Türk milleti uşaklığı öğrenmeyecektir!

27.11.2016

Gazi Mustafa Kemal Paşa ile ilgili bendenizin de dinleyince gururunu okşayan bir hadise anlatılır: 

İngiltere Kralı Edward yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti ziyareti için ülkemize gelir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı da merhum Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır. Mutat heyetler arası görüşmeler yapıldıktan sonra protokol gereği Cumhurbaşkanımız merhum Gazi Mustafa Kemal Paşa, İngiltere Kralı Edward için bir yemek verir. 

Dolmabahçe Sarayı’nda muhteşem boğaz manzarasına nazır sofra kurulur ve yemek servisi başlar. Batının tabiri ile ‘’Uşak’’, bizim tabirimiz ile “hizmetçi” denilen kişi önce çorba servisini yapmaya başlar ve tabii ki ilk önce İngiltere Kralı Edward’ın çorbasını koyarken olanlar olur! Hizmetçi bir sebepten dolayı çorba kepçesini, tabak yerine Kral Edward’ın üzerine döker! Herkes donar kalır ve herkesin gözleri masadaki Kral’da değil, Gazi Mustafa Kemal Paşa’dadır! Kuvvetle ihtimaldir ki olan biteni gören herkes içinden ‘’Birazdan Gazi bu hizmetçiyi öyle bir benzetir ki’’ diye düşünürlerken hizmetçi de kuvvetli bir azar işitmek için kendini hazırlamıştır! 

Şimdi sıkı durun! 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı istifini bozmaz aksine oturduğu sandalye ya da koltuğa şöyle bir yaslanır hatta gözlerini bence karşıda görünen Topkapı Sarayı'na dikerek, misafirinin anlayacağı lisanla ‘’Bu millete her şeyi öğrettim ama asla uşaklığı öğretemedim’’ deyip belki de tir tir titreyen o görevliye, ‘’Sen vazifene devam et’’ der! 

Şimdi, bunu neden anlattım? 

Dünün İngiltere, Almanya, Belçika, Fransa kısacası Avrupalısı dün ne ise bugün daha da hayasızca, edepsizce bizi adeta kendisine uşak olarak görmeye devam etmekte, bunu hem de gözümüzün içerisine bakarak değil sokarak yapmaktalar! 

Neymiş efendim, ‘’Terörle mücadele yasamız olduğu sürece görüşmeler kesilirmiş!’’, dahası devletimiz, devlete ait imkanları kullanarak, askerini, polisini ve dahi vatandaşını öldürenleri peşkeş, çekenleri içeri atarsa, onlar da yaptırım hatta ambargo uygularlarmış! 

Oysa biz imanımız gibi biliyoruz ki, karın ağrıları şudur, 15 Temmuz’da içimize saldıkları, bizden devşirdikleri vatan hainlerinin başarısızlığı! Bunun aynını Mısır’da tezgâhlamışlardı, halkın oyu ile seçilmiş bir cumhurbaşkanı alaşağı edilirken milletin üstüne kurşun sıkan Sisi’nin ayaklarının altına kırmızı halı seren de yine kendileriydi! 

15 Temmuz’da da aynının olmasını beklediler, 15 Temmuz’dan sonra yaklaşık bir buçuk ay geçmesine rağmen hiçbirinden ses çıkmamasının da sebebi bu değilmiydi? Halkın yüzde 52 oyu ile seçilmiş cumhurbaşkanını öldürmek, karışıklık çıkarıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ordusunu hareket edemez hale getirip, bugün Musul’da olmamasını sağlamak! Neticesinde orada ellerinde cetvellerle istedikleri gibi sınır çizip istedikleri gibi devletler kurup, istediklerini kral olarak atamak, tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi! 

Bugün Gazi’nin oturduğu makamda oturan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da aynını demektedir ‘’Ne karar alırsanız alın, bu millet 100 yıl önce sizin kralınıza dediği yerdedir.  Asla uşaklığı öğrenmedi ve asla öğrenmeyecektir!’’. 

Bünye meselesi bir yerde! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv