Lozan yeniden yazılmalı

04.10.2016

Bu günlerde ‘’Lozan’’ ve ‘’Sultan Abdülhamit’’ tartışmaları gündemde. Kimileri ‘’Lozan Hezimet mi Zafer mi?”, kimileri de “Ulu Hakan Abdülhamit-Kızıl Sultan Abdülhamit” tartışmalarının tarafı! 

Zamansız mı? Elbette değil! Gereksiz mi? Asla, gerekli, hatta geç bile kalındı bu tartışmalar için, çünkü ülkenizin sınırları Lozan anlaşması ile çizilmişse, sınırlarınızda savaş hali yaşanmaktaysa, sizin ordunuz da bu savaşın içerisinde ve bu savaşta evlatlarınız, kardeşleriniz şehit düşüyorsa dahası bu savaştan en fazla zararı da siz görüyorsanız elbette Lozan’ı tartışmalısınız! 

Daha yakın zamanda yine aynı ülkenin bir başka şehri Zürih’te, Lozan Anlaşması’nın değiştirilme toplantıları yapılmadı mı? Sözde, Suriye’nin geleceği tartışıldı, hatta masaya Türkiye’nin oturtulmaması için her şey yapıldı! Utanmadan, sıkılmadan, arlanmadan kırk yıldır insanımızı şehit eden eli kanlı teröristler muhatap alınıp masanın başköşesine oturtulurken, Türkiye masadan uzak tutuldu! Üzerinde karar verilmeye çalışılan yer sınırımız, daha da ötesi Lozan’da çizilen sınırlar, Lozan’da elimizden alınan veya bırakmak zorunda kaldığımız ne derseniz deyin bizim topraklarımız! Herkes orada, 1923’te Lozan’da, masanın başında olanlardan sadece Türkiye, masada yok, üstüne üstlük bir de Türkiye’nin baba mirası, bugün evinin önü ve de kan ve can kardeşlerinin yaşadığı yer tartışılıyor! Birinin ayağına diken batsa ‘’Ah’’ sesini ilk duyan Türkiye olduğu halde! 

Öbür taraftan da, daha denizin nasıl kullanılacağı bile belirlenmemiş Ege, üzerinde görüşmelerin devam ettiği Kıbrıs… 

Bu köşeden   “Lozan’ın yerine Zürih mi konuyor?’’ diye sormuştum! 

Evet, eğer birileri daha birkaç ay öncesinde İsviçre’nin Zürih şehrinde Sevr’in yeni metnini oluşturduysa, bizim ülkemizde ‘’Lozan’’ tartışılmalı ve konuşulmalıdır! “Nasıl ve ne şekilde konuşulmalıdır?”, ‘’Bu da söylenir mi?’’ denilmeden konuşulmalıdır, ağzımıza ne geliyorsa konuşulmalıdır!                                                                                                                                  Çünkü, Lozan herkesten önce bizi ilgilendirmekte ve birileri bizsiz aynı ülkenin Zürih şehrinde Sevr’i yeniden yazmaya kalkmış ve yazmışsa, evet, ‘’Lozan da yeniden yazılmalıdır’’! Lozan Anlaşması, Sevr Anlaşmasını ortadan kaldırmıştır! Lozan’da işgal edilen Türk şehirleri el değiştirmiş, zoraki göçler ile demografik yapıları bozulmuştur! 

Bugün ise birileri, İsviçre’nin Zürih şehrinde yeniden yazdıkları Sevr’i gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar! İçimizdeki ‘’Lozan zaferdir’’ savunucularına da asla haddinden fazla kızmanın anlamı yoktur. Lozan, zafer mi hezimet mi, bunu bu coğrafyada yaşayanlar yaşayarak test etmiştir! 

‘’Lozan zaferdir’’ iddiasını savunan kardeşlerimiz şunu bilmelidir ki, Lozan’ın şekillendirdiği sınırlar ve tanıdığı haklar yakın zamanda İsviçre’nin Zürih şehrinde yeni bir Sevr yazılarak değiştirilmiştir. Yakın zamanda bölgemizde savaş bittiğinde, herkes koltuğunun altında yeni bir ‘’Lozan’’ ile gelecektir! 

Tez elden bu tartışmaları bitirip yeni bir Lozan Anlaşmasını yazmaya başlayalım. Yoksa birileri koltuğunun altında yeni bir Lozan ile geldiğinde, elimiz boş masanın başına oturmayalım (ki o masaya da oturtmamaya çalışacaklar bizi, tıpkı 14 – 24 Ocak 2016 da Zürih’te oturtmak istemedikleri gibi). Artık, bizim yazdığımız Lozan konuşulmalı. 

Sultan Abdülhamit, ‘Ulu Hakan mı, Kızıl Sultan mı?’’, o da Perşembe gününe inşallah! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv