Kudüs'e “Ahmed”i aramaya gittim!

28.09.2016

"Anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle bakıyor. Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz, istasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene: 

- Benim Ahmed'i gördünüz mü? diyor. Hangi Ahmed'i? Yüz bin Ahmed'in hangisini? Yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor: 

- Bu tarafa gitmişti, diyor. 

O tarafa? Aden'e mi, Medine'ye mi, Kanal'a mı, Sarıkamış'a mı, Bağdat'a mı?” 

Falih Rıfkı Atay,  “Zeytindağı” adlı eserinde yüz küsür yıl önceki Ahmed’leri anlatıyor! Bendeniz ise o Ahmed'lerin can verdiği yerleri, klimalı araçlarla dolaştım! 

Kudüs İbrani Üniversitesi'ni gösteren Başkonsolosumuz Cenk Bey, “Dünyanın en iyi üniversitelerinden biridir ve kurucularından bir kaçı :Albert Einstein, Sigmund Freud, Martin Buber ve Chaim Weizmann. 2004 Nobel ödülü alan David Gross(Fizik alanında), Aaron Ciechanover ve Avram Hershko (Kimya dalında) bu üniversitenin mezunlarındandır” dedi. 

“Bazalel Sanat ve Tasarım Akademisi” İsrail'in MİLLİ SANAT OKULU! Bu sanat ve tasarım akademisinin kurucusu da Theodor Herzl, hani,pek çok vilayete bir çok üniversite, Güzel Sanatlar Akademisi,Ticaret ve Ziraat  gibi  mektepler açan Sultan Abdülhamit’le, beş dakika görüşmeyi ayrıcalık sayan Theodor Herzl! 

Ne yana başımı çevirsem, her birimizin evinde olan çeşit çeşit markalar! 

Öte yanda, meyve bahçeleri, diyeceksiniz ki ne alaka! Evet, toprağı Polonya'dan getirilen meyve bahçeleri! Ali kardeşimin uzattığı şeftaliyi ısırdığımda, bizim keserek yerine binalar diktiğimiz Bursa şeftalisi aklıma geldi ve içim sızladı! 

“Ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... Fakat biz Ahmed'i kumarda kayıp ettik!” 

Falih Rıfkı Atay bugün yaşasaydı bu yazdıklarından farklı ne yazacaktı acaba? Aradan yüz küsür yıl geçti ve hala analar Ahmetlerini soruyor, “Benim Ahmet'i gördün mü?”.  En acısı da okumuş Ahmetlerini soruyor, her biri üniversite talebesi veya mezunu Ahmedlerini,  altmışlarda yetmişlerde altıncı filoyu kovmaya çalışan,Türkiye bir Afganistan olmasın diye koşan Ahmetleri, darağaçlarında idam ettiğimiz Ahmetleri! Seksenlerde Mamak zindanlarında, C5 işkencehanelerinde, Filistin askılarında sevdalarını katlettiğimiz Ahmedleri! 

Hep bizim Ahmetlerin üzerine kuruldu hesaplar, her devrin haramileri, Ahmetlerin istikballerinin önünü kesti! 

Kudüs Üniversitesi mezunları fizik, kimya alanında ödül alırken, beyinleri liğmelenip pamuk haline getirilen bizim mezunlarımız barış ödülleri ile devşirildi! Milli sanat akademilerimizin yokluğu bir tarafa, adı milli olan her şeyi itibarsızlaştıran sanatımız çağdaşlık (!) vasfını kazandı, sanatçılarımız çağdaş oldu! 

Kudüs Üniversitesi kimyacılarının geliştirdiği tohumları ekerek kıraçlaştırdık tarım ve nesil tarlalarımızı! 

Hülasa, biyolojik ve kültürel bağışıklık sistemimizi kendi ellerimizle çökerttik! En ufak bir yelden yataklara düştük! Şifa diye ithal ettiğimiz Kudüs orjinli aşılar teslim aldı biyolojik yapımızı ve kültürel benliğimizi! En nihayet oturtulduk mavi camın ve beyaz perdenin önüne, papağan gibi, hocamıza hacımıza sövdük, kapıcı Zeynep veAyşe'mizin kolay kandırılışına, Şaban'ımızın saflığınin istismar edilişine güldük! 

Ufkumuzu, “Kızıl Elma”mızı çaldırdık! Ufuksuzluktan sadece doymak ve her bağlamda obezleşmek için çalışır olduk! Helal kazanç obez yapmadığı için de bir birimizin elindekini almak için dağlara çıktık! “Doymadan kalk” düsturunu unuttuk, hamd etmeyi unuttuk. Allah'ı unuttuk! Sonunda Allah ile aldatıldık! Allahsızların kurşunları ile Ahmetlerimizi kurban verdik! 

Oysa birileri,  Kudüs'te Mescid-i Aksa Camii’nin altında kazma, kürek ve iş makinalarıyla“Kızıl Elma”sını arıyordu! 

Bugün 30 Ağustos ve bendeniz Dumlupınar'dayım, Ahmetlerin destanını anlatmak için! 

Kudüs'e, neden gittim; adım Ahmed ya,yüz küsur yıl önce gidip de dönmeyen adaşlarım Ahmedler çağırdı da ondan! 

Velhasıli kelam aslında Ahmedler yüz küsur yıl önce demişler diyeceklerini de,  bizim ODTÜ gibi üniversitelerimiz okutmamış! 

Buyurun Falih Rıfkı Atay'ın, Zeytindağı kitabınin son sözü, son sözüm olsun: 

“İlim ve vatan adamı olunuz. Hiçbiri yalnız başına, ne sizi, ne de milletini kurtarabilir”! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2018 Yenilmez Sanat Merkezi - Her Hakkı Saklıdır.

Yeni logo.png