AK Parti ve MHP‘ye

25.10.2016

Bu yazıyı neden yazıyorum? Bu yazıyı yıllardır çektikleri filmlerde alay konusu bir karakter söz konusu olduğunda o karakterin adını “Şaban” koyanlara karşı verdiğim, 35 yıllık mücadelemin hatırı için yazıyorum! 

Bu yazıyı, çektikleri filmlerde, zengin adamın şımarık züppe oğlunun kolayca kafaladığı kızın hep kapıcının kızı olması, adının da hep Ayşe, Fatma olmasına karşı 35 yıldır süren isyanımın gereği için yazıyorum! 

Bu yazıyı, çektikleri filmlerde ne zaman bir ırz düşmanı, sahtekâr, aşağılık bir karakter olsa, önce sakallı sonra ya “hacı” ya da “hoca” olarak seçenlere karşı kinimden yazıyorum! 

Bu yazıyı, bu topraklarda binlerce Müslüman, Ermeniler ve Rumlar tarafından katledildiği halde, çektikleri filmlerde Anadolu Müslümanlarını “Katil”, devletini de “Soykırım”yapmakla suçlama alçaklığını gösterenlerin, değirmenine çektikleri filmlerle su taşıyan vatan hainleriyle 35 yıldır verdiğim kavganın gereği yazıyorum! 

Bu yazıyı, çektikleri film ve dizilerde meşhur ettikleri rol modellerle daha dün Taksim’de Gezi Parkı’nda ülkenin insanlarını manipüle edip, kardeş kavgası çıkaran alçakların açtığı yaraların sızısını, yüreğimde hissettiğim için yazıyorum! 

Bu yazıyı, 15 Temmuz başarısız işgal girişiminin ilk dakikalarında sevinç mesajları atıp, 7 Ağustos’ta yüzsüzlüklerini aklamak için Yenikapı Meydanı'na organizasyon firmalarının kiraladığı teknelerle gelip, yüzsüzlüklerinden de utanmayan, utanmazlarla 35 yıldır devam eden yüzsüzlüklerini yüzlerine vurma gayretimden yazıyorum! 

Bu yazıyı, “Sanat devletin ya da kapitalin himayesinde büyür” gerçeği gereği, 35 yıldır sandıkta seçtiklerimizin iktidarları döneminde, bütün bu hallere her türlü desteği vermelerinden dolayı kahroluşumdan yazıyorum! 

Bu yazıyı, Anadolu yollarında “Ahmet Bey bizim de sinemalarda seyredeceğimiz bir filmimiz olmayacak mı!” diyenlere yutkunarak neden olmadığını, olamadığını anlatamamanın utancından yazıyorum! 

Bu yazıyı, geçmişte genellikle babaları TRT prodüktörü olup çocukları da şimdilerde yapımcı ya da festival koordinatörlüğünde babalarının misyonunu devam ettirmeleri karşısında çaresizliğimden yazıyorum! 

Bu yazıyı, PKK finansı ile kurulup devlet kanalında sitcom çekip zengin olup, şimdilerde bu ülkenin 750 sinema salonunun 450’sini elinde bulundurup, sadece kendisinin çektiği filmlerin dışında hiç bir filmin gösterilmesine müsaade etmeyen yapıya, devletimin, absürt filmlerle yukarıda arz ettiğim “Kültür iğfaline” sessiz kalışına isyanımdan yazıyorum! 

Bu yazıyı geçen mahalli seçimlerde Manavgat’ta yağmurun altında, şu anda yanında olan sanatçıların hiç biri yanında yokken, seçim meydanında bir birimizin gözlerine bakarak “Antalya Film Festivali” üzerine hayalimizi kürsüden konuşup, aradan geçen bunca zamana rağmen telefonla dahi Sayın Menderes Türel Bey ile konuşamamış olmamızın garipliğinden yazıyorum! 

Bu yazıyı, kara 12 Eylül cuntacılarının işkenceleri altında inleyen, dokuz yiğidini idam sehpasında şehit veren MHP’li Adana Altın Koza Film Festivali protokolünde oturan MHP divan üyesi ve Sayın Devlet Bahçeli Bey’in, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı'na,“Tamam da filmin yarışma kategorisinde  Kafes filmi neden yok?” diye sormayışına kahroluşumdan yazıyorum! 

Bundan sonra ne yapmam, ne yapmamız gerektiğini başımı, başımızı iki elim, iki elimizin arasına alıp düşünmem, düşünmemiz için de AK Parti ve MHP idarecilerine soruyorum; 

Sayın Devlet Bahçeli Bey, Adana Film Festivali, bizim sinemaya bakışımız mı? Kimler tarafından idare ediliyor ve hangi kıstaslara göre filmler seçiliyor? Mevcut durumdan haberdar mısınız, MHP’nin kültür sanat politikası bu mudur? 

Sayın Başbakanım ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanım; son Antalya Film Festivali duyuru bülteninde “Türk sinemasının dünyaya  açılan  yüzü, gururumuz Yeşim Ustaoğlu” ifadesi bulunmakta, aynı zamanda da uluslararası kategoride de “Tereddüt” filmi “En iyi film”kendisi de “En iyi yönetmen” ödülünü aldı. 

Sayın Başbakanım ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanım, iktidarımızın, ulusal sinema modeli Sayın Yeşim Ustaoğlu mu? Eğer bu model Sayın Yeşim Ustaoğlu ise kendisinin Antalya Film Festivali'nde ödül alan “Tereddüt” filmini, “Güneşe yolculuk”  ve “Bulutları beklerken” filmlerini izlediniz mi? 

Bu sorularıma cevap beklemek bu alanda 35 yıldır mücadele veren bir kardeşiniz olarak haddi aşmak olmamıştır umarım. 

Buradan tarihe not düşme adına şunu da yazmak isterim ki, söz konusu hanımefendi gün gelir de uluslararası bir festivalde başınıza bir bela açarsa şaşmayın! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2018 Yenilmez Sanat Merkezi - Her Hakkı Saklıdır.

Yeni logo.png