Vatikan maşası FETÖ!

27.09.2016

15 Temmuz başarısız işgal girişiminin üzerinden zaman geçtikçe, ister istemez geçmişe daha genel açıdan bakılabiliyor. 

Çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi, merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile yaptığım son görüşme ve devamında Aydoğan Vatandaş’la, sonradan öğrendiğime göre nam-ı diğer Fuat Avni takma isimli hain ile tanışmam… 

Merhum Yazıcıoğlu’nun, o son görüşmede masanın üzerine bu hainin kaleme aldığı“Apokrifal” adlı kitabını koyup “Bu film kaça çıkar?” dediği andan itibaren yaşadığım süreç… 

Ne yaşadım ve hala neler yaşıyorum ayrı bir mevzu! 

“Apokrifal” isimli kitap “Barnabas İncili” diye bilinen incilin hikayesini anlatıyor. Bu incili farklı kılan özellikler: Hazret İsa’nın öğrencilerinden Barnabas tarafından yazılması,  325 yılında toplanan İznik Konsülü tarafından yasaklanması, teslis inancını kabul etmeyişi, Hazreti İbrahim peygamberin kurban etmek istediği evladının diğer İncillerin aksine İsmail olduğunu yazması, peygamberimiz Hazreti Muhammet’i (sav) “ Ahmet” ismiyle haber verişidir! 

Rivayet odur ki, bu incilin biri Golan Tepeleri’nde (İsrail işgali altında), diğeri Kıbrıs'ta Barnabas’ın mezarında, üçüncüsü de bizde Şırnak’ın Uludere İlçesi'nde bir mağarada bulunmuş! 

Yine rivayet olunur ki, bu incilin bir nüshası İsrail’in, bir nüshası bizim devletimizin elinde! Bir başka ifade ile Golan Tepeleri’nde bulunan, malum İsrail’in elinde, Şırnak Uludere’de bulunan da bizim devletimizin elinde olmalı! Ya Kıbrıs’ta Barnabas’ın kabrinde olduğu rivayet edilen ve 1996 yılında kaybolan veya çalınan İncil? 

KKTC sınırları içerisinde bulunan Barnabas Kilisesi Müzesi’ne ve Barnabas’ın kabrine hırsızlar girer, hem de o saatte o mekanda askeri tatbikat yapılırken (!) Kurban Bayramının dördüncü günü Kıbrıs’a gitmiştim. Orada çalışan bekçilerden biri o gece gördüklerini böyle anlattı bana. Bu işin üstüne giden Kıbrıs’lı bir gazeteci biraz da Türkiye ve Türk düşmanı Kutlu Adalı öldürülüyor! Tesadüf bu ya o sırada merhum Abdullah Çatlı da Kıbrıs’ta! 

Ah şu Susurluk! Ayranı güzel ama ayran bu, insanda uyku da yapar! Abdullah Çatlı bir trafik kazası geçiriyor ve yaralı bir haldeyken arkadan gelen bir araçtan inenler tarafından beyzbol sopasıyla öldürülüyor! Beyzbol Amerikan sporu biliyorsunuz,  ben demiyorum! Merhum Abdullah Çatlı’nın kızı sevgili Gökçen Çatlı’nın yazdığı “Babam Çatlı” kitabında yazıyor, o kazada Abdullah Çatlı’nın arabasının bagajındaki çanta kayboluyor, hala bulunamayan o çantada ne vardı bilinmiyor(!) 

Sadece ben değil, merhum Prof. Dr. Esat Coşan Hocaefendi de merak ediyor, ancak o da Avusturalya’da bir trafik kazasında ölüyor,  hem de Avusturalya’ya gitmeden önce ölüm üzerine duygusal bir konuşma yaptıktan sonra! 

Şimdiii! 

Sıra, şu Şırnak Uludere’de bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin elinde olduğu rivayet edilen nüshadaysa, bir şeyler yapmalıydı Vatikan! Öyle bir şey ki bu nüshalar nerede kimin veya kimlerin elinde, bilen veya sahip olanlar tahrik edilmeliydi! 

Nasıl mı? 

Türk Cumhuriyet vatandaşı olmalı, kontrol altında hatta ve hatta mümkün ise Türkiye içerisinde her kademeye ulaşacak, kamuoyu oluşturacak güce, en ücra noktaya ulaşabilecek bir ele sahip olmalı, yetmez bir de asla ve asla kontrolden çıkma ihtimali olmamalı, yani “Bir dakika bu benim inancım devletim, milletim için çok önemli,  bu benim devletimin elinde olmalı” sorgulamasını yapmamalı, aksine bir kardinal nezaretinde samimi Hristiyanlık duygusuna  sahip olmalı! 

Acaba hangi kardinal ve hangi samimi hristiyanlık duygusuna sahip kişi? 

2500 sınırını hayli aştım Perşembe günü devam edelim. 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv