. Mevzuya girmeden önce, 70’li yılların sonunda Ordu’da, o dönem hem Ocak başkanım hem de daha sonrasında hocam olan Sayın Nusret Efendioğlu’nun bir sözünü paylaşmadan edemeyeceğim. Bir gün Ordu Lisesi'nde bizim solcular azıp, bir ülküdaşımızı (on, on beş kişi) tuvalette sıkıştırıp feci bir şekilde dövmüşlerdi! Nihayetinde Nusret Hoca bu cengâver solcuları (!) alıp karşısına, “Ulan oğlum, tamam solcusunuz, komünistsiniz de azıcık da delikanlı olsanız” diye başlamıştı söze! 
Tarih 30 Mart 1972, yer Kızıldere! 
12 Mart 1971 Muhtırasında idam cezası alan, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için, Mahir Çayan (THKPC Genel Başkanı), Ertuğrul Kürkçü (DEVGENÇ Genel Başkanı), Hüdai Arıkan (DEVGENÇ MYK), Cihan Alptekin (THKO), Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan ve Ahmet Atasoy, iki İngiliz, bir Kanadalı radar teknisyenini kaçırırlar,  Kızıldere köyüne, muhtarın evine konuşlanırlar! 
Mevzu çok uzun ve hala muammalarla, aydınlanmayı bekleyen sorularla dolu! 
Bir çatışma süreci yaşanır: 
Makinalı tüfekler patlar! 
Yüzlerce mermi sıkılır! 
Yetmedi el bombaları patlar! 
Nihayetinde eylemciler ölü olarak ele geçirilir! 
Eylemcilerin yakınlarına haber verilir. Kiminin anası, kiminin babası, kardeşi Niksar Devlet Hastanesi'ne gelir ve herkes yakınını alır! 
Ancak oğlunu almaya gelenlerden bir tanesi eli boş döner. Aradığı kişi ölenlerin arasında yoktur! 
Daha sonra anlaşılır ki, ne hikmetse, nasıl olduysa onca patlama, onca merminin arasında, çatışmanın yaşandığı evin dışındaki samanlıkta biri sağ kalmıştır! 
O, kim mi? 
O, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni suçlayıp, eli kanlı namussuzları “gerilla”’ diyerek masumlaştıran,  Avrupa Parlamentosu Türkçeyi resmi dil olarak kabul etmesine rağmen ipini tutanların diliyle soru soran Ertuğrul Kürkçü! 
Yazılacak çok şey var ama karaktersizliği anlatmak için, 2bin 500 karakteri aşmayalım. Merhum Nihal Atsız, en özlü şekilde söylemişti ya, “Hâlbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin/ Değişilir topu da bir sokak kaltağına’’! 
Rahmetli babaannem nur içinde yatsın, Osmanlı kadındı, bu gibi durumlarda elini beline atar, kartal bakışlarını insanın gözünün içine diker ve “Şalgamı dikersin köküne çeker, soyunu ……… soyuna çeker!” derdi. 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv