Sayın Kadir Topbaş Bey’e ve diğer belediye başkanlarımıza

22.09.2016

Sayın Kadir Topbaş Başkanım ve diğer başkanlarım, bugün Pazar, kuvvetle muhtemel bugün her zamankinden daha geç kalkacak, daha geç kahvaltı yapacaksınız. Bugünlerde hava da yağmurlu, gün aileyle beraber evde geçirme günü. Madem sizi ailecek beraber yakaladım, bendeniz de aranıza katılayım, kendimize şöyle bir ayna tutalım! 

Mesela, şu İstanbul’da yeni şahit olduğumuz metrobüs kazası ile başlayalım derim. Bir yolcu elindeki şemsiye ile metrobüs şoförünün başına vuruyor ve şoför de hâkimiyetini kaybedip kaza yapıyor! Allah’tan ölümlü bir kaza olmadı, duruma bakıldığında “Allah korudu’’ dememek elde değil! 

Farkında mısınız sokaklarımız tesadüfen kaza ile karşılaşma olmaktan çıktı ‘’tesadüfen yaşanan ‘’ sokaklar haline geldi! Evlerin kapısının kilitsiz olduğu, bir yere giderken esnafın dükkânına bir ip çektiği dönemlerden bu hale, nasıl geldik? 

Hadi kalkın sizinle şöyle bir bulunduğumuz mahallede hava almaya çıkalım desem; kapının önünde, üzüm salkımı gibi anahtarlık içerisinden, kapıların anahtarlarını seçmeniz dakikalarca sürecek! 

Yanlış okumadınız evet, kapıların, çünkü evlerimizin en az iki kapısı var, bir ahşap kapı, onun dışında bir de çelik kapı, her iki kapının da ikişer anahtarı! 

Asansörle çıkıyoruz, asansörle iniyoruz, çünkü evlerimiz gökyüzüne merdiven dayamışçasına her biri göğe doğru yükselen bir şirk abidesi! Apartmanın kapısını açamıyoruz, enteresan bir kilit ve yanı düğmelerle dolu, her birini deneme yanılma yoluyla açıp çıkıyoruz. Binamızın önündeyiz, sağımıza solumuza bakıyoruz aynı zamanda sokak başındaki güvenlik kameraları da insan başı gibi kafasını hareket ettirerek bizi takip ediyor! Kafamızı kaldırıp oturduğumuz daireye bakıyoruz, aman dikkat edin sırt üstü düşmeyin yirmi bilmem kaçıncı kata bakarken sırt üstü düşme ihtimaliniz çok ama çok yüksek! Yere yakın dairelerin pencereleri de demir kafeslerle kaplı (!) 

Biraz yürüdükten sonra sitenin nizamiye kapısından resmi üniformalı gardiyanları anımsatan güvenlik görevlilerinin arasından sitenin dışına çıkıyoruz. Dönüp baktığımızda sitenin etrafı en az dört beş metre yüksekliğinde duvarlarla örülmüş!  Nizamiye kapısının güvenlik görevlileri ve üstüne üstlük bir de kalkıp inen demir,  onlarca kamera! 

Sahi biz evde mi yaşıyoruz yoksa yarı açık cezaevlerinde mi? 

Buraya kadar yazdıklarım, bir evi mi anlatıyor yoksa yarı açık cezaevlerini mi? 

Yarı açık cezaevlerinde de gündüz izinli çıkabiliyor veya atölyede çalışıp akşam koğuşunuza dönüyorsunuz. Sakın evlerimizde televizyon var demeyin, yarı açık cezaevlerinde de var! Hem televizyonsuz bırakırlar mı hiç sizi, dizilerden ve programlardan da sizi ıslah etmek için(!)  dersler verilecek! 

Bunları niye mi yazdım? 

Başta da arz ettiğim şu metrobüs kazası var ya, o kazadan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın kadir Topbaş Beyi dinledim haberlerde. Kendileri, otobüs ve metrobüslerdeki şoförlerin bulundukları yeri daha korunaklı yapacaklarını söyledi. 

Sayın Başkanım ve başkanlarım önleyemezsiniz, sizi temin ederim ki önleyemezsiniz! Önce yarı açık cezaevi halinde, gökyüzüne merdiven dayamışçasına yükselen her biri şirk abidesi siteleri yıkın, salıverin insanları yarı açık cezaevlerinden! İnsanlar sokaklarına girerken ve çıkarken birbirlerine ‘’Selamünaleyküm’’ desinler, yani karşılaştıkları insana, “Sen benden emin ol, benden sana bir zarar ziyan gelmez’’ diyerek güne başlasınlar! 

O şoför ve elindeki şemsiye ile metrobüs şoförünün başına vuran kişi, güne selamlaşarak başlasaydılar ve o yolcu metrobüse ‘’Selamünaleyküm’’ diyerek binseydi bu kaza yaşanmazdı! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv