Fotoğraf albümümden…

26.06.2016

Bir köşede sesi fısı çıkmayan, ‘’Beni ne kadar da ihmal ettin biliyor musun?‘’ diyerek gözlerimin içine bakan fotoğraf albümümü aldım elime! 
Ne kadar çok, siyah beyaz fotoğraflarım varmış meğer! Biraz da hafif renkli fotoğraflarım… Güya hayatın renkleneceği dönemin, habercisi fotoğraflar… 
Siyah beyaz fotoğraf çekilirken, deklanşöre basan ‘’Dikkat çekiyorum’’ dediğinde bir ciddiyet takınarak poz verirdik. Nereden bilirdim ki, siyah beyaz resimlerimin olduğu fotoğraf albümü bu kadar alınganlık gösterecek! 
Fotoğraf albümü satıcıları, daha doğrusu pazarlamacıları vardı, senet imzalardık! İşte bir tanesi çıktı aradan, öylece bakıyor gözümün içine! 
Şimdilerde ise dijital fotoğrafları sakladığım bilgisayarlar, hafıza kartları ve benzerleri… 
 Fotoğraflara bakıyorum, siyahın asaletini beyazın temizliğiyle mezceden, o günlerin asalet timsali insanlarının gözlerine bakıyorum! Siyahın hataları kusurları kapattığı, beyazın da inadına güzellikleri açığa çıkardığı, mutluluğun tadına varılan, imrenilesi günleri görüyorum! 
Nerden de ilişmişti gözüme, artık bu albümü taksitle aldığım pazarlamacı da yok, taksitlerini ödeyemediğim için gönderilen ihbarnamelerde… 
Ya işte, bir fotoğraf albümünün taksitinin bile ödenemediği yıllar! Ömrün prangası paranın yokluğu bir tarafa, şimdi anladım ki bu albümler hiçbir paranın satın alamayacağı şeyleri taşırmış geleceğe! Siyahın en çok özlendiği, beyazın yolunun beklendiği günler gelecekmiş meğer! 
Elimdeki fotoğrafta ki serçe kuşu fısıldıyor, yürek kulağıma ‘’Hadi şimdi paran çok, alsana o siyah beyaz günlerden bir dakikayı!” elimde anamın sac üstünde yufka kuruttuğu resim var, muhtemeldir ki bir bayram arifesi ve bayramda gelecek misafirlere hazırlık telaşesi! 
Aman Allah’ım, hemen altındaki resimde kimler var kimler! 
Bendeniz, saçları dayısının makinası ile sıfıra vurulmuş Kara Ahmet, bir yanımda bacılarım, diğer yanımda -sen bu kadar küçük olmuş muydun?- şimdilerde doğacak çocuğunu bekleyen kardeşim Sinan! 
 Sofrada bile başında fötrü eksik olmayan dedem, eğitmen Ahmet Yenilmez! Hasta yatağında bile, gelen ziyaretçilerinin karşısına kravatsız çıkmama hassasiyetindeki asil insan! Çünkü gelenlerin çoğu öğrencileriydi ve o öğrencileri onu hiç kravatsız görmemişlerdi! 
Bir yanında bembeyaz örtüsü omuzlarına düşmüş, bir yandan da gelinlerini denetleyen bakışlarıyla babaannem! 
Amcalar sofranın başında bağdaş kurmuşlar, yengeler ayakta biri boş tası taşıyor, diğeri börek dolu tavayı! 
‘’Vay acemi yazar’’ dediğinizi duyar gibiyim; ‘’Tas değil taslar’’ dediğinizi! Evet, yazarlığım oyunculuğum kadar başarılı mı bilemem; ama oyunculuğum hususunda mütevazı değilim! 
Ayrıca da yanlış yazmadım ‘’taslar’’ değil ‘’tas’’; çünkü siyah beyaz resimlerde sofrada tek tas bulunurdu ve herkes o tasa besmeleyle kaşık sallardı! 
Siyah beyaz resimlerde sofralardan hamd edilerek kalkılırdı! 
Yanı başımdaki radyodan bir ses, ‘’Bayram tatili 10 güne uzatıldı.’’ atölye öğrencilerinin sevinç çığlığı!  
Topladım siyah beyaz resimlerin çok olduğu albümümü, koydum yerine! 
Balkona çıktım, bir karakarga kahkahayla bana gülüyordu!  

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv