Bize bir fırsat daha ver Allah'ım

03.07.2016

Bir Ramazan ayının daha sonuna geldik. Biliyor musunuz eğer 30 küsur yıl daha yaşarsak, Allah ömür verirse, bir daha bugünlerde oruç tutmak nasip olacak bizlere. Bundan otuz küsur yıl önce bugünlerde oruç tutan ve tutamayanlar gibi… 
Bir yerde nefis muhasebesidir Ramazan ayı. Neler yaşandı bir yılda, neler hayal edilmişti, ne kadarına ulaşıldı?  Bir bir nefis kantarına çıkarırız geçmişimizi! Geçen Ramazan, ondan önceki Ramazan iftar soframızda kimler vardı, kimler yok şimdi? Hatta geçen Ramazan neredeydik; kimlerleydik? Daha da ötesinde, bu Ramazan bizim gibi bayram sabahını hayal edip, orucuna niyetlenenlerin kaçı bayramı göremeyecek? 
Daha birkaç gün öncesinde, gelen misafiri için iftar sofrası hazırlayıp, karşılamak için Atatürk Hava Limanına gittiğinde, içler acısı manzara ile karşılaşanlara ne demeli? Kim bilir belki de bu satırları yazan ben, okuyan sen, bayram namazına kalkabilecek miyiz? Hatta yarın tıpkı otuz küsur yıl önceki gibi, Ramazan ayını dualarla yolculayabilmek nasip olacak mı? Aslında bu soruları cevaplamak için, Ramazan ayının 27. gecesinde bir ara imtihanımız oldu, “Kadir gecesi”! Bütün duaların kabul olduğu gece, kopya çekmek bile serbestti! O fırsatı değerlendirebildik mi? 
Yoksa Galler-Belçika maçını mı seyre daldık? Ya da günler, haftalar, aylar, yıllar öncesinden alışkanlığımız olan kavgalara mı daldık? En önemlisi de yılda bir açılan bu kapıdan girememiş, bütün duaların kabul olduğu zamanı kaçırmış olmanın pişmanlığı var mı içimizde? ‘’Eyvah! Ben ne yaptım!’’ diyebiliyor muyuz şu anda, bunu diyebiliyorsak en azından kardayız. 
Her ne kadar tanrılaşan nefislerimizle, biz bir kul olarak bir birimize acımasızlaşıp hoşgörüyü, bir tebessümü, selamı, kadir kıymet bilmeyi çok görüp, Allah’ın bizim için nimetlerle donattığı kâinatı yaşanmaz hale getirsek de O’nun rahmeti boldur! 
Birbirimizden binlerce kez özür dilediğimiz halde, tanrılaşan, taşlaşan yüreğimizi yumuşatıp bir birimizi affetmesek de! O, kapısına gelen, özrünü beyan etmek için açılan ellere vurmaz, boş çevirmez, affeder inşallah! 
Yarın yolculama günü, “Ramazan yolculamak” diye bir tabir vardır Anadolu’da. 
Bundan otuz yıl öncesini hatırladım birden, Ordu ili Karaağaç köyündeki, evimizin önü! 
Dedem, babaannem, anam, babam, amcalarım ve arkada biz torunlar, Ramazanın son günü iftara yakın her birimizin elinde bir bardak su topun atılmasını bekliyoruz. 
Yaşar Hoca’nın ezanı (Ruhuna Fatiha) duyulur duyulmaz babaannem duaya başlardı, ‘’Allah’ım bu Ramazan ayında orucumuzu tutmayı nasip ettin, sana şükür ediyoruz Allah’ım; bizlerin gelecek Ramazana da sağlık, huzur içerisinde ulaşmamızı nasip eyle Allah’ım; soframızı, bahçemizi, tarlamızı bereketli kıl Allah’ım, muhannete muhtaç eyleme; kapımızı çalan ihtiyaç sahiplerine de, bize yok dedirtme Allah’ım!’’ duası ile yolculardık Ramazanı. 
Buyurun, bu Ramazan oruç tutan tutmayan hepimiz, kul olduğumuzu idrak edip, elimize hurmalarımızı, zeytinimizi veya bir bardak suyumuzu alıp kıbleye dönelim hep beraber! 

Bendeniz duayı başlatıyorum:

Allah’ım kul olmanın idrakine varıp layığı ile Ramazan ayımızı geçiremedik, sen bizi affet Allah’ım! Bize 27. gece bir kapı açtın ama biz kavgalarımıza, dünya tutkumuza ara verip o kapıdan giremedik Allah’ım! Öylesine daldık ki kavgalarımıza, bombalardan kaçıp arabamızın kapısını açanları, dolandırmaya kalktık, pişmanız Allah’ım! Ne paraya, ne makama, ne de azgın nefislerimize kul olmayı değil, sadece ve sadece sana kul olmayı unuttuk Allah’ım! Utanmadan da kapına geldik! Sana yalvarıyoruz Allah’ım! Gelecek Ramazanda bu hatalarımızdan, günahlarımızdan vazgeçmemiz, yılda bir açtığın Kadir Gecesi kapısından girmemiz için bize fırsat ver Allah’ım! 
Âmin… 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv