Bizim mahallenin sakinlerine…

09.10.2016

Hey, bizim şehrin insanları, bizim mahallenin sakinleri! 

Nasılsınız, iyi misiniz? 

Pazar kahvaltınız bitti, gazeteleri elinize aldınız ya da internetten sosyal medyadan benim bu yazımı buldunuz, eyvallah! O zaman buyurun, sizlere, şehirlilere mahsus bir pazar yazısı... 

Modern şehirlerimiz var artık hamdolsun, nüfusumuzun da yarıdan fazlası şehirlerde yaşıyor. Tabiri caizse şehirli olduk da diyebiliriz. Maşallah 23. katta yaşayan arkadaşımız, yaşlılar yurdunda kalan akrabalarımız, ağzına kadar dolu yetiştirme yurtlarında yavrularımız, kadın sığınma evlerinde kadınlarımız, tıka basa dolu cezaevlerinde erkeklerimiz var! 

Zaten, bakkalın köküne kibrit suyu döktük, yerlerine AVM’ler açtık! Bir de Metro ile veya modern yollarda arabamızla eve giderken son model cep telefonumuz çalıp, evden arandığımızda, verilen AVM siparişlerine, ‘”Ah be kadın, yorma beni gir internete, ne istiyorsan al” cevabını veriyoruz! 

Birlikte oturulan akşam sofrası dağılalı zaten çok oldu, Geleneksel yemeklerimiz yerine, çocuklar muhtemelen fast foodla karnını doyurmuştur, zaten hızlı yaşamanın temposundan ev ahalisinin pestili çıkmıştır, o hıza ayak uydurmuştur. Hızlı tüketmekten yakalandığımız obezlikten kurtulmaya çalışırken spor salonları ve diyetisyenlere döktüğümüz paralarla, internette dolandırılmamız da cabası! 

Her şey bir yana, bunlardan biri Allah muhafaza arıza yapsa, mesela metronun bir seferi gecikse, yirmi dakika elektrikler kesilse ya da fiber kablolar “Yeter artık ya hu, ben bu hıza yetişemiyorum canım çıktı’’ deyip şöyle bir saatliğine kendini dinlenmeye çekse! Önce çocuklar başlarlar ‘’Ya internet yatırılmadı mı?”diye, metro durağındakiler telefonla, fora başlar yetkililere sinkaflı küfürlere! 

Zor iş, şehirli olmak kardeşim, zor iş, hele hele asırlardır bozkırlarda, at üstünde ciğerleri bozkır havasına alışmış olanlara daha da zor, ama ne yaparsın, çağdaşlaşmanın ölçüsü şehirlilik! 

Çoğunuzun homurtuyla ‘’Sus be Yenilmez zaten şehirlere de ne bedeller ödeyerek kabul edildik’’ dediğinizi duyar gibiyim! Haklısınız, merdiven silmek, karılı, kocalı temizlik ve kapıcılık için gelinen günler…  

Şehirlilere kaliteli fındık, buğday yetiştirmek, askerlik yapmak ve daha rahat yaşamaları, bazılarının da kolayca çalmaları için, bir de bolca vergi vermekten başka görevimizin olmadığı günler! 

Unutulur mu o günler, tek gözlü odalarda, tek tasa besmele ile kaşık sallanan, sonra da hamt ile kalkılan sofralar, yaşanan acılar, ödenen bedeller, ‘‘Buraya başörtülüler ve köpekler giremez’’ levhaları unutulur mu? 

Hele de ben bilmem mi? İlkokulu bitirip ortaokulu okumak için indiğim Ordu şehrinde, babacığım ev tutar kuzenimle bana, tek gözlü bir oda! Bendeniz on üç, kuzenim on altı yaşındaydık, bir şehirli tanıdığımızın, tutulan evin sahibine gidip, ‘’Onlara bu evi kiralama, akşamları benim evime gelirler sonra, onların ayakları kokar’’ dediğini hiç unutamam! Birbirimizin kokusunu tek bir odanın içerisinde ciğerlerimize doldurduğumuz geceleri bilmem mi? 

Pazar pazar canınızı sıktım farkındayım, mademki biz artık şehirli olduk ve şehirleri doldurduk, mademki bugün de pazar, hadi o zaman şehirli olmanın gereğini yerine getirelim! 

Buyurun hep beraber ya bir sinemaya, ya bir konsere, ya da bir resim sergisine gidelim. 

Fazla da kafanızı karıştırmayayım, isterseniz AVM’lerin sinemalarına da gidebiliriz. 

Hadi, ben sizi gişenin önünde bekliyorum! 

Şimdiden iyi seyirler… 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv