Unutmaz bu ihtiyar cihan

29.01.2017

"JULIET: Benim düşmanım olan adındır yalnızca  

Sen sensin, Montague olmasan da.  

Hem Montague nedir ki?  

Ne eli bir erkeğin,  

Ne ayağı ne kolu, ne yüzü ne de başka bir parçası.  

N'olur başka bir ad bul kendine.   

Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile   

Kokmaz mı aynı güzellikte?   

Romeo'nun da adı Romeo olmasaydı, Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı.   

Romeo, bırak, at bu adı!   

Senin parçan olmayan bu ada karşılık al bütün varlığımı.     

ROMEO: Alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek. 'Sevgilim' de ki, vaftiz olayım yeniden; Romeo değilim bundan böyle ben.”                                             

...... 

İngiliz William Shakespeare'in meşhur Romeo ve Juliet piyesi bundan tam 422 yıl önce 29 Ocak 1595 tarihinde sahnelenmiş.   

Şimdi diyeceksiniz ki, “Ortalık toz duman, vatan hainlerinin hakaretleri havada uçuşurken, sen tuttun piyes diyorsun, üstelik elin İngiliz’i, 422 yıl öncesi diyorsun!” 

Doğru, ortalık toz duman, koskoca siyasilerde üslup seviyesi yerlerde, kurulduğu günden neredeyse bir asır geçmiş, ancak binlerce yıllık devlet tecrübesine sahip Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tecrübeleri ışığında mevcut düzene çeki düzen verme adına bir karar aldı ve vatandaşına sormak için de referanduma gidiyor!  

Bu elbise bedene uymuyor her tarafı yama içerisinde, azıcık hareket etmeye kalksa patlıyor dört bir yanından, yöneten karar alamıyor güçlünün haklı, haklının mazlum olduğu  gidişatın bitmesi için, çaba sarf ediyor!   

Bir tarafta her biri üretmeyen sadece satış mümessilliği yapan gücü elinde bulunduranların gücü kaybetme korkusu, diğer bir taraftan da dışarıda asıl güç sahiplerinin çıldırmaları, çünkü mevcut düzen onların işine geliyor! 

Her yıl sözde revizyona tabi tutulması adına erozyona uğrayan eğitim sistemi... Bu sistemin yetiştirdiği dilini, dinini, tarihini ve kültürünü bilmeyen, aidiyetinin, mensubiyetinin farkında olmayan nesiller! Bu, onlar için servetlerine servet, güçlerine güç katmaları için muhteşem bir pazar!  

 Bakınız yukarıda bir parça alıntı yaptığımız, William Shakespeare’in,16. yüzyıl İngilizcesiyle 422 yıl önce yazdığı piyesini, 2017 yılında 7 yaşındaki bir İngiliz çocuğu rahatlıkla anlayabiliyor! Oysa bundan 482 yıl önce Nizami Gencevi “Leyla ile Mecnun” hikayesini yazmıştı. Bugün biz bırakalım Gencevi'nin Leyla ile Mecnun hikayesini, milli manifestomuzu, Mehmet Akif Ersoy’ un yazdığı İstiklal Marşımızı anlamadan okuyoruz!  

Bakınız, İngiltere AB'den ayrılma kararı aldı, referandum ile vatandaşına sordu, devleti vatandaşıyla aynı dili konuştukları için, vatandaş devletini anladı, İngiltere AB'den ayrıldı! Kimse de çıkıp içten ve dıştan bir tek olumsuz söz edemedi !  

Fazla söze ne gerek bakınız Nizami Gencevi ne demiş ;                         

“Dünyanın işini iyi düşün sen, 

Ne eksen onu da sen biçeceksin.   

İyi iş de yapsan, kötü iş de, inan,  

Unutmaz onları bu ihtiyar cihan” 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv