Ey, İstanbul'a apışarasından bakan zat!

31.05.2016

Bir insan düşünün ki, kendi tarihine hakaret etmeyi maharet biliyor! 
Bir insan düşünün ki, kendi ülkesinin devlet başkanına, kendi ülkesine kurşun sıkanların ağzı ile hakaret etmeyi maharet biliyor! 
Bir insan düşünün ki, her bir sözü edepsizlik her bir tavrı külhanbeyi! 
Kim mi bu insan? 
Aslında bu insan herkesten daha edepli, herkesten daha mütevazı olması gerekirken her bir fırsatta edepsizleşiyor! 
Oysa Allah bu insana hekimlik bahsetmiş ama kendisi doktor olmayı tercih etmiş, aslında doktorluğu da becerememiş, tesadüfen sinema sektörüne girmiş, yönetmenliğe talip olmuş! (Merak edenler, sinema sektöründen üç beş kişi ile konuştuğunda rahatlıkla öğrenebilir.) 
Edepsizliğin sanat, hayasızlığın da yönetmenlik sayıldığı bir dönemde bir asansörün içerisinde, her türlü hayasızlığı sergileme kabiliyeti ve fıtratının gereği adını o dönemde yönetmen olarak jeneriklere yazdırmayı başarmış(!) 
Edepsizliğin ve hayasızlığın yavaş yavaş tedavülden kalktığı dönemde kendisine alan bulamayınca da bir kaç yıl önce elinde içki şişesi, (Ki içki içmesi beni de cümle alemi de ilgilendirmez) tam da bu tarihlerde Gezi Parkı'nın ortasında sallanarak nara atmaya başlamıştı! 
Her fırsatta da, ağzından düşürmediği Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın, Taksim Meydanı'nda bulunan heykelinin üstüne katil Apo ve Marksist, Leninist, Mao’cu örgütlerin flamaları, paçavraları açıldığında, o paçavraların önünde halay çekmekten de utanmamıştır! 
Aslında kimden bahsettiğimi siz anladınız! 
Anlamayanlara da ben yazayım, Mustafa ALTIOKLAR! 
Şimdi de İstanbul’un Fethi kanına dokunmuş! 
“Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz“ özlü sözümüz gereği bu zat “İstanbul Kanatlarımın Altında” isimli filminde İstanbul’a apış arasından bakmıştır! 
Adında “Evliya” olan Evliya Çelebi’yi ayyaş! Dünyaya bir icat, buluş bağışlayan Türk İslam medeniyetinin mümtaz tarihi şahsiyetini de uçkursuz biri görmüş ve göstermiştir! 
Elbette ki, İstanbul’a ve hayata apış arasından bakmayı kendine şiar edinmiş bu zatın kanına, İstanbul’un Fethi’ni kutlamak dokunacaktır! 
Ey edepsiz zat! 
Senin o “kıytırık takalarla” diye aşağılamaya çalıştığın tarihe,  altın harflerle kazınmış İstanbul’a, apış arandan baktığın filminde aşağıda yüzlerce yıl öncesini çektiğini sanırken üstünden uçak geçiyordu! 
Senin hayalin bile ulaşamamış ki, sen fethi idrak edesin! 
Peki, bu zatın derdi nedir? 
Kanımca şudur ki: 
Bendeniz sık sık, “Bu ülkede asıl yapılanma sanat dünyasındadır” diyerek feryat ediyordum ya, artık bu yapı can çekişiyor! Artık sahneleri, sinema perdelerini ve televizyon ekranlarını işgal ederek (çünkü bunlar işgalci, talancı ve de yalancılar) yaptıkları edepsizlik ve hayasızlıkları yapamıyorlar! 
Çaptan düştüler, çapsızdılar şimdilerde de iyice azdılar! 
Ey zat, 
Bu ülkede tabii ki İstanbul’un Fethi kutlanacak, sen asıl 2053’ü (600. Yıldönümü) gör;  ama göremeyeceksin ki! 
Ha bir de, 13 Kasım 1918 İstanbul’un işgalinden bahsediyorsun; Milli Mücadelemizin kahramanı devletimizin ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan bahsediyorsun! 
Ey zat! Bilesin ki Gazi Mustafa Kemal Paşa, Sultan Fatih’in torunu bu milletin kahramanıdır! 
Fatih dedemizin ki: “Fetih”! 
Gazi Mustafa Kemal Paşa dedemizin ki ise: “Kurtuluş”tur! 
Şu merete bir ara ver de azıcık lügat oku, fetih ile kurtuluş arasındaki farkı oku, oku da mademki  adın yönetmen tarihine, milletine dair iki şey öğren! 
Sen asıl, millete şunun cevabını ver, bugünlerde sosyal medyada gezi çığırtkanlığı yapıyorsun, İsmail’in resmini paylaşıyorsun, İsmail’in cenazesi kalkarken sen neredeydin? 
O Gezi Parkı'nda elinde şişe nara atarken, arkanda Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın heykeline asılmış paçavraları görmedin mi? O paçavrayı asanlar şimdi bu ülkenin sokaklarında bomba patlatıyor! 
O paçavraları, oraya asanlar şimdi Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın askerine kurşun sıkıyor! 
Ben ne dersem diyeyim, babaannem demişti ya, “Şalgamı dikersin köküne çeker ...” ! 
Dün sevgili Hasan KAÇAN ağabeyim ile Sayın Cumhurbaşkanımızın katıldığı TÜRGEV 20. kuruluş yıldönümü ve olağan kongresine katıldık.  Orada söz senden açıldı da, Hasan KAÇAN ağabeyim  bir Allah dostunun şu sözünü kulağıma fısıldadı: “Hasmın sitemini görmemek, hasma en büyük sitemdir” 
Ne güzel demiş Allah dostu! 
Ey zat, artık yoksunuz! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv