Ey milletim duy sesimi!

28.07.2016

 

Tarihleri, insan hayatını dizayn etmenin ötesinde, insanın hafızasının notları olarak da görürüm ben. 

Geçmişe dair düşülen notlar olarak kabul ederim. Başkaları bu görüşüme ne der veya Sosyal Bilimciler bunu nasıl açıklamıştır bilmem, ama geçmişe dair bir şeyi zikretmek istediğimizde yılı, ayı, günü ile başlarız hatırlamaya ve sonrasında başlarız anlatmaya: Falan yıl, falan tarihte valla yanlış hatırlamıyorsam pazar veya pazartesiydi, hatta çok soğuk bir gündü, yanımda da İsmail vardı gibi. Sonrasında mekan tarifi ve o tarihte, o mekanda, o kişilerle yaşananlar…Hülasa hikayenin olmazsa olmazı zaman ve mekan ögesi, düşülen nota dair hikayeyi anlamlandırır. Şimdilerde düştüğümüz not gibi, 15 Temmuz 2016! Biz ve bizden sonraki kuşağın asla unutamayacağı, büyük anlamda Anadolu coğrafyası, lokal anlamda ise bir çok Anadolu şehri ile anlamlaşan hikaye:Anadoluyu İşgal Girişimi! 

Olayları yaşadıkça insanoğlu kendisini sigaya çeker “Nasıl oldu? Neden oldu?” demeye başlar! Meşhur 5N1K devreye girer. Düşündükçe de geçmişten düşülen notlar hatırlanır. Hele bazı notlar vardır ki kendisini zorla hatırlatır! İste o zaman resmi daha bütün görürsünüz. Yaşadığınız hikayenin giriş, gelişme sonuç bölümleri birleşir! Yaşadığınız hikayenin kahramanları daha net çıkar ortaya ve siz de hikayenin aslında bugünkü yaşananlardan ibaret olmadığını, yaşananların bir de dününün olduğunu anlar, o anda derin bir iç çekerek “keşke” deyiverirsiniz! İşte her şey belki de o “keşke”de gizlidir, yaktıkça yakar içinizi! Ya bir avuntu içerisine düşüp söndürmeye çalışırsınız iç yangınınızı ya da yanarsınız için için! 

15 Temmuz İŞGAL GİRİŞİMİ başladığı andan itibaren ayaktayım; Ankara, İstanbul, İzmir, Trabzon, Ordu ve dün de Erzurum… Yolda bir anda, 5N 1K soruları üşüştü zihnime! 

Bir tarih var ki yankılandı zihnimde, 3 Şubat 2016! 

Neden? 3 Şubat 2016 diye, şöyle bir döndüm maziye ki: 

Diyarbakır, Sur İlçesi, Diyarbakır Özel Harekat Müdürlüğü, Diyarbakır Askeri Hastanesi geçti gözümün önünden. 

Anadolu'nun ilk camilerinden biri Ulu Camii, dört ayaklı minare bombalanmış, bağrında peygamber,yüzlerce sahabe barındıran mübarek vatan toprağı Diyarbakır yanıyor! 

İşte o vakit, kalktım Diyarbakır'a gittim! 

Yakılan tarihi Sur ilçesinin sokaklarında dolaştim! 

Yakılan Kurşunlu Camii’nin duvarında sarsıla sarsıla ağladım! 

Yanımda Özel Harekat’tan “Allah'ın aslanları”  bir kaç can dost! İçlerinden birisi yaşı yaşıma yakın hemşerim! (Dönüşümün bir kaç gün sonrası onlardan şehit düşenler oldu, ruhları için Fatiha lütfen!) 

Sarsıldım, bu bir terör olayı değildi! Gördüğüm manzara, 1922’de Yunanlıların yakıp yıktığı Bursa, Bilecik ile aynı, hatta ondan daha da vahimdi! 

Oradan Diyarbakır Askeri Hastanesine gittik! Ameliyathanenin kapısında, koltuğünun altından yaralanmış, içeride uzun süredir operasyonu süren,  Allah'ın  Aslanlarından birinin kurtulması için yalvardik! Allah, duamızı kabul etmiş bağışlamıştı bize yiğidimizi! 

Diğer aslanları da ziyaret edip, çıktık hastaneden. Şimdi düşünüyorum da, 15 Temmuz işgal girişiminde verilen emre itaat etmeyip, milletine sıkılan kurşunların önüne kendisini atan Allah'ın Aslanları ile ne kadar benzeşiyorlar! 

Oradan Diyarbakır Özel Harekat  Müdürlüğü kantinine gelmiştik. Diller susmuş içimiz kan ağlıyordu! Özel Harekatta görevli yaşı yaşıma yakın hemşerim dizime vurarak “Bana bak reis, gözlerimin içine bak ve beni iyi dinle! Senin yukarılarda tanıdıkların vardır, ne olur yalvarıyorum, başımızdaki bu komutanı alsınlar! Bu hain!” demişti. Acısından, içinde bulunduğu psikolojik  halden, dedi sandım! 

Ve, 27 Temmuz’ da Özel Harekattaki hemşerim aradı! 

“Reis gördün mü?”dedi. Neyi gördüm mü kardeşim, dediğim de, “O gün sana yalvararak söylediğim o hain, içeri alındı!” Telefon elimden düştü, kanım çekildi, tansiyonum fırladı! 

Keşke! 

Keşke,  arasaydım yukarıdakileri, telefonuma çıkmasalar da evlerinin önünde yatsaydım! 

Keşke! 

Sonra, 7 Haziran ve 1 Kasım tarihleri canlandı mazimde! 

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde ordu mensuplarının lojmanlarından HDP’ ye çıkan oylar!.. 

Ey miletim! 

15 Temmuz BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİ değil! 

BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİ, 7 Haziran Seçimleri! 

7 Haziran’da birilerinin elindeki silahın yerine bağlamanın verildiği gün! O DARBE GİRİŞİMİ Sayın Devlet Bahçeli'nin dirayeti ile engellendi! 1 Kasım’da önlendi! 

Ey İdarecilerimiz! 

Dün Kurşunlu Camii’yi bombalayanlar, 15 Temmuz’ da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombaladı! 

Ey Siyasilerimiz! 

15 Temmuz BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİ değil! Bunu dile getirmekten vazgeçin! 

15 Temmuz bir İŞGAL GİRİŞİMİ ve hala Kuvay-ı Milliye alanlarda siperde! 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2018 Yenilmez Sanat Merkezi - Her Hakkı Saklıdır.

Yeni logo.png