Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanım teşekkürler TRT

10.05.2016

Rivayet olunur ki, 
Kuşların hükümdarı olan Simurg, 
Yani “Zümrüt-ü Anka”, 
Bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş… 
Bu kuşun özelliği, 
Gözyaşlarının şifalı olması 
Ve yanarak kül olmak sureti ile ölmesi, 
Sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesiymiş… 
Kuşlar, Anka kuşuna inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. 
Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe, 
Onlar da Anka kuşunu bekler dururlarmış. 
Ne var ki Anka kuşu, ortada görülmedikçe 
Kuşkulanıp, umudu kesmişler. 
Derken, bir gün, uzak bir ülkede, 
Bir kuş sürüsü, 
Anka kuşunun kanadından bir tüy bulmuş. 
Anka kuşunun var olduğunu anlayan 
Dünyadaki bütün kuşlar toplanmış… 
Yıllarca Süleyman peygambere kılavuzluk yapmış 
Sırtında tarikat elbisesi, 
Başında hakikat tacı olan, 
Gönlü perişan Hüthüt’ te kuşların arasındaymış… 
-“Ey kuşlar, 
Ben gayb habercisi Hüthütüm. 
Allah katından haberlerim, 
Yaradılış sırlarından bilgim var. 
Eğer siz bana yol arkadaşı olursanız, 
Kuşların hükümdarının kapısına varabiliriz. 
Ulu bir dağ var. 
Adına, Kafdağı derler. 
Bizim hükümdarımız, onun arkasındadır işte. 
Adı da “Simurg”tur. 
O bize çok yakındır, ama biz ona öyle uzağız ki…” 
Binlercesi bu sevdayla yollara düşmüş, 
Bu yolda ölmüştür. 
Çünkü yol uzun, deniz ise derin. 
Hadi! 
Biz de kendimizden geçelim, yola düşelim. 
Sevgili yoksa can ne işe yarar. 
Bu yolda canını feda etmek gerek. 
Sen can ver ki, sevgili sana, binlerce can ihsan etsin. 
Hükümdarlarının büyüklüğü ve yüceliğini işiten kuşların akılları başlarından gitmiş. 
Hasret, yüreklerini sarmış, 
Sabırsızlanmışlar. 
Hüthüt’ ün arkasına dizilip, yola düşmüşler. 
 Evet bu, bazımızın bildiği, çoğumuzun bilip unuttuğu, yeni neslin ne adını ne de anlamını bilemediği, Zümrüt-ü Anka yani Simurg hikayesinden… 
Hikayenin buraya kadar olan kısmını isterseniz bir de yaşadığımız son günleri, ümmetin son halini düşünerek okuyalım. 
Kuş sürüsünü ümmet coğrafyası olarak, Simurg’u yani Zümrüt-ü Anka kuşunu da Türkiye olarak düşünüp okursak hikayeyi bir daha, adeta yaşanılan hali görürüz. 
Hali perişan olan ümmet coğrafyası, Davos’ta  “One minute” çıkışıyla, ama en önemlisi de “Dünya beşten büyüktür” çıkışıyla Simurg’un kanadından bir tüy buldu! 
Ve düştü Simurg’un yani Türkiye’nin ardına! 
Evet, bu yol uzun, denizler derindi! 
Aşacak yedi vadi vardı: 
İstek 
Aşk 
Marifet 
İstiğna  (Minnet altına girmemek, elindekini kafi bulmak.) 
Tevhid 
Hayret 
Yokluk 
Vadileri geçilecekti! 
Elbet bu yolda düşenler olacaktı, kimi bir tek buğday tanesine kanacak, kimi de çalgıya çengiye sapacak yolda kalacaklardı! 
Hikayenin sonunda, kala kala 30 kuş kalır! 
Yolun sonunda görürler ki, asıl yolculuk kendilerine, kendi içlerine yapılan yolculuktur! Yani kendi değerlerine, doğrularına yönelerek, küllerinden diriliş yolculuğu! 
İşte bu hikaye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN himayelerinde, TRT Genel Müdürü Sayın Şenol GÖKA Beyin nezaretinde TRT Radyo Dairesi Başkanı Sayın Amber TÜRKMEN Hanımefendinin başkanlığında bir müzikal proje şekline getirildi, Haliç Kongre Merkezi'nde, bendenizin de anlatıcı olarak katılımımla, sahnelendi! 
Tam da Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mahir ÜNAL Beyin “Kültür Kalkınma” paketini açıklamasının ardından! 
Ülke ve ümmet olarak kaçıncı vadeden geçiyoruz bilmiyorum ama hamdolsun ki yola çıktık! 
Yazımı, geçtiğimiz haftalarda doğumunu kutladığımız, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin mısraları ile bitirmek istiyorum... 
Hak şerleri hayr eyler 
Ârif anı seyreyler 
Zan etme ki gayreyler 
Mevlâ görelim neyler. 
Neylerse güzel eyler .

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv