Sultan Abdülhamit hangisi...

06.10.2016

Geçen yazımı, ‘’Sultan Abdülhamit, ulu hakan mı, kızıl sultan mı?’’ diyerek bitirmiştim. Aynı günün akşamı da Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Turgay Güler ve köşe komşum Sayın Kayahan Uygur Bey ile ‘’Sıradışı’’ programında beraber olduk. 

Ne zaman memleket meselesi üzerine iki laf etsek, biraz da ince iğneyi kendimize ve bizim mahalledekilere batırmaya kalksak “Saray soytarısı” sözüyle lafa girip hakaret edenler oluyor! Bu hakaretleri yapanların, dahası bana ve benim gibi konuşanlara “Saray soytarısı” diye hakarete başlayanların bilmedikleri bir husus var. Başımıza her ne geliyorsa, günümüz parti merkezlerinde ve her biri sarayı aratmayan devlet dairelerinde yer alanların, bu bakış açısında olmayışlarındandır! Saray soytarılığının eski Mısır’dan beri bir gelenek olduğunu, nasıl bir öneme sahip olduğunu kimse bilmiyor maalesef!Herkesin korktuğu, huzuruna çıkarken tir tir titrediği sultanlara, krallara en fazla gerçeği saray soytarılarının söyleyebildiğini bilmeyenler, bize aslında çok büyük bir paye bahşettiklerinin farkında değiller! 

Her biri özel seçilen, büyük bir entelektüel birikime sahip saray soytarıları ile sultan ve krallar arasındaki ilişkiye bir örnek verdikten sonra ‘’Abdülhamit, kızıl sultan mı, ulu hakan mı?’’ bahsine yakıştırmanızın namzedi olarak bir katkıda bulunayım! 

Gece sabaha kadar içip, akşama kadar sızmasıyla ünlü II. Charles, bir sabah uyumaya hazırlanırken odasına girip onu uyutmayan soytarısına ‘’Tamam söyle hatamı’’ dediğinde, soytarısı, ‘’Bütün ülkenin diline düşen hatanızı söyleyerek, burada başımı derde sokacak değilim’’ diyerek denmesi gerekeni demiştir! 

Gelelim Sultan Abdülhamit’in ‘’Kızıl sultan mı, ulu hakan mı?’’ tartışmasına. Öncelikle söylemek isterim ki dünyanın hiçbir ülkesinde o ülkenin vatandaşı geçmişindeki devlet büyüğüne, atasına bizde olduğu gibi, Ermeni yakıştırması, “Kızıl Sultan’” deme edepsizliğinde bulunmamış ve bulunmamaktadır! Tarihe adı en büyük zalimlerden biri olarak geçen ‘’Hitler’’ bile Almanlar tarafından ‘’Kızıl” benzeri bir yakıştırmayla alenen suçlanmamaktadır! Bunun bir de “Cumhuriyetçilik, ilericilik” adı altında özelikle de sanat ve edebiyat camiasından yapılması da ayrı bir bilgisizliğin ve aymazlığın neticesidir!Bilmezler ki bugün ülkemizin en modern tiyatro salonunu Yıldız Sarayı’na yaptırıp orada temsiller seyreden, bütün saray personeline de seyrettiren Sultan Abdülhamit’tir! Hatta ve hatta sarayda gördüğü eksiklikleri bizzat kendisi kaleme alıp sahneleten de yine Sultan Abdülhamit’tir! Yedi düvelin üstüne çullandığı Osmanlı İmparatorluğu'nun başındaki Sultan Abdülhamit, en sıkıntılı günlerinin muhakemesini, Yıldız Sarayı'nın içerisinde yaptırdığı tiyatro salonunda, temsiller seyrederek yapmıştır! İmar, bayındırlık, eğitim ve sağlık gibi birçok alanda yaptırdıklarını merak edenler varsa, gerçek tarihçilerin eserlerini okuyarak öğrenebilirler. 

Evet, Sultan Abdülhamit ne haşa bir peygamber ne de Stalin gibi bir caniydi, Allah korkusuna sahip vicdan sahibi, dirayetli, ilim sahibi ve vatansever bir idareciydi! 

Sultan Abdülhamit’e ‘’Kızıl Sultan’’ ya da ‘’Ulu Hakan’’ diyenler merhum Sultanın bu özelliğini düşünüp önce kendilerini sonra da kendi sultanlarını sigaya çeksinler. 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv