Zeytindağı'ndan Kudüs'ü seyrediyorum!

21.08.2016

Bizden Belgrad’ı aldıkları zaman, düşman delegeleri Niş Kasabası'nı da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak: 

- Ne hacet, dedi, İstanbul’u da size verelim. 

Babalarımız için Niş, İstanbul’a o kadar yakındı. 

Biz eğer Vardar’ı, Trablus’u, Girit’i ve Medine’yi bırakırsak, Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk. 

Çocuklarımızın Avrupa’sı Marmara ve Meriç’te bitiyor.

Falih Rıfkı Atay'ın ''Zeytindağı” adlı eserinin önsözünde aynen böyle diyordu! 

Ne zaman içim daralsa, dertleşecek birini bulmak bir tarafa, halden anlayacak, halimi dinleyecek birini bulamadığımda ya da halimi anlatacak dermanım olmadığında kendimi atıveririm Anadolu'nun bağrına! Dağlarının en zirvesine çıkar bağırırım avazım çıktığı kadar! 

Bir deresinde yüzüme bir avuç suyunu serper kendime gelir, bir ağacının altında kendimi sigaya çekerim! 

Bazen de Anadolu'ya sığamam ya da Anadolu' ya yüzüm kalmaz kaçarım diyar diyar! 

Tıpkı 2011, 2013’te olduğu gibi.  Anadolu’ya günahkâr yüzümle bakacak mecalim kalmamıştı, 2011 ve 2013’te Mekke' de buldum kendimi, insanlığın yeryüzünde ilk yaptığı mabet Kâbe’de!  Etrafında yükselen günümüz insanının yaptığı gökyüzüne yükselen “Şirk mabetleri” arasındaki Kâbe! Secdeye vardığımda nereli olduğunu bilmediğim kardeşimin nasırlı ayağının ucuna alnımı koyduğum, secdeden alnımı kaldırdığımda ucunu bile göremediğim gökdelenlerin arasındaki Kâbe! Etrafındaki Osmanlı revaklarında zarafeti ve yaradana hürmeti gördüğüm Kâbe! Arafat'ta kendim için değil sadece ümmet için hüngür hüngür ağlayarak yalvardığım Mekke! Peygamberimin mübarek ayağının değdiği, halifesi Osman'ın kabrinin başında şimdilerde Müslümanların hayasızlığından onu korumaya çalıştığı,  askerlerin beklediği Cennetül Baki’nin olduğu Medine! 

Yıl 2016! 

Anadolu yaralı! 

Anadolu vefasızlık, ihanet hançeri ile yaralı,  bırak dert yanmayı, utancımdan yüzüne bakacak halim yok! 

“Ah bir mucize olsa da Mescidi Aksa'da kapansam secdeye!” diyerek kendi kendime sayıkladığımı söylüyor yanımdakiler! Halim hiç de iyi değil! 

Telefonum çalıyor karşımdaki can ağabeyim Ak Parti Manisa milletvekili Sayın Selçuk Özdağ! Neleri, ne ihanetleri,  ne mağlubiyetleri,  ne çaresizlikleri paylaşarak azaltmıştık biz Selçuk Özdağ ağabeyimle, ama tek kelime diyecek mecalim yok! “Ahmet can hadi Kudüs'e gidiyoruz sabah 5’te Ankara Esenboğa havaalanında ol” diyor Selçuk Özdağ! Acaba ben sayıklamadım da onu mu aradım? 

Kudüs ilklerin şehri! 

Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağı” eserinde okuduğumda hiç de bu kadar yakın olduğunu tahmin edememiştim! Oysa bir saatlik uzaklıktaymış Kudüs! 

Bir yanımda Nahcivan’dan yeni gelmiş, sanki bir konsolostan öte bir tarihçi,  yumruk büyüklüğü yüreğine vatan, millet, ümmet, insanlık sevdasını sığdırmış, bilgi ile donanmış Kudüs Konsolosumuz Sayın Cenk Ünal diğer yanımda Ak Parti Sakarya milletvekili Sayın Ayhan Sefer Üstün ve Can ağabeyim Sayın Selcuk Özdağ az ötemde de sevgili kardeşim Ali Odabaşı! 

Zeytindağı’ndan Kudüs’ü seyrediyorum, merhum Falih Rıfkı Atay'ın “Zeytindağı” eserinden okuduğum Kudüs, ama Cemal Paşa'nın karargâhı şimdilerde Avusturya Hastanesi! 

Ne mi görüyorum? 

15 Temmuz’ da, Gazi Meclisimizi bombalayan uçakların niyetini! 

Nasıl mı? 

2500 karakteri aştığım için Salı günü anlatmaya başlayayım! 

Siz de merhum Falih Rıfkı Atay'ın “Zeytindağı” adlı eserini bulun ve okuyun, okuyun ki anlatacaklarımı iyi anlayasınız.  

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv