O hep satmadı mı zaten!

23.06.2016

 Yaşadığımız çağın bilgi çağı oluşu, insana yeni geçim kaynakları da açtı. Geçenlerde radyoda Yozgat’tan, ABD’de Silikon Vadisine uzanan bir başarı hikâyesi dinledim. Ardından bir turne vesilesi ile gittiğim Kayseri’de tanıştığım ve şu anda ABD’de bulunan Murat NAMLI kardeşim aradı. Kendisi Kayseri Erciyes Üniversitesi mühendislik mektebinden mezun. İnsansız hava araçları konusunda uzmanlaşan ve en büyük hayali de ülkesinde kendine ait bir atölye açmak olan kardeşimiz, planlamasını yapmış azimle yoluna devam ediyor. Bu tablolar, yeniçağın insanlığa her alanda sunduğu nimetlerden birkaç örnek. 
Bunun yanı sıra hızlı yaşanan, hızlı tüketilen ve de hızla tükenilen bu çağda, hızın tabiatı gereği de hızlı bir aşınma yaşanmakta! Bu hızlı yaşantının en kötü, en çirkin örnekleri maalesef bizim ülkemizde de yaşanmakta! Yaratılmışların en şereflisi insanı, insan yapan edep duygusunun kaybedilişini ve insanın aşağının aşağısına düşüşünü seyrediyoruz çokça! 

Bugünlerin en popüler hadisesi, MHP tartışmalarının içerisinde adı pek geçmese de, bendeniz büyük dava adamı merhum Seyit Ahmet ARVASİ’nin şu tespitini kulağıma küpe yapmışımdır: 

“Üç çeşit Ülkücü vardır; Ülkücüler, Ülkücü geçinenler ve Ülkücülükten geçinenler!” 
Merhum Arvasi aslında Ülkücü hareketin hali ve geleceği için bu muhteşem tespiti yaparken, bu çağın insanının durumunu da ortaya koymuştu. 
Buyrun size bir örnek; bir insan düşünün ki kimsenin olmadığı dönemlerde ve her milli unsurun kapıdan içeri sokulmadığı, kapılardan kovulduğu zamanlarda devlet kanallarında, devlet imkânları ile eğitim almış televizyonculuk camiasında popüler olmuş. Sonrasında dolar dolu cepleriyle ve devlet kurumlarının arşivlerini boşaltıp, çaldıklarını lüks arabalarının kasalarına doldurup, ellerini kollarını sallayarak yeni açılan ve her biri yabancı ortaklı kanallarda hazırlanan masaların başına oturmuş! O buğulu sesi ile belgeseller hazırlamış ancak artık ne dediğinin, ne de iddiasının alıcı bulmadığını görünce ‘’Acaba ne yaparsam para eder?” diye düşünmeye başlayıp nihayetinde bulmuş. İşte o sermaye, Gazi Mustafa Kemal Paşa! Sıradan bir sinema televizyon talebesinin çekeceği filmin kalitesinin altında vasat bir film olan Mustafa belgeselini çekmiş! 

Diyeceksiniz ki, ‘’Madem o kadar kalitesiz de milyona yakın kişi neden seyretti’’? 
Şundandır efendim, daha film çıkmadan her biri medya ve devlette bir köşe başı tutmuş mahalle arkadaşları, hep bir ağızdan başladılar algı operasyonuna! (Milli İslami kesimin, yani bizlerin asla beceremediği) Buna eğitim sendikaları da katılınca, okullardan öğrenciler, otobüslere doldurulup götürüldü sinema salonlarına! 

Bu ülkede 11 yıldır, Milli Mücadelemizin abide şahsiyetlerinden, İstiklal Marşımızın şairi merhum Mehmet Akif ERSOY’un, hayatını anlatan ‘’Safahat’’ oyununu 81 vilayeti dolaşarak oynadım daha bir tane eğitim sendikamızın genel başkanı, bendenizi aramadı! 
Kim mi bu zat? Çoğunuz tanımıştır, çoğunuzun da çocuğuna, öğretmeni tarafından götürülüp  ‘’Mustafa’’adlı filmi seyrettirilmiştir! Daha fazla söze ne hacet, anladığınız gibi, Can DÜNDAR… 

Sizin çocuklarınızın da seyrettiği, ‘’Mustafa’’ filmini çekip, kendisine milyon dolarlık villa satın alan Can DÜNDAR, 21 Haziran 2016 günü masanın başına oturup önüne Gazi’nin ‘’En büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti Devletidir’’ dediği devleti satanlarla, pazar stratejisini belirliyordu! 
Dün, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet satıcılığı derken şimdi de vatanı satmaya koyuldu! 
Ey, Can DÜNDAR, filmini çeksen de, fikrini anlayıp ruhunu ve şuurunu içine çekemediğin Gazi Mustafa Kemal Paşa, bak sana ve senin gibilere, Sakarya Meydan Muharebesinde ne diyor: 
‘’ Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk edilemez!” 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv