İsviçre’den

22.01.2017

Bu yıl 8'incisi yapılan “Altın Hilal Kısa Film Festivali” vesilesiyle Sayın Osman SINAV Hocam ile İsviçre’deyiz. Hayallerini beleyip Avrupa’nın kapılarına gelen insanlarımızın çocukları, artık dedelerinin, babalarının hikayelerini, gelecek hayallerini sinema perdesine aktarıyorlar.   

Bir yanımızda, Davos’ta, dünyanın zenginleri dünyanın zenginlikleri üzerinde planlar kurarken, diğer yanımızda, Cenevre’de, vatan toprağımız Kıbrıs masaya yatırılmış, açık olan televizyon kanalından gelen sesle, El Bab’dan 5 “Kınalı Kuzumuzun” şehadet haberi ile yüreğimizin yanması, derken İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve AK Parti İstanbul İl Binasına yapılan roketli saldırı haberi, atılan roketin duvarda asılı “Korkma” sözüyle başlayan, İstiklal Marşımıza saplanması… 

Hülasa, 1923 yılında yine bu ülkenin Lozan şehrinde çizilen sınırlarımız, içten ve dıştan birileri tarafından yeniden çizilmeye çalışılıyor! İstiyorlar ki sınırları yeniden çizsinler ve biz onların çizdikleri sınırlara razı olalım! 

Bir masa başı toplantısında, elinde kağıt kalemiyle bir entelektüeli dinliyoruz, Sayın Osman SINAV’ı; “Bakın” diyor, “Bakın ve görün!” Hani çeşitli vesilelerle yazıyorum ya “Sanat ayna tutar” diye, sanki elinde ayna ve masanın etrafındakilere “Bakın, aynaya bakın ve kendinizi halinizi görün“ diyor ve devam ediyor.                                                              

Önce Cenevre’deki masanın konusu Kıbrıs’la başlıyor söze, kağıda bir Kıbrıs haritası hemen aşağısına Suriye, en alta da Mısır haritası çizerek başlıyor söze, “İşte bu ara var ya!“ yani Kıbrıs, Suriye, Mısır arasını göstererek “Burada dünyanın 100 yıllık petrolü ve gazı yatıyor! Önce Mısır’da Mursi iktidara geliyor ve Mısır’ın karasularını 20 milden 40 mile çıkarıyor, ancak bir İtalyan şirketi öncesinde Akdeniz’de büyük bir petrol ve gaz rezervi bulduğunu dünyaya ilan ediyor ve dünya borsalarında hisse senetlerini satışa çıkarıyor. Mursi, kara suları sınırını 20 milden 40 mile çıkarınca da o İtalyan şirketinin bulduğu rezerv Mısır kara suları içerisinde kalıyor. Gerisi malum, Mursi indiriliyor, Sisi getiriliyor ve Sisi’nin ilk icraatı Mısır’ın kara suları sınırını 40 milden 20 mile indirmek oluyor. Lazkiye’de üs kuran Rusya da, ‘Ben size yedirir miyim burayı?’ diyor ve payını almak için geliyor, zaten İsrail arama gemileri, Rum kesimi adı altında Akdeniz’de fink atıyor, öbür yanda Musul, Kerkük’te DEAŞ petrol çıkarıyor ve Suriye de bile petrol satıyor! Dünya, başta ABD, ‘DEAŞ düşman!’ diyor, gel gör ki DEAŞ'ı ortadan kaldırmak için oraya giren Türkiye’ye aynı ABD, ‘El Bab’dan öteye gitme’ diyor!” 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı da “One minute”, “Dünya beşten büyüktür”, “Burası benim baba toprağımdır, üzerinde yaşayanlar da benim öz kardeşlerim” diyor! 

Sayın Osman SINAV, bize ayna tutuyor İsviçre’de! 

Ayna bize bizi, halimizi gösteriyor! 

Ayna bize, “Aradan 94 yıl geçmiş olsa da yaşadığın aynı” diyor! 

Madem, tarih tekerrürden ibaret, yaşananlar da aynı ise, bakalım 94 yıl önce dedelerimiz ne yapmış? 

Dedelerimiz, Lazı, Kürdü, Çerkezi, Alevisi, Sünnisiyle, Cumhurbaşkanlarının arkasında, yedi düvele karşı, dimdik durmuşlar! 

Hepsi aynı mı düşünüyorlardı, elbette hayır, ama ayrı durmuyorlar, ayrıştırmıyorlardı! 

Vatana kastedenleri def ettikten sonra farklılıkları dile getirdiler, anlaşmazlıkları oldu hatta ayrı kaldıkları da! 

Ama söz konusu vatan olduğu zaman bir oldular, iri oldular, diri oldular! Osman Hoca'nın son sözü ile bitireyim yazımı, “Zaman bir olmak, iri olmak, diri olmak zamanıdır”!

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv