Sahi biz kimiz?

28.06.2016

Aynanın tarihi nedir, bilmiyorum; ancak ilk insanın suda kendi aksini gördüğünde ne yaptığına dair çeşitli rivayetler okur dinleriz. Aynanın tarihi nedir diye, şöyle kısa bir araştırmamın neticesinde aynanın da ilk kalıntılarının bu topraklarda, Anadolu’da Çatalhöyük’te bulunduğunu (İÖ 6000) görmüş olmak bendenizi pek de şaşırtmadı! 
Medeniyetlere beşiklik yapmış bu Anadolu toprakları, medeniyete dair ne aranırsa bulunacak yegâne ambardır! 
Bendenizin yaş grubu ve üzeri olanlar mutlaka cebinde bir ayna ve tarak taşımıştır. Aslında yakın zamana kadar, bir aksesuar olmanın ötesinde pek çok ihtiyaca cevap verirdi, ayna! 
 Kısa zaman öncesine kadar haberleşme aracı, hele hele köylük yerlerde sevgiliye mesaj yollamanın en güzel vasıtalarından biriydi ayna! 
Çoğumuz bundan 101 yıl önce Çanakkale Savaşı’nda, düşmanın aynalı tüfeği ile binlerce şehit verdiğimizi bilmez! Daha sonrasında maharetli elleriyle ecdadımız da aynını yapmıştır. 
Ayna üzerine türküler mi yakılmadı! 
“Hekimoğlu derler benim aslıma aynalı martin yaptırdım da narinim kendi neslime” 
Yine 101 yıl önce Çanakkale Savaşı’nı anlatan Çanakkale türkümüz: 
''Çanakkale içinde aynalı çarşı, 
Ana ben gidiyom düşmana karşı, off, gençliğim eyvah!’’ 
Gelinlerimiz, ‘’Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem. Tut kemani çalmazsa aynalı körüğe de binmem’’ türküsüyle naz yapmıştır düğünlerde. Sabah kalkıldığında aynaya bakılır, evden çıkarken son kez aynanın karşısına geçilir, çıkılırdı evlerden. Bütün bunları, sokağa çıkacak yüzümüz olsun diye yapardık. 
Daraldığımızda, içimiz yandığında derdimizi paylaşacak halden anlayan birini bulamadığımızda da tek sırdaşımız aynalar değil midir? Kimseye söyleyemediğimiz pişmanlıklarımızı ona haykırmadık mı? Ondan mıdır bilmem aynanın bir adı da sır olmuştur. Belki de o kimseye söyleyemediklerimizi ona söylememizin sebebi de onun adının sır olmasıdır. Ona açtığımız sırlarımızı kimselere demez aynalar! 
Yalan söylemez kandırmaz aynalar, Ne isek, halimiz ne ise, onu der bize aynalar! 
Birine halini anlatamadığımızda ‘‘Aynaya bakacak yüzün var mı?” 
Veya kendimizden de utandığımızda ‘’Aynaya bakacak yüzüm kalmadı‘’ dememizin sebebi nedir sizce? 
Aynanın yalansız oluşu değil mi? 
Dün sabah evden çıktığımda bir çöp bidonunun yanında duran ayna karşıladı beni. Kala kaldım, yoluma devam edemedim! Artık dinleyecek hali kalmayıp çatlayan, kırılan dökülen ayna parçaları atılır çöpe ama bu ayna sapasağlamdı! 

 

Acaba neleri saklıyor yüzünde sorsam söyler mi? 
‘’Ey ayna sen sapasağlamsın neden çöpe attılar ki seni?’’ 
Ayna dile geldi, ‘’Bilmem onu kendinize sorun’’ Geçtim karşısına, gözlerini gözlerime dikti, ‘’Ya bana bakmayı unuttunuz, ya da bana bakmaya yüzünüz kalmadı!’’ 
Gözlerimi kaçırdım çabucak kalktım karşısından ve hızla uzaklaştım yanından. 
Arabaya bindim radyoyu açtım,  “Bitlis’te yola döşenen el yapımı patlayıcı patladı, bir şehit iki yaralı” haberi! 
Arabayı durdurdum ve dikiz aynasını çevirdim yüzüme, dudaklarımdan Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in dizeleri döküldü! 

‘’ Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?  

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa 
Arzı boynuzunda taşıyan öküz? 
Belâ mimarının seçtiği arsa; 
Hayattan muhacir; eşyadan öksüz?’’

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv