Hayvanı yaşat ki insan yaşasın!

25.12.2016

Bugün Pazar sizler bu satırları okurken bendeniz, merhum Mehmet Akif Ersoy’un hayatından kesitlerle bugüne merhumun gözünden bakmaya çalıştığım ‘’Mehmet Akif Ersoy Dönüyor! Ya Siz, Neredesiniz? SAFAHAT’’ isimli oyunumu sahnelemek üzere, merhumun birinci meclis mebusu olarak seçildiği Burdur’a gitmek üzere yollarda olacağım. 

“Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir?” tartışması hepimizin malumudur. Bu söze bir de ‘’Çok duyan mı?’’ sorusunu eklemek lazım geldiği kanaatindeyim. Bir insan hem çok geziyor hem çok okuyor ve üstüne bir de olan bitenden çok haberdar oluyorsa ister istemez hayata başka bakıyor. Gezip gördüklerini, okuduklarıyla harmanlayıp, duyduklarıyla karşılaştırma imkanını daha fazla buluyor yollarda. Sanırım bendeki hal de bu olsa gerek, merhum Akif’i anlatan bu oyunumda da dünden ziyade ‘’Dün bugünü hazırladı, bugün yarını hazırlayacak’’ esprisi ışığında bir anlatım dilini tercih ettim. 

 333 yıl önce hayal kurup Viyana kapılarına dayanan, kapısına dayandığı şehri yıkmadan, yerle bir etmeden, fazla insan ölümüne sebep olmadan fethetmek istemenin bedelini, idam edilerek canıyla ödeyen merhum Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’yı anlatan kitap elimde yoldayım (25 Aralık 1683).   Gemisinde mühimmat patladığında, patlayan mühimmatın üzerine kapanıp askerlerini kurtarmaya çalışacak kadar cesaret timsali, Kaptan-ı Derya Merzifonlu Kara Mustafa Paşa…                                  

16 Eylül 1666 tarihinde Sabetay Sevi’yi sorgulayan ve bu sorgulama esnasında Sabetay Sevi’nin Müslümanlığı kabul ettiği, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa…                                        

Meraklısına, Profesör Dr. Erhan Afyoncu’nun, ‘’Sahte Mesih: Sabetay Sevi ve Yahudiler’’ adlı kitabını tavsiye ediyorum. Tarihçilerimizin tarihimizin bir kırılma noktası olarak gördüğü tarihi şahsiyetimiz Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ve II. Viyana kuşatması, bu akşam kaç televizyon haberine ve tartışma programına konu olacak acaba? 

 ‘’Bunca yaşananların, uluslararası suikastların yaşandığı şu anda sen de neyi anlatıyorsun?’’ diyenlerin olduğunu duyar gibiyim! Unutulmamalı ki, II. Viyana kuşatmasıyla başlayan gerileme, ilk imparatorluk rüyasının görüldüğü, ‘’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’’ sözünün söylendiği Bilecik’teki Şeyh Edebali türbesinin yakılmasıyla neticeleniyor (14 Nisan 1921)! 

Tam da yazımın bu anında, televizyondan kulağıma çalınan bir haber dikkatimi çekti: Romanya'da, itfaiyeci karbonmonoksitten zehirlenmiş köpeğin hayatını kurtarmış, yangından baygın halde çıkarılan köpeği, kalp masajı ve suni teneffüs yaparak kurtaran itfaiyeci kahraman ilan edilmişti! 

Romanya, yani şu 27 yıl önce, vatandaşlarının üzerine kurşun sıktığı için idam edilen Nicolae Ceauşescu ve eşi Elena Ceauşescu’nun memleketi! 

25 yıl önce bugün,(Mihail Gorbaçov’un istifasıyla dağılan SSCB’nin, bugün Ortadoğu’da 65 yıldır stratejik ortağımız ABD’nin başımıza açtığı belaların karşısında şimdiki stratejik ortağımız olma yolunda olduğumuz Putin’in devlet başkanı olduğu Rusya Federasyonu’nun başı çektiği) Varşova Paktı’nın üyesi, bugün ise Avrupa Birliği'nde serbest dolaşım hakkına sahip olan Romanya! 

Pazar Pazar lafı da epey uzattım farkındayım, fazla lafa ne hacet dostlar, birileri haberlere karbonmonoksit gazından zehirlenen köpeğe suni teneffüs yaptırarak konu olurken, biz belediye zabıtalarımızın toplu hayvan katliamlarını izlettik çocuklarımıza! Peşinden de göçmen kuşlara vakıf kuran ecdadımızı anlattık gururla (!), toplu hayvan ölümlerinden utanmadık, toplu insan ölümlerini bile kanıksadı İslam coğrafyası! 

Bugün Pazar, o zengin Pazar soframızdan artanları toplayalım, çıkalım sokaklara bu kış gününde yiyecek bulamayan hayvanlara verelim! 

Benden demesi, yoksa aç kalan ayılar şehre iner, hayvanları yaşatalım ki insan yaşasın! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv