2017’de insanlığımızı unutmayalım yeter!

01.01.2017

Gregoryen takvimine göre yeni bir yılın ilk gününe erenlerden olduk. Belki de yeni yılın ilk gününe tam da dakikalar, saniyeler kalmışken kimleri yolculadık, kimler son nefesini verirken bizden helallik almak için seslendi de gürültünün patırtının arasında fark etmedik, tıpkı bundan önceki zamanlarda olduğu gibi! Gerçek şu ki, atalarımızdan daha hızlı taşıdık ileriye değişimi ve içselleştirmeyi! Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri’nin verildiği törende Sayın Cumhurbaşkanımızın da üzülerek ifade ettiği gibi ‘’Eğitim ve Kültür’’ alanındaki başarısızlığımızın da hızlandırdığı tükenişimiz, insan olma, yaratılmışların en şereflisi olma hasletimizi gölgelememiz, insanı insan yapan ‘’Aidiyet ve Mensubiyet’’ duygumuzu kaybedişimizin utancı ve daha sayılabilecek pek çok konuda, akan sele kapılan olma açısından da, sele karşı duruş gösteren açısından da durum aynı ‘’Bayağılık’’! 

Aynı ödül töreninde ödül alan Sayın Şener Şen’in yaptığı konuşmaya herkes alkış tuttu. Oysa Sayın Şener Şen’in sergilediği bayağılık ya görülmedi ya da biri de çıkıp, ‘’Sen bu bayağılığı yapamazsın arkadaş!’’ deme cesaretini gösteremedi. Cumhurun başı, cumhur adına cumhurdan birine ödül veriyor ne ala çok güzel bir alicenaplık! Ödül alan cumhurdan biri ödülünü almak için kürsüye çıkıyor ve o kürsüden indiğinde maruz kalacağı ‘’MAHALLE BASKISI”ndan kurtulma yağcılığı ile konuşmasına başlarken ve konuşmasının içerisinde bir kez olsun ‘’Sayın Cumhurbaşkanım’’ sözünü özenle kullanmıyor, bunun adı saygısızlıktır, adapsızlıktır! Dünyanın hiçbir devlet töreni geleneğinde, kültür ve adabında bunu göremezsiniz! Bırakınız ödül almayı, insan en ufak bir hediye verene teşekkür ederken, üstelik görüntülerden anlaşıldığı üzere sahne dışında birebir konuşmalarında son derece samimi olmaya çalışırken, kürsüde cumhur adına cumhurun başına bir ‘’Sayın’’ hitabını esirgeyip özenle kullanmama üslubuna başka ne denir? 

Sokakta, evde, işte bayağılık… 

Daha sarı ışıklarda hep bir anda çalmaya başlayan kornalarıyla, hiçbir acelesi olmadığı halde, ambulansın yolunu tıkayan, ambulansın sirenini bile duymayan insanlar, son nefesinde helallik isteyen sesi nasıl duyacak ki! Belki acelesi olan ambulansın içerisindeki öz evladı, öz kardeşinin bombalar altında ölümle burun buruna olduğu aynı dakikalarda eğlence ve hayasızlıkta sınır tanımazken o sese nasıl kulak verecekti? 

Dün de öyle değil miydik? 

Merhum Seyit Ahmet Arvasi’nin bir sözünü arz etmek istiyorum; ‘’İslam dünyasının düşmanlarının ilk hedefi Türkler ve Türk Devleti olmuştur ve olacaktır!”.  1988’in 31 Aralık’ında aramızdan ayrılmıştı ne yazık ki sözünü duyuramadan! 

Bugün evladı İslam düşmanları tarafından şehit edilirken, 31 Aralık’ta, İslam düşmanlarının AVM lerinde cebinde ne varsa son kuruşuna kadar harcayıp yetiremeyip, taksit taksit geleceğini ipotek ederek sabaha kadar eğlenen ahali! 

Dün gece bizim birbirimize sarılıp hüngür hüngür ağlamamız için ne olmalıydı ki? 

Doğru ya, 1992-1995 yılları arasında Avrupa’nın ortasında Srebrenica katliamı yapılırken, bir medeniyet hem de bizim medeniyetimiz Mostar köprüsü yıkılırken, bir soykırım yaşanırken ne yaptık da, bugün Halep’te Musul’da hem de bizim Misakı Milli sınırlarımız içerisinde bir medeniyet hem de bizim medeniyetimiz yok edilirken ne yapacağız ve yapıyoruz? 

Bakınız Bilge Kral Ali Izzetbegoviç, ‘’Doğu ve Batı Arasında İslam’’ adlı eserinde insanı nasıl anlatıyor: ‘’İnsan ancak dünyanın umumi seyrine, asıl mahiyeti hiçlik ve gayri mevcudiyet olan mekanizmaya karşı koyduğu ölçüde mevcuttur’’. 

Yine bir 31 Aralık’ta doğmuş, ama sözünü dinletemeden aramızdan ayrılan bir başka bilge kralın merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun sözü de şöyle: ‘’Teknoloji hala, inanmış insanın karşısına dikeceği silahı icat edemedi’’! 

Yılın ilk gününde diyorum ki, insanlık onuru galip gelecek ve işte o zaman bayramlar bayram, yeni yıllar yeni olacak inşallah! 

Hülasa, 2017’de insanlığımızı unutmayalım yeter! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload