Dik dur usta omuzların çökmesin!

17.01.2016

Kaç gün, kaç hafta, kaç yazı oldu, bilmiyorum. 
Bu köşede yazmam gündeme geldiğinde neler yazmayı düşünüyordum şimdi neler yazıyorum. Daha doğrusu mesleğimle ilgili yazılar ve yaklaşık 35 yıldır yapayalnız verdiğim kavgayı ve de hayal ettiğim şeyleri yazmayı düşünürken yürek yangınlarımızı yazar oldum! 
Tarihin hangi döneminde bu kadar yandı, Anadolu coğrafyasının yüreği bilmiyorum. 
İslam’ın son ordusu, dini, dili, ırkı ne olursa olsun mazlumun tek sahibi bu bereketli Anadolu coğrafyası, bu kadar ihanet ve kuşatma yaşadı mı, bendeniz okumadım tarih sayfalarında! 

Zaman zaman Sayın Cumhurbaşkanımızı seyrediyorum. Ben ki vücut dili hocasıyım, 1996 yılından beri bizzat tanıdığım insanın nasıl da ağır bir yükün altında olduğunu buna rağmen ağırlık artıkça nasıl da dirayetinin arttığını görüyor ve bir şeyler yapamamanın da üzüntüsünü yaşıyorum! 
Bir yanda 100 yıl öncenin rövanşını almaya gelmiş yedi düvel, bir yanda ümmet coğrafyasını kavuran ateş ve her yananın ‘’Türkiye’’ diye başlayan feryadı! Ümmet coğrafyasının giydirilecek çıplağı doyurulacak açları! Körfezde karabatak kuşlarını kurtarmayı görev bilip ağıt yakanların, feryat eden, “Müslüman” olunca aniden nükseden sağırlığı! 

Zaman zaman susmak yorganın altına girmek ve bir daha da çıkmak istemiyorum, bugün de böyle bir gündeyim sanki. 
Sosyal medyada cemaatsiz cenaze namazları! -Her şey vardı da hesapta, cemaatsiz cenazeler yoktu-Hangisine yanayım cemaatsiz kalmış mahzun camilerimize mi, yoksa cemaatsiz cenazelerimize mi? Üstelik musalla taşında yatan mevtanın adının sadece rakamlara indirgendiği, kanıksandığı bir dönem yaşıyoruz adeta! 

Küçücük bir tabut! Anan nerede be yavrum, senin ayağına diken batmasın diye, yüreği sızlayan anan nerede? Baban nerde yavrum, yemeyip içmeyip sana yediren, yetiren baban nerede? Yoksa onlar defnedilecek toprak da mı bulamadılar? İzmir Karşıyaka Doğançay Kimsesizler Mezarlığı 412 pafta! 
Yüreğimde burkuntular yine Safahat oyunumu oynamak için yollanırken, radyoda dinlediklerim yolumu şaşırttı, istikametimi karartıp, dermanımı emdi! 
Arabanın hoparlöründen gelen ‘’Ordu’’ kelimesiyle irkildim, spiker: “Siirt'te terör örgütü PKK mensuplarına yönelik operasyonda şehit düşen polis memuru Yalçın Yamaner'in (39) memleketi Ordu'daki akrabalarında hüzün hakim” diyerek sözlerine acı haberlerle devam etmişti. 

İsimler neden bana tanıdık geliyor bu kadar? Tıpkı Diyarbakır’ın Çınar İlçe Emniyet Müdürlüğü ve polis lojmanlarına PKK’lı teröristlerin düzenlediği bombalı saldırıda şehit olan polis memuru 28 yaşındaki Mehmet Şenol Çiftçi ile 4 yaşındaki kızı Mevlide İrem’in tanıdık geldiği gibi! 
Bu ölümleri yok sayıp ihanet belgesinin altına imza atan sözde akademisyenler ve sanatçılar, ya ananız ana değil ya da babanız belli değil! Bizde, bu şehitler diyarı Anadolu’da size ne denir sizin malumunuz! 

“Şehidimden önce varır mıyım acaba memleketim Ordu’ya, tabutuna omuz verme şerefi bana da nasip olur mu?’’ diye düşünürken, Sultanahmet Meydanında bombayı patlatan caninin şeceresi okunmaya başladı radyoda. “Bir süre Suudi Arabistan’da yaşamış annesi Ermeni…” 
Öylesine sıkmışım ki direksiyonu avucumun içi terden sırılsıklam! 
Ah be Sayın Cumhurbaşkanım! Ah be Usta! 

Bir torunun kaderi dedesine bu kadar mı benzer, hani “Marangoz”lukta “Usta” olan dedesine! 
Bir tarafta yedi düvel bir tarafta Ermeni çocukları ve uşakları, O’nun omuzlarını çöktürmüştü! 
Senin omuzların çökmesin, Allah muhafaza senin omuzların çökerse ümmet çöker! 
Dik dur aynen bu şekilde! Unutma sadece millet değil, ümmet değil, dini, dili, ırkı ne olursa olsun insanlık vicdanı sana dua ediyor ve senin ardında!  
Bilesin ki Sultanahmet Camiindeki duana milyonlar gözyaşı ile “Âmin” dedi!

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv