İtler bile gülüyor halimize!

11.12.2016

Birçok kereler ısrarla bazı isimlerden, onların unutulmasından, mazi denilen çöplüğe atılmasından bahsetmeye çalıştım. Mazi denilen çöplüğe atılan her bir ismin bizlerden neleri alıp götürdüğünü, bir tek kelimenin ölümünün beraberinde bizim kimliğimizden neleri yok ettiğini de örneklerle anlatmaya çalışıyorum! 

Son çektiğim, “Sevdam Gözlerinde Kaldı” filmimde de bunu yapmaya çalıştım ama nedense birileri bunu görmeyip bendenize küfür etmeyi tercih ettiler! Önceleri, “Nasıl olur? Ben 100 yıllık Türk sinemasında ilk kez, Şeyh Edebali Türbesi'ni, Yunan askerlerinin yaktığı Bilecik’ten kalan beş tane cami minaresini, İstanbul’da bulunan 18 Sekbanlar Mezarlığı'nı, merhum Seyit Ahmet Arvasi’nin mezarını gösterdim. Neden bu küfürler?” diye düşündüm acı acı! 

Kim ne derse desin, dünün unutulmasının neticesini, çok acı bir şekilde yaşayarak tecrübe ettiğimiz bugünlerde, bunları demeye, yazmaya devam edeceğim! 

Şimdilerde, Konya Selçuk Üniversitesi Dilek Sabancı Konservatuvarı’nın daveti üzerine Hazreti Mevlana’nın ‘’Yedi Meclis'in Biri: Barsisa’’ adlı tiyatro oyunu vesilesiyle Konya’dayım. Günümün çoğu kampüs içerisinde geçmekte, bu vesileyle de talebe ve hocalarımızla sohbet etme imkânı buluyorum. İlk karşılaştığım talebe kardeşime ‘’Prof. Dr. Erol Güngör’ü tanıyor musunuz?’’ diye sorduğumda ‘’Hayır, ben falan bölümde okuyorum bizim bölümde o isimde hoca yok’’ oluyor! Bu ülkenin en genç rektörü olma unvanına sahip, yine bu ülkenin yetiştirdiği bir bilim ve irfan insanı merhum Prof. Dr. Erol Güngör kurmuş olduğu üniversitede, o üniversitenin talebeleri tarafından tanınmıyor! Rektör hocamız Sayın Mustafa Şahin Bey de rektörlük koltuğuna oturur oturmaz ilk iş olarak merhum Prof. Dr. Erol Güngör hocanın eserlerini bir külliyat olarak basmakla işe başlamak istiyor ancak gelin görün ki ailenin inadını aşamıyor ve bu külliyatı basamıyor! Oysa iddia ediyorum ki eğer bu ülke insanı merhum Prof. Dr. Erol Güngör’ün ‘’İslam’ın Bugünkü Meseleleri’’ isimli kitabını okumuş olsalardı belki de 15 Temmuz’u yaşamayacaktık! Değil aile hiçbir kişi ve kurumun, bu millet ile böyle bir değerinin buluşmasına, sebep ne olursa olsun engel olma hakkı yoktur! Aile acil bir şekilde üniversiteyle irtibata geçip makul bir telif bedelinde anlaşıp ‘’Prof. Dr. Erol Güngör Külliyatı’’nın basılmasına yardımcı olmalıdır! 

Evet, bugün 11 Aralık, bundan 41 yıl önce yani 11 Aralık 1975 yılında, tarihçi, şair, fikir adamı Nihal Atsız’ı kaybetti bu ülke! Merhum Atsız’ın ne anlam ifade ettiğinin daha iyi anlaşılması için Sayın Murat Bardakçı ve Sayın Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın şu ifadelerini yazmak istiyorum ‘’Eğer bu ülkede tarih okunuyorsa ve de Beyazıt Kütüphanesi varsa merhum Nihal Atsız’ın sayesinde vardır’’! Merhumun çıkardığı ‘’Orkun’’ dergisinin yazıları ve şiirleriyle yetişen nesil de cabası! Fikirlerinden dolayı tabutluklarda yatan büyük dava adamı merhum Nihal Atsız bugün İstanbul Karacaahmet Mezarlığı'nda yatmaktadır! 

Bugünkü yazımı da merhum Atsız’ın ‘’Yolların Sonu’’ şiirinden, bugünkü haleti ruhiyemi anlatan mısraları ile bitireyim. 

Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden  

Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.  

Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden  

İtler bile gülecek halimize  

Gidiyorum: gönlümde acısı yanıkların...  

Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda.  

Dün benimle birlikte gülen tanıdıkların  

Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda.  

Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;  

Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına.  

Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin  

Değişilir topuda bir sokak kaltağına.

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv