Sözüm size bizim mahalle

03.11.2016

Nedenini biliyorum, ama söylemeden önce iğneyi kendimize batırsak diyorum! Hani bir fıkra anlatılır; cehennemde her bir millete ait kazanın başına bir zebani koymuşlar, bu zebaniler yukarıya çıkanın, kafasına vurup içeri iterlermiş. Sadece Türkler'e ait kazanın başında zebani olmadığını gören biri nedenini sorduğunda, zebani şöyle cevap vermiş: ‘’Bize gerek yok onlar zaten yukarıya çıkanı hep beraber ayağından tutup aşağıya çekerler.” Bu fıkranın çeşitli versiyonlarıyla kâh ideolojiler, kâh meslek grupları içerisinde anlatıldığına şahit olmuşuzdur. 

Zor günlerden geçiyoruz, haliyle kim ne söylüyor dikkat kesiliyoruz ister istemez. Dolayısıyla da ne yazılmış, nerede ne tartışılıyor takip etmek zorunda kalıyorsunuz. Uzunca bir zamandır seyrettiğim tartışma programları, okuduğum gazete manşetleri, köşe yazıları, başkalarına laf söylemeden, kızmadan önce kendime dolayısıyla kendi mahalleme bakma ihtiyacı hissettirdi bendenize! Şöyle kafamı iki elimin arasına aldığımda da aslında içinde bulunduğumuz hali unutmuşuz, onu anladım! Yazılarımda, tiyatro oyunlarımda ve konuşmalarımda ‘’Aynaya bakmak’’ sözünü tekrar etmeme rağmen kendim bile bunu nasıl ihmal ettiğimi fark ettim! 

Bu sıraların en moda tartışması, teröre yataklık yapan bizatihi içerisinde olan belediye başkanlarının ve gazetecilerin içeri alınması! Televizyonlarda yapılan tartışma programlarını özelikle de Doğan Medya’da yapılan programları seyrettiğimde ‘’Helal olsun size!’’ dememek için kendimi zor tutarken, bizim mahallenin hali aklıma gelince de yerin dibine giriyorum! Adamlar, yüzlerce delil ortada dururken terörist belediye başkanlarının, bu ülkeyi bir ajan gibi dışarıya gammazlayan gazetecilerin içeriye alınmasını nasıl da masumlaştırıp, “Bu ülkede basın özgürlüğü yok!” diyerek feryat edip kamuoyu oluşturuyorlar, hem de hukuku çarpıtarak! Azıcık vicdan sahibi biri söylenenlere itiraz edecek olsa aman Allah’ım işitmediği azar kalmıyor, moderatör başlıyor çılgınca aşağılamaya! 

Bütün bunları seyrederken aklıma, geçen yazımda da yazdığım Sayın Şükrü Karatepe ve Bekir Yıldız’ın o günlerdeki sahipsizliği, bizim mahallenin bazı gazetelerinin körlüğü, köşe yazarlarının da ‘’Ama kardeşim o da bu zamanda söylenecek söz mü?” demeleri geliyor. 

Bir tarafta canı yanan bir insanın feryadına tıkanan kulaklar, söz söylenmesi gereken zamanda söz söyleyenlerin sahipsizliği, diğer tarafta edepsizliğin sahiplenilmesi! 

Alın size bir başka halimiz! 

Son zamanlarda Nejat İşler ve Yılmaz Erdoğan’ın yer aldığı sinema filmleri vizyona girdi! 

Aman Allah’ım, tanısın tanımasın bütün televizyon kanalları konuk etmek, röportaj yapmak için sıraya giriyor! Sadece onlar mı, bir bakıyorsun bizim mahallenin televizyoncuları, radyocuları da sabahın altısında adam daha yeni yatmaya hazırlanırken kapısına dayanıyorlar! 

Tüm sosyal medyada, herkes mahallesinin çocuğunun işini tanıtmayı görev biliyor ve herkes aynı şeyden bahsederek yani twitter, facebook gibi ortamlarda “trend topic”yapıyor! Netice : ‘’SON ZAMANLARIN EN İYİ GİŞESİ’’! 

Ya biz? 

Biz de film çektik, üstelik bizim mahallenin ilk aşk hikayesi, üstüne üstlük bizim mahallenin delikanlılarından rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun da konu edildiği bir film! 

Netice, bırakın bir manşeti, programa davet edeni, sosyal medya sayfasında paylaşanı; bizim mahalleden duyduğum söz şu: “Davayı kullanıyor”! 

Tam ağzımı açtım ki, neyse… 

 Çaresiz, demem gerekeni diyeceğim, ‘’Helal olsun adamlara’’! 

Sahipsizlik kötü şey! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv