Biz o sarı öküzü vermeyecektik!

13.10.2016

İki hafta önce ‘’Hadi şehirli olalım, sinemaya gidelim’’ deyip koskoca mahalleyi perişan ettim! Nereden bileyim bizim mahallenin sakinlerinin benim bir tek sözümle yola revan olup geleceklerini! En çok da Hayrullah ağabeye üzüldüm, almış yengeyi yanına kalkmış gelmiş! 

Çorum’un Sungurlu ilçesinden Ferit ağabey aradı; 

‘’Ahmet Bey yola çıkacağım leplebi ister misin?’’. 

Ferit ağabey leblebi demez leplebi der hep. 

“Hayırdır Ferit ağabey nereye, kızını ve torunları özledin galiba”’ dediğimde; 

“Özledim elbette, ama seni de özledim, baktım sen herkesi sinemaya çağırmışsın, gişenin önünde bekliyorum demişsin ya! Ben de senin ‘Sevdam Gözlerinde Kaldı’ filmini seyretmeye geliyorum” demez mi? 

‘’Ah be Ferit ağabey ne diyeyim ki sana!” 

Anlatsam zamana gençleri inanmaz, ‘’Amma da salladın ha’’ derler! 

‘’Sevdam Gözlerinde Kaldı 2 Aralık’ta gösterime giriyor, ben seni Ankara Ulucanlar cezaevinde yapacağımız galaya davet edeceğim oraya gelirsin’’ dedim vedalaştık. 

Evlerinden kalkıp yola revan olanlar sadece Hayrullah ağabey ve Ferit ağabey olmamış, Allah razı olsun ki sözüme itibar edip yola revan olan hatırı sayılır gönül dostları olmuş. Olmuş olmasına da, hepsi de Ferit ağabey gibi AKM’lerde sinema salonu bulamamışlar! Daha doğrusu Cinemaximum tabelasını okuyup anlayıp, burasının sinema salonu olduğunu anlayamamışlar! Nefeslenecek bir yer bulup oturamamışlar da, nereye oturacak olsalar başlarına dikilmiş birileri! Oysa böyle miydi eskiden, esnaf zorla oturtup bir bardak çay ısmarlar hal hatır sormaz mıydı? 

Bu yazıyı yazdığım şu anda Hayrullah ağabey aradı ‘’Ahmet Bey biz o sarı öküzü vermeyecektik!’’ ‘’Hayırdır Hayrullah ağabey nedir o sarı öküz? ‘’ dememe kalmadı telefonu kapattı! 

Meşhur hikâyeyi bilirsiniz; hani bir öküz sürüsü varmış, çevredeki birkaç aslanın asla erişemediği. Sonra bir gün, aslanlardan biri bir hinlik düşünmüş ve sürü başına gidip, “Biz aslında sizi rahatsız etmek istemiyoruz ama şu sarı öküz çok dikkatimizi çekiyor; onu verirseniz siz de kurtulursunuz, biz de rahatlarız” demiş. Sürünün önde gelenleri toplanıp“Sürünün âli menfaatleri adına” sarı öküzü kurban etmişler. Tabii kısa bir süre sonra benzer bir bahaneyle kapılarına dayanıp başka bir kurban isteyene kadar… ”Âli menfaatler adına” kurban vermede öyle bir noktaya gelinmiş ki, sürü küçülmüş ve sonunda aslanlara tamamen yem olmuş. Aslanlara sürekli kurban vererek kurtulacağını zanneden sürü liderleri, “biz bu savaşı ne zaman kaybettik?” sorusuna cevap aramış. Ve bu savaşı “Sarı öküzü verdikleri gün” kaybettiklerini anlamışlar! 

Memleketim geldi aklıma, daha birkaç gün önce Ordu’daydım. Ben seksenli yılların başında Ordu’dan ayrıldığımda, Ordu’nun nüfusu kırk beş bin civarındaydı. O yıllarda Ordu’da Millet Sineması, Konak Sineması, Ordu Sineması vardı. Her biri bin kişilik olup her birinde günde dört seans film oynardı! 

Şimdi mi? 

Şimdi her biri yetmiş beş seksen kişilik Cinemaximum’lar var! 

Çok doğru dedin Hayrullah ağabey, biz o Pasaj Sineması'nı vermeyecektik! 

Evet, biz o sarı öküzü vermekle kaybettik! 

Peki, kim bu Cinemaximum? 

2500 puntoyu hayli aştım, fazla aşıp da bu köşeden de olmayayım! Yazma merakımdan değil, bu tür mevzulara köşe sayfası açan Güneş Gazetesinden başka gazete yok da ondan… 

 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv