Kılıçdaroğlu neden “Evet” diyemez?

02.02.2017

Sevgili Erkan Yolaç’ı hatırlamayanınız yoktur, hani, “Asla, o iki kelimeyi kullanmayacaksınız!” Cümlesiyle meşhur Erkan Yolaç, kastettiği o iki kelime de ‘’evet- hayır’’ idi! Her zaman kullandığımız bu kelimeler özellikle içinde bulunduğumuz bu dönemin farklı bir değer arz eden kelimelerinden ve ikisinin de hatırı sayılır taraftarı var. Bu vesileyle hatırlayınca bizi gülümseten Sayın Erkan Yolaç’a da sağlıklı, huzurlu, uzun bir ömür diliyorum. 
Sevgili sunucumuz hiç kusura bakmasın, ben o iki kelimenin birini ısrarla kullanıyorum ve belli bir süre de kullanmaya devem edeceğim! Benim gibi ısrarla ‘’Evet’’ kelimesini kullananlar olur da, ‘’Hayır’’ kelimesini kullanan olmaz mı, elbette var ve de olacaktır! Hele hele bendeniz ve bizim mahalle ‘’Evet’’ diyorsa, kimlerin ‘’Hayır ‘’ dediğini de tahmin etmek zor olmasa gerek! 
‘’Hayır’’ diyerek başı çekenlerden biri de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu! Tamam anlıyorum, Sayın Kılıçdaroğlu’nu, mevcut düzen devam ederse, kenarından köşesinden hiç değilse iktidarın bir parçası olarak kalma ihtimalini düşünüyor! Tıpkı, 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yani RP- DYP hükümeti döneminde olduğu gibi… Şöyle bir hatırlayalım:  20 yıl önce bugün, yani 2 Şubat 1997,  Sincan’da ‘’Kudüs Gecesi’’ programı sebep kılınıp tankların sokağa çıkarılması, üstüne üstlük FETÖ’nün zamanın merkez medyasına demeç vermesi ‘’Beceremediniz bırakın artık’’! diye atılan manşet… Neticesinde hükümetin alaşağı edilmesiyle birlikte kurulan amblemi şemsiye olan, şemsiyeyi de açanın dışarıdan bir el olduğu yine FETÖ’nün zamanın Zaman’ının “Hayırlı olsun” manşeti ile kurulan  DTP- ANAP- DSP 55. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti! Devamında bakanı ar edip intihara kalkışan 56. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti… En nihayet Ekonomi Bakanı IMF tarafından atanan meşhur Kemal Derviş’li 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti! Bu hükümet, ülkenin nereye gittiğini Bursa’da Osman ve Orhan dedelerinin dizinin dibinde muhakeme eden Sayın Devlet Bahçeli’nin, büyük bir yüreklilik gösterip, kendi partisinin baraj altında kalması pahasına erken seçim kararı almasıyla yıkılır! Milletin iradesi ile 3 Kasım 2002 seçimleri ve 58. Cumhuriyet Hükümeti… Sayın Deniz Baykal’ın demokrasinin gereğini yerine getirmesi ile 14 Mart 2003’te kurulan 59. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti… Bir mahkeme başkanı darbesiyle, bu zamana kadar üçüncü turda cumhurbaşkanı seçmeye yeten 226 sayısının yetmez olup sayının 367 olması, bu durumun meclisteki oylamaya katılma yürekliliği gösteren Sayın Devlet Bahçeli’nin kararı ile bozulması! Nihayet milletin, cumhurun başını kendi oyları ile seçtiği, 10 Ağustos 2010! 
Vakit iyice uzamış, CHP uzunca bir zamandır iktidardan uzak kalmış, cumhur iktidarları tayin etmeye başlamış, en kötüsü de bu, milletin alışkanlığı haline gelmişti artık! Bu durumda önce bir kaset operasyonu ile MHP’de, arkasından CHP’deki operasyonla yeni bir süreç başlatıldı! Sürecin ilk adımı, CHP’de genel başkanlık değişimi ile neticelendi ve Sayın Kılıçdaroğlu CHP’ye genel başkan oldu. Bütün bu süreçleri planlayan üst akıldı, 2 Şubat 1989 tarihinde Rusların Afganistan’dan çekilmesi ile bizzat ABD yani üst akıl tarafından eğitilen El Kaide ve benzeri caniler, önce Irak, derken Suriye operasyonu ile adları değiştirilerek İŞİD adı altında bölgeye aktarıldı! Bu bölgede de hazırlanan PYD- YPG adı altındaki canilerle, İŞİD arasında bölge paylaşımı yapılıp Türkiye’nin üzerine salındı. Çünkü, ‘’İslam dünyasını hedef seçenlerin ilk hedefi Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmuştur ve olacaktır’’ tespitini rahmetli Seyit Ahmet Arvasi (15 Şubat 1932- 31 Aralık 1988) 1970’lerde yapmıştı! 
Suriye, Bayırbucak, Musul, Kerkük’te Türkler katledilmeye başlandı! Duruma sessiz kalmayacak olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk kardeşlerine silah yardımı yapmaya başladı. 
Önce 17 – 25 Aralık! 
Sonra da 19 Ocak 2014, MİT tırlarının jurnallenmesi! 
7 Haziran 2015 seçimlerinde askeri lojmanlarda bulunan sandıklardan HDP’ye çıkan FETÖ oyları! ‘’Tamam işte oldu’’ diyerek ellerini ovuşturan Kılıçtaroğlu hemen başbakanlığı Sayın Bahçeli’ye teklif eder! Ancak Sayın Bahçeli teklif edilen başbakanlığı elinin tersi ile iterek Kılıçtaroğlu’nun hevesini kursağında bırakır(!) 
Ve… 15 Temmuz 2016! 
Dört bin yıllık Türk tarihinde eşine rastlanmayan ‘’Başarısız İşgal Girişimi’’! 
İlk tepkisini koyan ve Bozkurtları direnmeye çağıran Devlet Bahçeli!  
Yeni kapı mitingine izahını yapamayacağı için kerhen katılmak zorunda kalan ve miting alanını terk eder etmez de o mitingin atmosferinden sıyrılan Kılıçdaroğlu! 
Hani, ‘’Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı başbakan kim olacaktı‘’ sorusu var ya, yukarıda arz ettiğim ve hepsi bizzat yaşadığımız, ağır bedellerini ödediğimiz olaylar düşünüldüğünde ben de size soruyorum; “Kılıçdaroğlu, referandumda ‘evet’ der mi?” Daha doğrusu, “Kılıçdaroğlu referandumda ‘evet’ diyebilir mi?” 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv