Ey oyuncular 31 Aralık'ta düzeltme provamız var!

29.12.2016

Dünya denilen bu sahnede, baş rolünde oynadığımız hayat hikayemizin bir bölümünü daha geride bırakıyoruz. Bizzat yaşayarak oynadığımız bu sahneyi, anları ve hikâyede rolü bitenleri geri getirmeye imkân yok! 

İçerisinde rol aldığımız bu hikâye ilerledikçe dekor da değişecek, tıpkı bundan önce de değiştiği gibi.  Bizzat rol aldığımız hikâyeye, yeni karakterler, tipler girecek, belki de bizim rolümüz bitecek ve başkalarının bir tiradında ya da afişin bir köşesinde kalacak adımız! Belki de en acısı beraber sahneyi paylaştıklarımız, hatta karşılıklı tirat attığımız kişiler bile anmayacak adımızı! Sahneden indiğimizde sadece seyredecekmişiz, konuşmadan, konuşamadan, oyuncular bizi göremeyecek biz onları görecekmişiz! Tiyatro da böyle değil mi ki, tüm spotlar oyuncuları aydınlatır seyircilerin bulunduğu yer ise karanlıktır, sahnede akıp giden hikâyeye itirazımız olsa da ses çıkaramayız, sadece seyrederiz! Aynen böyle olacak biliyorum, çünkü “Ölen bedendir, aşıklar ölmez” diyor bu hikâyenin kahramanlarından Yunus Emre! En unutmaz diye bildiklerin bile unutacak seni, ‘’Hayatta bu iyiliğini unutmayacağım’’ diyenler sen hayattayken sözünde duracaklar ve sen hayattan göçtüğün anda ilk iş olarak o iyiliğini unutacaklar! 

Oysa sahnede onların eksiklerini, hatalarını kapatabilmek için nasıl da çırpınmıştın, hatta onların aslında ‘’En iyi oyuncu” olduklarını “Enlerin Eni”ni de şahit göstererek anlatmaya çalışmıştın! 

En iyi genel başkan! 

En iyi arkadaş! 

En iyi dost! 

En en en … 

Hem de senin ‘’En iyi genel başkan” dediğin, “En iyi adayım” diyerek seni “en”lerinin içerisine sokmazken! 

‘’En iyi arkadaşımdır’’ diye tanıştırdıkların en fazla da senin arkandan konuşurken! 

‘’En çok seni seviyorum’’ diyenlerin, ilk beklentisi karşılanmadığında gözünde, sözünde ‘’En kötü” olurken! 

Neden zoruna gitti ki? 

Sen bu oyunun içerisindeyken de, başına ‘’En’’ koydukların, en çok acıtmadı mı canını! 

Şimdi de çaresiz, ‘’Enlerin Eni”ni unutmanın ve “En”i olur olmaz şeylerin başına koymanın acısına tahammül göstereceksin! 

Oysa tekst o kadar mükemmel yazılmış, yönetmen sana rolünü o kadar çok güzel anlatmıştı ki! 

Ya provalara gelmedin ya da bedenen geldin sen o provalarda olmadın, bir de üstüne teksti ezberlemedin! 

Ezberin güzel olsa da oyunun alt metninden habersiz olduğun için söz ya anlamsız ya da başka anlamda, üstelik muhatabından ziyade muhatabın olmayanlara çıktı ağzından! 

Hadi o zaman, sadece oyunun bir sayfası ya da bir perdesi bitti senin için, daha final yapmadın! 

Şöyle bir etrafına bak, oyunun içerisindeki rollere, sonra da şu teksti bir daha oku, ezber tazele! 

En iyisi, millet daha ne oluyor farkında değilken şu yönetmenin notlarına bak, bir düzeltme provası al kendi kendine! 

Sen şimdi tekstin yerini de unutmuşsundur ya duvarda asılıdır ya da kitaplıkta süs olarak duruyordur, hani şu belli gecelerde bakıp da eline almadığın yerde, yönetmenin notları da hemen yanı başındadır. 

Unutma, sen bir tiyatro festivalindesin, ucunda “En iyi ödül” olamasa da “En kötü oyunculardan” olmamak var! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv