Köpeğinim babaaa!

21.07.2016

Ne zaman sokakta biriyle karşılaşsam “Ekmek Teknesi” dizisiyle söze başlar. Kimi, tarihi, Heredot Cevdet’in anlatımıyla o dizi ile sevdiğini, kimi  özlediği mahalleyi, o dizide bulduğunu, söyler. Hemen hemen herkes bir şekilde kendisinden, hayatından bir şeyler bulmuştu “Ekmek Teknesi”nde; bir şeyler öğrenmişti, aşka paylaşmaya, komşuluğa dair! 
Hele bir Nusrettin Baba vardı ki yediden yetmişe  herkesin sevgisini, saygısını kazanmıstı. Torunu yoktu ama bir çok cocuğun dedesi oldu, dedeliği tattı sağlığında, rahmetli Savaş Dinçel. 
Gerçek adını, çoğu sevenleri de bilmez! Herkesin cep telefonu olduğu dönemde cep telefonu kullanmadı! Sosyalleşmeyi (!) en doğal haliyle yaşadı. Bazı büyük ustalar mütevaziliklerinden  olsa gerek gerçek isimleriyle değil, yaptıkları işlerde bıraktıkları isimlerle anılmışlardır. Güzel olan da bu olsa gerek! 
Bendenizin bizzat ders aldığı bir ustam olmamıştır, ancak merhum Savaş Dinçel'den çok şey öğrendim, hayata, adamlığa, mesleğime ve de özellikle Türkçeye dair. Film setinde, bir tek kelimenin telaffuzunu, Sayın Hakkı Devrim ile saatlerce tartıştığına şahidimdir. Kelimelerin, anlamlarının ve telaffuzunun ne kadar önemli oduğunu ondan öğrendim. Çok güzel karikatür çizerdi, bir çok oyun yazmıştı, hatta beş farklı karakter ile topluma, yaşadığımız zamana ayna tutan oyununu bitirdi mi bilmem? 
Rahmetli Savaş ustanın en çok akıllarda kalan görüntüsü, jenerikte de yer alan namaz kılma sahnesiydi! 
Namaza durmuş Nusrettin baba, koşuşturan kızları ve önünden geçen bilgisayar faresi! Zamanın ruhuna tüm şeffaflığıyla ayna tutan kare! 
Coğunuzun “Tamam Nusrettin babayı severdik, mekanı cennet olsun da, nereden çıktı bu zamanda bu yazı?”cdediğinizi duyar gibiyim. Yazayım efendim, çoğumuz merhum Savaş Dinçel'in çok iyi bir tiyatro sanatçısı olduğunu bilmezsiniz! Hatta rating rekorları kıran “Yaprak Dökümü”nün dizisini değil de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda merhumun da rolaldığı tiyatrosunu seyretseydiniz, anlardınız… 
Rahmetli Savaş Dinçel İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu sanatçısıydı, ve 12 Eylül Darbesinde 1402’likler listesinde yer alıp tiyatrodan darbeciler tarafından atılmıştı! Yetmemiş darbeciler onu cezaevine de atmışlardı! O dönemi, o anlatırdı ben ağlardım! 
Tarih, 15 Temmuz 2016, bu sefer ki darbe değildi! 
Bu sefer vatana, devlete kastedilmişti! 
Miletin meclisi bombalanmış, Nusret babayı sevenlerin üzerine kurşun yağmıştı gökten! 
Bugün tarih, 21 Temmuz 2016! 
Bugün saat 16:00’da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin önünden bir yürüyüş başlayacak! 
15 Temmuz 2016’da maaşlarını çeken meslektaşlarımızla, çektikleri maaşı yatıran İstanbul  Büyükşehir Belediyesi binasını işgal edip onlarca insanı öldürenleri, katilleri, meclisimizi bombalayanları, Cumhur’un başını öldürmek isteyenleri lanetleyeceğiz! 
Bir vesile ile kırdığım, kızdırdığım, kırıldığım, kızdığım insanlarla yürüyeceğiz! Yanımda belki debir başka zaman ve zeminde karşılaşsam yumruklaşacağım insanlar da olacak! 
Ama şuna inanıyorum ki, bizim kavga etmek için bile bir vatana ihtiyacımız var ve o vatana kastetmiş katiller var!  Alanda ilk karşılaştığımdan, ben helallik isteyeceğim, ben özür dileyeceğim! Çünkü,  tıpkı 101 yıl önce Çanakkale' deki gibi kurşun sıkanlar “bu solcu mu, sağcı mı, ülkücü mü, sosyalist mi?” demeden sıktı kurşunları üzerimize! 
Yüreğimde rahmetli Nusrettin Babam, Usta Savaş Dinçel; kulağımda Kuzguncuk'ta bana okuduğu Nazım'ın “Ağa Camii” şiiri! Sol elim İstanbul Şehir Tiyatrosu sanatçısı hemşerim, en çok kavga ettiğim Bahtiyar Engin'in eliyle yumruk; sağ elim boş ve kim tutar bilmiyorum? 
Ruhun şad olsun Savaş Dinçel! 
Nusrettin baba, ben Celal, “baba köpeğinim!”... 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2018 Yenilmez Sanat Merkezi - Her Hakkı Saklıdır.

Yeni logo.png