Biz kaşınmadık mı?

18.08.2016

Bağışıklık sistemimiz çökmeye görsün, en ufak bir mikroptan bitap düşer hasta oluruz, kelebeğin kanadından yel kapar yataklara düşeriz! 

İnsanın bağışıklık sistemi olduğu gibi, topluluk, millet ve devletlerin de bağışıklık sistemleri vardır, bunlar da  bağışıklık sistemini diri tutamaz ise, ya bünyelerinin, vücutlarının ürettiği ya da dışarıdan kaptığı en ufak mikropla rahatsızlanırlar ve hasta olurlar! 

Hastalık görülür, ehil bir hekime hasta teslim edilir ve hekimin verdiği reçete muntazaman tatbik edilirse hastalık tedavi olur o vücut ya da toplum, devlet de böylece sağlığına kavuşur! 

Bazı mikropların belirtisi tatlı bir kaşıntı ile başlar, ilk başta size adeta zevk verir,  elinizin uzanamadığı yeri bir başkasına kaşıtırsınız, kaşıdıkça ve kaşıttıkça da zevk alırsınız! Öyle bir an gelir ki siz aldığınız zevkten mest oldukça o kaşınan yer, yara olur! 

Şöyle bir düşünelim, 15 Temmuz başarısız işgal girişimini neden yaşadık? 

Yaşadığımız bu acı hadisenin emaresini hiç mi duymadık, görmedik, hissetmedik? 

Yani toplum ve devlet olarak hiç mi hiç kaşınmadık, hatta kaşınan yerlerimizi, elimiz uzanmadığı için birilerine kaşıtmadık? 

Bu FETÖ denen örgüt hangi kaşınan yerimizden girdi de biz kaşıdıkça, zevk aldıkça yara oldu, irin saçtı? 

Üstüne üstlük  bu örgüt, Allah rızası için verdiğimiz zekat, fitre ve hayırlarımızla kök salıp büyümedi mi? 

Bir başka ifadeyle,  Allah’ a kulluk vazifemize hassasiyetimiz bizi bu felaketle burun buruna getirmedi mi? 

Verdikçe coşmadık mı? 

Kredi kartlarına taksit yaptırarak kurban bağışlarında sıraya girmedik mi? 

Oysa bizim dünyanın en eski hayır kurumumuz Hilali Ahmer, bugünkü adıyla Kızılayımız yok muydu? 

Çanakkale’de, Millî mücadele’de neferimizi doyuran, yaralarını saran hayır kurumumuz! 

Biz asırlık hayır kurumumuza değil de FETÖ denen örgüte hayırda sıraya girdik ve nihayetinde Allah rızası için verdiğimiz bağışlarımız bize kurşun olup yağdı? 

Çünkü çok değil daha 20 yıl öncesine kadar asırlık hayır kurumumuz Kızılay yolsuzluk ve usulsüzlüklerle anılır olmuş devletimizin en itibarsız kurumu haline getirilmişti! 

Ne zaman ki Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde bu asırlık hayır kurumuna el atılıp ehil ellere verildi, tedavi edildi böylelikle eski misyonuna geri döndü! 

Döndü dönmesine de atı alan Üsküdar’ı aşmış, 170 ülkeye kök salmış hem de Allah rızası ile verdiklerimizle örümcek ağını örmüştü! 

Mesela dört bin yıllık devlet geleneğine sahip vakıfçılığı dünyaya öğretmiş bir geleneğe sahipken biz bu hale nasıl, neden, ne zaman, nerede ve kimler tarafından düşürüldük? 

Ya üzerimize kurşun sıkan hainlerin yetiştiği yurtlara ne demeli? 

Hangimiz daha 20 yıl öncesine kadar devlet yurdunda kalmayı istedik veya çocuğumuzu gönül huzuru ile yollayabildik ya da tüm olumsuzluklarına rağmen torpil bulup da kalabildik? 

Vatandaş olarak biz ve vatandaşlık bağı ile bağlı olduğumuz devletimiz çok kaşındık, yetmedi birileri geldi kaşınan yerlerimizi kaşıdı yara oldu, irin olup aktı! 

Mesela önümüzde kurban bayramı var, kapımızı kimler çalacak ve biz kimlere kurban derisi vereceğiz hatta toplayacağız, iyi düşünelim. 

Bir daha olmaması için kaşınan yerimizin kalmaması lazım vesselam! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv