Sarıkamış

05.01.2016

 

Sarıkamış’tayım. Sarıkamış’ın dondurucu soğuğu vuruyor yüzüme. Sarıkamış’tayım, tir tir titriyorum, termometre -17'yi gösteriyor! 
Sarıkamış soğuğunda 101 yıl öncesi aklıma geliyor. 101 yıl öncesi ve bugün, 101 yıl önce çoğu Yemen’den gelmişti ayaklarında çarık üstlerinde yazlık elbise! 
“Gel” demişti birileri, düşünmemişlerdi kış günü üstte yok başta yok “Sarıkamış’ın dondurucu soğuğunda ne yaparız” diye düşünmemişlerdi gelmişlerdi.  Allahuekber Dağları’nın bağrına teslim etmişlerdi kendilerini gerisini ne anlatmaya benim yüreğim yeter ne de anlatabilmek için bilgim yeter. 101 yıl önce yokluktan bahsedilir; Trablusgarp’ta, Çanakkale’de, Balkanlar'da, Yemen’de ve Sarıkamış’ta ordumuzun tesisatının eksikliğinden kıtlıktan bahsedilir. Yokluğu mazeret saymayıp yokluğun içinden zafer çıkarmışlardı. 

Sarıkamış, üstte yok, ayaklarda çarık, karşında 100 bin küsur kişilik ordu, üstlerinde kışlık kıyafet ellerinde modern silahlar! Sarıkamış kumandanlarından Hafız Hakkı Paşa bakınız nasıl anlatıyor manzarayı; “Ben 10. Kolordu Komutanı Hafız Hakkı Paşa. Zirveye kadar ulaşıp düşmanla çarpışabilen tek ordunun başındaydım. Hava soğuk idi. Saatler pek uzun olarak geçiyordu. Gece oldu. Keskin bir soğuk ve şiddetli tipi başladı. Asker, ayağındaki çarıkla diz boyu karlı orman yamaçlarında, zabitin gözünden kaybolmuş ve şurada burada istirahate koyulmuştu. Bunların içinde ateş yakmaya muvaffak olan lar vardı. Fakat birçokları da orada ebedi bir uykuya dalmıştı. Yol boyunca perakende olarak kıtasından geri kalıp da donan asker ile ormanlar içinde kalan bedbahtlar, gündüz olduktan sonra anlaşıldı ki, fırkaların mevcutlarından daha fazla idi. Sonra karanlık bastı. Asker düşmanla karşı karşıya, karlar içinde ve avcı halinde sabahladı. Bu askerler gece ne yedi? Bilmiyorum. Ruslar kesin hücuma geçti. Kolorduların mevcutları çok azaldı, bir avuç insan çok geniş bir cepheyi müdafaa etmek zorunda kalmıştık. Bizden sekiz kat üstün bir düşmana karşı dayanmıştık. Fakat 11. Kolordu'dan beklenen yardımı alamadık. Enver Paşa 11.  Kolordu’yu yardıma çağırmak için yola koyuldu. Yolda düşman keşif kolunun  ateşine maruz kaldı duyduğuma göre çatışma esnasında kurmaylardan biri ağır yaralanmış. Paşa ayrılmadan önce en ön saflarda çatışırken sağ dönememe ihtimaline karşı vasiyetini şöyle yazdı; ‘ Ruslara taarruz edildi, fakat mağlup edilemedi. Şimdi 11. Kolordu ve süvari fırkasını bekliyorum. Gelir ve yetişirse, düşmanı bozacağım. Fakat gelmeden düşman, zayıflamış kıtalarımıza taarruz eder ve taarruzda muvaffak olursa, o vakit ordu mahvolmuş demektir. Şimdiye kadar asker ve zabitler, hiç kusursuz harp ettiler. Her manevrayı yaptılar. Bu halde vasiyetim: Ben vazifemi yaptığımı sanıyor ve öyle ölüyorum. Düşmana, sonuna kadar karşı koyunuz Herhalde sonunda muvaffak olacağız. Ben, kalben müsterih olarak ölüyorum. Yaşasın dinim, vatanım.’ 

Ardından görevi bana devredip 11. Kolordu'yu kurtarmak için yola koyuldu. Ben durumun vaziyetine baktıktan sonra şereften başka her şeyimizin bittiğini görünce geri çekilme kararı aldım. Geri çekilişimiz ne kadar başarılı olsa da verdiğimiz kayıplar çok fazlaydı. Sarıkamış, tarihimizin şerefli sayfalarından biridir. Türk ordusu karakışın tipisiyle, düşmanın kurşun ve güllesiyle uğraşa, cenkleşe mahvoldu da, bir neferi dahi arka çevirmedi.” 
Sarıkamış’ tayım soğuk -17 derece! 

101 yıl önce yokluklar! 

Ve 101 yıl sonra, Moskof'un yakıp yıkamadığı Sarıkamış‘ı Moskof'un devşirmeleri Marksist ateist terör örgütü PKK Sarıkamışlı'nın ekmek teknesi kayak tesislerini  yakıyor! 101 yıl sonra bugün bunca bolluğun içerisinde yok olan ne ki düşmanı bırakıp birbirimizi boğazlıyoruz!  

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv