MHP kurultaya gidiyor

26.05.2016

Ankara ziyaretlerimde genellikle Başkent Öğretmenevi’nde kalmayı tercih ederim. Ankara adeta ayağınızın altındadır, muhteşem bir manzarası vardır.  En önemlisi de hemen yakınında Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ‘in kabri yer alır, pencereyi açtığınızda da Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın kabri karşınızdadır. 
Öğretmenevine geçerken Başbuğ’un kabrine uğrarım,12 Eylül İhtilali'nden sonra, onu anons ettiğim günler geçer gözlerimin önünden! 
İzmir Gümüldür Çukuraltı günleri! Rahmetli Başbuğ yaz aylarını ailesiyle burada geçirirdi. Çocuklarından Ahmet Kutalmış ile Aybike, o dönemde yaşça küçük ve çok sevimli çocuklardı. 
Başbuğ, sabah erken kalkar bizimle beraber yürüyüşe çıkardı, bu esnada espriler yapardı! Yanlış okumadınız, o herkesin sert bildiği rahmetli Başbuğ espriler yapardı biz gülerdik! Daha üniversite talebesi olduğumuz halde bize fikrimizi sorar, değer verirdi.  Zaman zaman ödevler verir, sabah yürüyüşlerinde  imtihana tabi tutardı. En önemlisi de fikrimizi sorup bize değer verdiğinde, biz kendimizi önemli insanlar olarak görürdük özgüvenimiz artardı . 
Zaman zaman tepkilerini, eleştirilerini arz etmeye gelen insanları dinlerdi ve hemen hemen hepsi de yanından tebessüm ile ayrılırlardı. Gelenlerin illerinden isimler sorardı hatta köylerindeki falancanın iyi olup olmadığını sorduğunda ise çok şaşırırdım! 
Hiç unutmam bir sabah yürüyüşünde de bendenizin köyü Ordu Karaağaç köyünden geçen Melet Irmağı'nın üstündeki köprüyü sormuştu! O köprünün aslında, Çatalkaya’da bir asma köprü şeklinde olması gerektiğini söylediğinde kalakalmıştım!  
Arife ve önemli günlerde elini öptüğümüzde elimize zarf sıkıştırırdı, zarfı açtığımızda içerisinden o günlerin en büyük parası çıkardı. Hepimiz gurbetteydik ve bize harçlık verirdi. Oysa evinde telefon yoktu!  Hemen evin yanında bulunan bakkalın önündeki, jetonlu telefon kulübesinde, görüşmelerini yapardı! Bu görüşmelerde neler duymadık, nelere şahit olmadık ki! 
Arabası, 12 Eylül öncesinden kalma Buick marka bir arabaydı ve hızı çokseverdi ! 
İçimde ukdedir, o, jetonlu kulübede görüşmesini yaparken bir gün aracının içerisinde telefonla konuşan birini görmüştüm;  sonrasında o telefondan Başbuğ’a da almak için o dönem ağabeylerimize gittiğimizde aldığımız cevabı, burada yazmayacağım! Sonradan her biri milletvekili olan ağabeylerimiz! 
Şu anda televizyonda alt yazı geçiyor “Yargıtay kararını açıkladı MHP kongresini onayladı”! 
Bir başka alt yazı Devlet BAHÇELİ yönetimini topladı! 
Bu ne hız, MHP Genel Başkan Yardımcısı kurultay tarihini açıkladı hem de Arena'da! 
Müthiş hız,  Sayın Meral AKŞENER, Fatih ALTAYLI’nın programında “Ülkücülerin ilk Başbuğ’u Atatürk” diyor! Devamında da; “Biz ilk Başbuğ’umuz Atatürk ten sonra,  Cumhurbaşkanı çıkaramadık“!.. 
Yine o günlere döndü mahzun yüreğim, Libya Caddesi'nde, tek katlı müstakil MHP Genel Merkezi'nin olduğu günlere! Ankara’ya ayak basar basmaz gitmeye can attığım, bir bardak çayına dahi doyamadığım adres! 
Bir yanımda Başbuğ,  karşımda Gazi Mustafa KEMAL! 
Şimdi fark ettim buradan Başkent Öğretmenevi’nden MHP Genel Merkez binası da görünüyormuş, gecenin bu saatinde de ışıkları yanıyor! 
Ben, o binaya hiç gitmedim nasip olmadı! 
Oysa..! 
Neyse..! 
Gecenin bu saatinde,  MHP Genel Merkezi'nin ışıkları yanıyor! Yanar elbet kurultay kararı alındı! 
Gecenin bu saatinde MHP Genel Merkezi'nde delege oylarının alınması için stratejiler yapılıyor! 
Ben Başbuğ’un kongrelerde delege oylarının nasıl alınacağına dair strateji yaptığına şahit değilim! 
Kimse de şahit olmamıştır! 
Şimdi anladım ki, Başbuğ, Ülkücülerin oyuna değil,  gönlüne talipti! 
Hülasa mevcut genel başkan adaylarına diyeceğim şu ki: Sizlerden biriniz, delegelerin oylarından en fazlasını alanınız, genel başkan olacak! 
Ya Ülkücüler'in yaralı, mahzun gönülleri? 
Ona, yani Ülkücüler'in gönlünü almaya talip kimse yok mu? 
 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv