Her siyasi yapının, teşkilatın mutlaka bir misyonu vardır.

03.05.2016

Her siyasi yapının, teşkilatın mutlaka bir misyonu vardır. 
Özelikle de siyasi yapılar bir talepten, ihtiyaçtan doğmuştur. 
Memleket meselesi üzerine şekillenir siyasi yapılar. Memleketin sorunlarına ürettikleri çarelerle kamuoyunun karşısına çıkarlar. Onlar diyeceklerini der, kamuoyu da kime inanır ise ona yetki verir. Kendisini ‘’temsiliyet’’ yetkisi. Kamuoyunun bir kısmı da, diğer bir başka söyleme inanır ve ona  ''ben de sana inandım'' der iradesini ortaya koyar. Asıldan yetkisini alan siyasi temsilciler de “Ben, şu kesimin temsilciyim'' der. Artık  ''Asılların temsilcileri'' olarak hareket ederler. 
Buraya kadar yazdıklarım, her şeyin yolunda gittiği, olağan üstü bir şeylerin olmadığı zamanlarda demokrasinin basit bir işleyişidir. Bu her şeyin yolunda gittiği dönemlerde aslın temsilcileri zaman zaman temsiliyette yalpalamalar yaparlar! Asıl da bu gibi zamanlarda, onların da kendileri gibi bir insan olduklarını, elbette insanın hatası ve yanlışları olabileceğini düşünür bu yalpalamaları sinesine çeker! Siyasi geçmişimize baktığımızda onca örnek göstermek mümkündür! 
Şunu da özelikle belirtmek isterim ki, siyaset sadece ''iktidar'' olmak zorunda da değildir! Elbette her siyasi parti ''iktidar'' olmak ister ve isteyecektir de! Ancak iktidar olmanın öncesinde  ''olmazsa olmaz'' olan, yetki aldığı, temsil ettiği kesimi layıkı ile temsildir! Bizde ve dünyada iktidar olmadan da bazen tek bir vekil ile yüzlerce vekilin yapamadıklarını yapan örnekler vardır! 
Misal merhum Muhsin YAZICIOĞLU! 
En buhranlı dönemde, tankların, vatanı bölmeye çalışanların üzerine, serhat boylarında yürümeleri gerekirken, Sincan sokaklarında yürüdüğü dönemde  ''Namlusunu milletine çevirmiş bir orduya selam durmayız'' sözü, horlanan, itelenen yüreklere su serpmiştir! 
Milletvekili pazarının kurulduğu dönemde 7 milletvekili ile rahmetli Erbakan Hoca'nın başkanlığında kurulan hükümete destek konuşmasında, ''Size Müslümanlar'ın iktidarını engelledin dedirtmeyeceğim'' diyerek demokrasinin tıkacını açmıştır! 
Rahmetli Erbakan Hoca'nın 1974’ te merhum Ecevit ile koalisyonu Kıbrıs zaferini doğurmuştur! Merhum Türkeş’in milliyetçi cephe hükümetlerindeki bakanlarından merhum Gün SAZAK gümrük kapılarında yolsuzlukları sıfıra indirerek merhum Abdi İPEKÇİ’nin iltifatına mazhar olmuştur! 
Ancak öyle bir an vardır ki! 
Var olma yok olma anıdır o an! En ufak zafiyetin çok pahalıya mal olacağı, bedelini de nesillerin ödeyeceği anlardır! Türk Milleti ve Türk devleti bu gibi anları yaşayabilme ihtimali yüksek millet ve devlettir! 
Tıpkı yaşadığımız bu günler gibi! 
100 yılın finali alınmaya gelinmiş! 
Kan bağı, inanç bağı olduğumuz coğrafya bombalanıyor! Müslüman Müslümana düşürülmüş, bir tarafta ümmet, sahile vuran bebeklerinin cesetleriyle kahrolurken, diğer tarafta İngiltere, Kraliyet ailesinin en küçük prensesi Charlotte'nin 1. yaş günü fotoğraflarını seyredip bayram ediyor! 
İşte bu gibi anlar temsilcilerin, asılın yüklediği mesuliyetlerini en yüksek mertebede tutmaları gereken anlardır! 
Çünkü karar vermede hızlı ve isabetli, risk almada ise mesuliyetlerinin idrakinde olmaları gereken bir andır! Tüm hesaplaşmaların bir yana bırakılıp sadece tek hedefe kilitlenme anıdır! 
''Söz konusu vatansa gerisi teferruattır'' sözünün gereği budur! 
Peki, halimiz nedir? 
İktidar göğsüne vurulan yumrukları göğüslerken, aynı zamanda da aç, muhtaç, mazlum ümmeti doyurma, çıplağını giydirme gayretinde! Ne acıdır ki an gelip en ummadığı ''Mahremiyet'' kavramını en iyi bildiğine inandığı birileri tarafından en mahrem yerinden vurulmakta! 
Yapıcı olması gereken, siyasi rakipliğin hiç ama hiç olmaması gerektiği dış politikada, tabiri caizse düşmanın sözcülüğüne soyunmuş bir CHP! 
Milli duruşu ve mevcudiyetinin gereği, zaman zaman devlet, dolayısı ile hükümetin yanında, yanlışlarını ise üslubu lisan ile anlatması gerekirken yapamayan, kendi iç kavgasını mahkeme koridorlarına taşımış bir MHP! 
Yüz yıl öncesinde yaşadığımız en büyük acılardan biri olan ‘’Ermeni Mezalimi'' dir! Bu mezalimin en büyük mağdurları ise Müslüman Kürt kardeşlerimizdir! Müslüman Kürt kardeşimizi temsil iddiasında olan HDP Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Ermeni katillerin resimlerini, milletin meclisinin koltuklarına koyup  “Ermeni Soykırımı tanınmalı'' diyor! 
 Sözüm omuzlarında milletin ve ümmetin dolayısıyla insanlığın mesuliyetini taşıyan iktidar partisi AK PARTİ vekillerine! Siz Birinci Meclis'in mesuliyetini taşıyorsunuz! Siz dün Gaziantep'i, Kilis'i, Fransız, İngiliz işgaline karşı savunan meclisin mesuliyetini taşıyorsunuz! Her zamankinden daha sabırlı olmak, daha ince eleyip sık dokumak, her zamankinden daha fazla dik, kararlı, vakur bir şekilde liderin yanında arkasında olmak zorundasınız! 
Unutmayınız ki, büyük zaferler feda olmak ile mümkündür! 
Hamdolsun ki sizler şimdilik feda olmakla sınanmıyorsunuz! Sadece ‘’fedakârlık’’ ile tarihin sırtınıza yüklediği yükü layığı ile taşımak durumundasınız! 
Düşürmeden! 
Neden mi yazdım? 
Dünya ve ahiret kardeşliği hukukuna sığınarak, hatırlatmak ve ayna tutmak için. 
Benim görevim de ayna tutmak ve hatırlatmak! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv