Sayın Sinan Oğan Bey siz hangi bayramı kutladınız?

26.04.2016

Bugün, çöken kültürel bağışıklık sistemimiz neticesinde kaybettiğimiz “Aidiyet ve Mensubiyet” şuurumuzun, tamiri olarak gördüğüm, 64. hükümetin açıkladığı ‘’Kültürel Kalkınma’’ projesini yazacaktım. 
Ancak öyle bir hal yaşıyoruz ki hem bu projenin ne denli elzem bir proje olduğunun anlaşılması hem de ‘’Aidiyet ve Mensubiyet’’ şuurumuz noktasında ne hale geldiğimizin görülmesi gerekmektedir! 
Bendeniz bir tiyatro sanatçısıyım. Ekmeğimi, geçimimi tiyatro sahnelerinden kazandım. İstanbul’a taşındıktan sonra da televizyon dizileri ve sinema filmlerinde rol aldım. Kısacası, mensup olduğum camiada bile “artis” olmanın ötesine de geçemedim! 
Oysa sanat topluma ayna tutmaktı, hep bunu başarmaya çalıştım! 
Sosyalist ve Nasyonal sosyalist kesim tarafından da hiç ama hiç sevilmedim! Hele hele bu kesimin ayrılıkçı eli silahlı kesiminin hep hedefi oldum! Maalesef, ülkemdeki kültür sanat hayatının tayin edicileri de hep bunlar olduğu için, ağır bedeller ödedim! 
Mensup olduğum Ülkücü camianın içerisinde de, 1986 yılından beri itirazlarımı zaman zaman fısıltı, zaman zaman ise yüksek sesle dillendirmeye çalıştım. Bunların ötesinde de itirazları olan ağabeylerimin yanında durup onlarla aynı kare içerisinde olmaktan da şeref duydum. Bu itirazlarımın bedeli de çok ağır, çok acı oldu! 

12 Eylül cellatları tarafından, İzmir Buca Cezaevi'nde Halil ESENDAĞ ve Selçuk DURACIK’ın idamı merkezli, Ülkücü hareketin çilesini anlatan, Sayın Mehmet KARANFİL’in kaleme aldığı ‘’Kırılan Güller’’ isimli oyunu sahneye koyup Anadolu ve Avrupa’da 36 yerde turnesini yaptım! O dönemde de itirazlarım sebebiyle, oyunumuzun ilk temsilinde, Bizim Ocak teşkilatına satılması için yollanan 500 adet biletten, sadece 1 tanesinin satılmış olması, -onu da, dönemin Bizim Ocak Genel Başkanı rahmetli Metin TOKDEMİR’in almış olması-  bu durumun en acı örneklerinden birisidir! 
Bütün bunların sonucunda da, o dönem MÇP’den ‘’Ayrıldık mı, ayırdılar mı?’’ bilemediğim bir netice yaşadık! 
Sonrası malum, merhum Muhsin Başkan ve BBP süreci… Rahmetli Başkan'ın şehadeti neticesinde de, bugünkü BBP Genel Başkanlık makamındaki zat tarafından, partiden ihraç edildim! 

Bugün ise kamuoyunda, ‘’Ülkücü sanatçı’’ olarak anılıyorum ve bedeli ne olursa olsun bundan da şeref duyuyorum. Bu isimlendirmenin sebebinin de hasbelkader ‘’Ülkücü töre ve terbiyenin’’ gereği ortaya koymuş olduğum duruş resminden kaynaklandığını biliyorum. Çünkü hareketimizin temel taşlarından, rahmetli Seyit Ahmet ARVASİ, ‘’Ülkücü, duruşundan, yürüyüşünden, resminden tanınmalı.’’ tarifini öğretmişti bize. MHP’nin geçirmiş olduğu süreçten dolayı da çok ama çok dikkatli yazmaya, konuşmaya çalışıyorum, ancak mazim, aidiyetim ve algılanan kimliğim ile Sayın Sinan OĞAN Bey'e bu soruyu sorma hakkımın olduğuna inanıyor ve soruyorum: 

Sayın OĞAN, bendeniz ‘’Ülkücülük’’ tarifini ideolojik bir tarifin ötesinde bir ‘’Duruşun’’ adı olarak tarif etmenin doğru olduğuna inanmaktayım! Ülkücü hareket, bir refleks hareketi olup, bu milletin sinir uçlarını temsil eder, milletinin inanç değerlerinin, sinir uçlarına dokunan olduğunda da tepkisi büyük olmuş ve olacak olan bir harekettir! 

Sayın OĞAN, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her şeyden ve herkesten önce milliyetçilerin, ülkücülerin kutlaması gereken bir bayramdır! Haklı veya haksız devlet ricali alışılagelmiş resepsiyonunu iptal etmiş olabilir. Siz Ülkücülerin milliyetçilerin partisi iddiasında olan bir partinin, MHP’nin Genel Başkan adayı olarak Cumhuriyet Gazetesi'nin organizasyonunda yapılan 23 Nisan resepsiyonuna katılıp, kapıda ‘’Ülkücü’’ dendiğinde saçları diken diken olan, her fırsat ve her ortamda ülkücüleri itibarsızlaştırmaya çalışan,  Bayırbucak Türkmenleri'ne giden silah yardımı TIR'larını ısrarla, özelikle batıya jurnalleyen ve bu suçtan yargılanan, bu jurnal neticesinde de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı uluslararası mahkemelerde yargılatmaya çalışan Can DÜNDAR’a reverans yapıp, içeride, ‘’1915 Olayları Ermeni soykırımıdır ve soykırım olarak tanınmalı, özür dilenmelidir’’ diyen, “Biz sırtımızı PYD’ ye dayadık” çıklaması yapıp, bu vatanı bölmek, parçalamak için her gün vatan evlatlarını şehit eden, Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’nın ortasında bomba patlatan canlı bomba leşinin cenazesinde, gözyaşları ile taziyede bulunan Figen YÜKSEKDAĞ ile hangi bayramı kutladınız? 
Bir ülkücü olarak, vatandaşı olduğum Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetmeye talip MHP Genel Başkan adayı olan sizden, bu sorumun cevabını bekliyorum! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv