RTÜK göreve!

05.01.2017

Söze nasıl başlasam, nasıl anlatsam? 

101 yıl önce başlayan bir savaşın en kahpecesini yaşadığımız bu günlerde yanan yüreğimin yangınını mı yazsam yoksa ölen biz, ağlayan ana bizim anamız, yetim kalan yavru bizim yavrumuz deyip yüreğime taş basıp kaderime rıza gösterip mi sussam! Ben sussam, yüreğimin dili susar mı? 

Daha yeni yılın ilk dakikalarında yaşanan yürek yakıcı acıdan da ders almadan ekranlardan, köşelerden yaralı yüreklerin daha da kanatılmasına nasıl dayansam? 

Hadi sustum, hadi yanan yüreğimin sesini bastırdım diyelim ancak yürekleri kanatmaya devam etmelerine nasıl dayansam? 

Bu öylesine acıtıyor ki, inanın o katilin açtığı yaradan daha beter acı salıyor insanın içerisine! Hadi farklı mahallelerin çocuklarıyız, hadi başka başka fikirlerin mensuplarıyız, ama biz aynı devletin verdiği kimliği taşıyan insanlarız, üzerinde yaşadığımız vatan toprağı tüm farklılıklarımıza rağmen belki de hep beraber sahip olduğumuz yegane servetimiz! 

Allah aşkına daha yeni yılın ilk dakikalarında o kurşunu sıkan kanlı katil tetiğe basarken “Bu Alevi, bu Sünni, bu Türk, bu Arap” dedi mi? Daha da ötesi ölenlerin arasında Yahudiler, Hristiyanlar ve daha niceleri için de kafa yordu mu? 

Peki yormadıysa ve ölenlerin arasında hemen hemen her dinden, dilden, ırktan insan varken tutup da bu işi nasıl ‘’Laiklik’’ ile bağdaştırıp öleni, öldüreni bir tarafa koyup, ‘’Türkiye İran olacak’’ tartışmalarını yapabiliyoruz?  Geçen yazımda da yazdım, Allah aşkına 2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas’ta türkü söyleyen insanları yakan ile hemen üç gün sonrasında 5 Temmuz’da Başbağlar’da daha dudakları süt kokan yavruları öldürenler aynı değil miydi? O gün de bu tartışmaları yaparken, katiller kaçtı ve bugün elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıyorlar! Sivas’ı, hemen üç gün sonrasında Başbağlar’ı ve daha Çorum’u, Kahramanmaraş’ı aramızda fink atan, başkalarının papağanlarının dediklerini, tekrar ettiğimiz için yaşamadık mı? 

Bu adam ne laik, ne Alevi, ne de Sünni, bu adam katil! 

Bu adam düşman askeri! 

Bu adam ‘’Biz size Türkiye’ye gitmeyeceksiniz dedik, siz nasıl kalkıp yılbaşında Türkiye’ye gidersiniz ‘’ diyerek öldürdü Alevi’yi Sünni’yi Arap’ı Türk’ü, İsrailli'yi, Hintli'yi! 

Katilin, düşmanın tarifi üzerinde bile anlaşamazken, üstüne bir de televizyon kanallarında kurulan başka tezgâh! 

Ey Şirin Payzın Hanımefendi, senin ısrarla defalarca ‘’PYD mi İŞİD mi?’’ diyerek ayırmaya çalıştığın PYD bu ülkenin çocuklarını şehit eden bir düşman terör örgütü! Yeni yılda bombayı patlatan DEAŞ ise, daha kısa bir süre önce Kayseri’de bombayı patlatan da PYD! 

O, ‘’Gazeteciler içeri atılıyor’’ diye feryat ederek kastettiğin gazeteci, bu ülkenin, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin bir savcısını katleden katilleri kahraman ilan eden bir terörist! 

Ey Şirin Hanım, bu milletin yüreği yanıyor, bu yaptığınızın bir tek adı var ‘’İşbirlikçilik’’! Bu ülkenin topraklarına kasteden, bu ülkenin çocuklarını şehit eden, işbirlikçidir! 

Ben bunu nasıl mı, diyebilirim? 

Çağır beni programına bir de yüzüne karşı diyeyim! 

Bir çift sözüm de seçimlerden sonra kanallara ceza yağdıran RTÜK’e ; 

Ey RTÜK, bu ihanete verecek    cezan yok mu?

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv