Kurban olayım bir okuyun

08.09.2016

Kurban olduğum vatanımda bir Kurban Bayramı'nı daha idrak edeceğimiz günlerin arifesindeyiz. 

Ne güzel kelimedir ‘’Kurban’’ ! 

Hem de 15 Temmuz'dan sonra ‘’Kurban‘’ kelimesinin anlamını iliklerimize kadar hissettiğimiz zamanda bir kurban bayramına daha yaklaşıyoruz. 

Bir ay boyunca oruçlu ağızlarımızla ‘’Allah’ım devletimize, milletimize zeval verme, Allah’ım birlik ve beraberliğimize zeval getirmek isteyenlere fırsat verme!’’ dualarımızla karşıladığımız bir bayramın ardından yaşadıklarımızı, bu yaşananlar esnasında verdiğimiz 246 kurbanı ve o günlerin ardından sınır boylarında, sınır ötesinde, gaza meydanlarında verdiğimiz kurbanları da düşünürsek bu günlerde kurban bayramını karşılamanın ayrı bir önem arz ettiğinin farkında olmalıyız! 

Allah’a hamd olsun ki bu vatan toprakları üzerinde, uğruna kurban olmayı göze alacak değerlere sahip insanlar var. 

Evet, paranın mabut, bankaların mabet, makam ve mevkilerin saltanat makamı olduğu bu günlerde tüm bu dünyevi değerleri elinin tersi ile itip, ‘’Vatanın ha ekmeğini yemişim, ha uğrunda kurşun!’’ diyerek iman dolu göğsünü siper eden koçlar da var bu vatan toprakları üzerinde! 

İşte asıl mesele de bu! 

Bu vatanın toprağı üzerinde yaşayan insanların daha doğduğu ilk günden itibaren hatta ve hatta daha ana karnında iken biyolojik yapılarına müdahale edilse de bu kurbanlık koçların kökünü kurutamadılar! 

Sezaryen doğumlar, Avrupa’nın bile yasakladığı mamalar, marketlerin en görünen yerlerinde en şatafatlı ambalajların içerisinde sergilenen cipsler, yapısıyla oynanmış yiyecekler... 

Peşinden aynı müziği dinleyen, aynı elbiseyi giyen, aynı dizileri seyreden tek tip insan oluşturma gayretleri! 

Bizler bir taraftan ‘’Nizam-ı Âlem’’ davasını, Sosyalistler diğer taraftan ‘’Dünya kardeşliği’’davasını savunurken birileri bizleri kavgaya tutuşturup ‘’Dünya vatandaşlığı’’ davasını aşama aşama hayata geçirdiler! 

Hamd olsun ki bir şeyi hesap edemediler, çocukluğunu köyünde geçirmiş, yaz tatilini köyünde geçiren, kıt kanaat geçinme gayreti içerisinde bulgurunu, nohudunu, zeytinini, turşusunu köyünden getirenleri! 

Evet, Kurban Bayramı yaklaşıyor, tatil de dokuz güne çıkarıldı! 

Demem o ki geçen bayram da tatil dokuz güne çıkarılmıştı. Maksat turizm sezonunda sıkıntı çeken esnafımızın sıkıntısını hafifletmek. Sıkıntı içerisinde olan esnafımızın sıkıntısına ne kadar çare oldu bilemem. Ancak dokuz günlük bayram tatilinin dönüşünde memleket, millet ve dahi ümmet çok büyük bir sıkıntının içerisine düştü 15 Temmuz başarısız işgal girişimini yaşadı! 

Diyorum ki, devletimizi yönetenler en başta da Kültür ve Turizm Bakanımız, hocamız, değerli büyüğümüz Sayın Nabi Avcı Bey, tüm ulaşım araçları firmalarıyla görüşse, onlardan sefer sayılarını arttırmalarını istese, hatta nüfus cüzdanını gösterip en azından dört günlük bayram tatilini memleketinde, köyünde geçirmek isteyenlere indirimli bilet satılsa, arada doğacak farkı da devletimiz sübvanse etse! Böylece memleketin kuzucukları köyünün çayırlarında oynasa, dedelerinin mezarlarının yerini öğrense, memleketinin güzelliklerini, bu güzellikler için ne koçların kurban verildiğini babaları o kuzucuklara anlatsa! 

Ne bileyim işte, siz varsayın ki benimkisi artistlik(!) Olsun ben de zaten kendi bakanımdan üstüne üstlük hocamdan Sayın Nabi Avcı Beyden istedim. Üstelik ben bu hasletleri de kendilerinden öğrenip şimdi yeni nesle öğretme gayretindeyim. 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2018 Yenilmez Sanat Merkezi - Her Hakkı Saklıdır.

Yeni logo.png