“Diz”e geldik!

11.08.2016

7 Ağustos! 

Sıcak bir gün. Nemli mi nemli... Sanki gökten yağmur değil insan yağıyor ve sanki İstanbul’un sokaklarında su yerine insan akıyordu. Boğaz'ın dalgaları ne kadar tekne varsa kıyıya atmış, Anadolu yakasında ne kadar insan varsa Boğaz'ın dalgaları olup Yenikapı kıyılarına vurmuştu! 

Bendeniz sanki belden aşağımı hissetmiyordum. 

Biz de kadim dostum Mükremin Durkan ile sel sularına kapılmış iki kütük misali sürüklenmiş gidiyorduk. 

Ben ki 81 vilayeti bizzat adımladım. Keban Barajı'nı gördüm. Atatürk Barajı'nı gördüm. Nice seller yaşamış biri olarak diyorum ki, Yenikapı barajı Anadolu topraklarının en büyük en görkemli barajı olmuştu o gün. 

Susuzluktan çatlamış Anadolu topraklarına ve onun susuzluktan dudakları çatlamış insanına can olmak için! Yanan anaların yangınını söndürmek için! 

Ve peş peşe  dört şimşek birden çaktı bu semalarda... Adeta dört yüksek gerilim hattı birbirine bağlandı! 

Nihayetinde birden bire aydınlandı Anadolu’nun her bir yanı! 

Tüm ümmet coğrafyası aydınlandı. Hatta Pelsinvanya’dan da görünmüş Anadolu’nun aydınlığı! 

Görmek istemeyen gözleri kör edercesine. 

Batan güneşe inat pırıl pırıl ümmet coğrafyası. Yol artık aydınlık! 

Taşımaz oldu içindekileri Yenikapı ve açıldı Yeni bir kapı! Taştı sular. Ben ve kadim dostum Mükremin Ağabey de saldık kendimizi akıntıya! 

Akıntıya kapılan parçalar elbet bir yerlere takılıp kalırlar. Biz de Merkez Efendi Mezarlığı'nda rahmetli Halide Edip Adıvar’ın mezarının başında bulduk kendimizi.Anımsadık ümmet coğrafyasının kapkara olduğu 30 Mayıs 1919 Cuma gününü.Sultanahmet’te toplanan barajın yüksek gerilim hatlarından biriydi! 

Hemen yanı başında merhum başbakanımız Necmettin Erbakan! Kulaklarım çınlamaya başladı! 

Hayırdır inşallah! 

Rahmetli bağırıyordu ‘’Ağır sanayi hamlesi’’! 

Sadece ben mi duydum acep bu sesi dedim. Mükremin ağabeye baktım. 

O da duymuştu. 

Sesler artmaya başladı ’Milli ordu’’! 

Erbakan Hoca sanki mezardan haykırıyordu: ‘’Çocuklarınızı Fetullah Gülen’in okullarına gönderirseniz, Yahudi’ye asker yetiştirmiş olursunuz! Korkarım ki beni anladığınız gün dövecek diziniz de kalmayacak’’! diyordu. 

Baktım dizlerimi hissedemiyorum, sanki belden aşağım yoktu! 

Kulaklarımızda bu nidalar çınlayadursun uçsuz bucaksız aydınlığa diktik gözlerimizi. 

Yenikapı’da bazı simalar takıldı gözüme, tanıdıktı ki bu simalar! Elli küsur yıldır tanıdığım simalar, kimisi kapı komşum, kimisi gazete köşelerinde okuduğum, kimisi kürsülerde dinlediğim insanlar! 

O gün herkes Yenikapı’daydı. Yeryüzüne çakan şimşekler yıldızları hiçbir ayrım gözetmeksizin selamladı. Onlar da geçmişten gülümsediler.

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv