Hayırsız “Hayır” hastalığı!

21.02.2017

1996 yılıydı, Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu yıllar, bendeniz İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gösteri Sanatları Merkezi bünyesinde göreve başlamıştım. Gösteri Sanatları Merkezi, tiyatro yapmak isteyip de hayat gailesi içerisinde imkân bulamamış gençlere tiyatro eğitimi veriyordu. Sinema ve tiyatro alanına çok iyi oyuncular, oyun yazarları kazandırdı. Bendenizin de rol aldığı ‘’Ekmek Teknesi’’ dizinde ki ‘’Ölü’’ tiplemesini canlandıran sevgili Mehmet Usta buna en güzel örnektir! Gösteri Sanatları Merkezi’nin dersleri Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Muammer Karaca Tiyatrosu (Şu anda kaderine terk edilmiş akıbeti hususunda bir belirsizlik devam etmektedir! Muammer Karaca Tiyatrosu eğer bir batı ülkesinde olsaydı oranın yaşatılması için ne gerekiyorsa acilen yapılırdı! Kapitülasyonlar döneminde ilk ticaret mahkemesi bu binanın altında kurulmuş olduğundan bir başka tarihi kıymete haizdir.) binasında yapılmaktaydı. Beşiktaş Dikilitaş’ta bulunan merkez binamızdan Saygıdeğer Üstün İnanç Bey ile çıkıp, Taksimden Odakule’de bulunan Muammer Karaca tiyatrosuna yürürdük. Daha sonrasında bendeniz Muammer Karaca Tiyatrosu Müdürlüğü görevine atandım ve yaklaşık altı yıl bu görevde bulundum. Gerçek bir İstanbul Beyefendisi olan Saygıdeğer büyüğüm Üstün İnanç Bey'den öğrenmeye başladığım İstanbul’u başka her biri örnek bir İstanbul beyefendisi olan kişilerden öğrenmeye devam ettim. 

Bunlardan biri de müziğimizin ve pek az kişi bilse de tiyatromuzun abide şahsiyetlerinden merhum Cem Karaca olmuştur. Zaman zaman uğrar Muammer Karaca Tiyatrosu'ndan kimler geldi kimler geçti anlatırdı devamında da İstiklal Caddesi'nde yürüyüşe çıkardık. Tam da ‘’Allah Yar’’ bestesini yaptığı günlerde kendisiyle bir İstiklal Caddesi yürüyüşüne çıkmıştık, Ağa Camii önüne geldiğimizde durdu uzunca bir süre derin bir iç çekerek Ağa Camii’ne baktı! Adeta kendisinden geçmişçesine ağzından yukarıda şu mısralar dökülmeye başladı! 

Havsalam almıyordu bu hazin hali önce 

Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce 

Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım; 

Allah'ımın ismini daha çok candan andım. 

Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen! 

Böyle sokaklarda ki, anası can verirken, 

Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var... 

Böyle sokaklarda ki, çamurlu kaldırımlar, 

En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini, 

Üstünde orospular yükseltiyor sesini. 

Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor, 

Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor. 

Gözleri dolmuş bir vaziyette Ağa Camiinin hemen yanında ki Hacı Abdullah lokantasına girdik. Kendisine ‘’Üstadım çok güzel bir şiirdi’’ dediğimde şiirin devamını getirdi. 

Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu, 

Anlıyorum bu yerde azap çeken ruhunu 

Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen 

Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen! 

Ey bu caminin ruhu: Bize mucize göster 

Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer 

Bir gün harap olmazsa Türkün kılıç kınıyla, 

Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla! 

Ağa camiini, İstiklal Caddesini, Beyoğlu ve memleketin halini bu kadar mı güzel anlatabilir bir şiir! ‘’Üstadım şiiriniz çok güzel’’ dediğimde merhum Karaca ‘’Haşa! Benim değil! Nazım Hikmet’in şiiri’’ dediğinde şiir bendeniz de bir başka anlam kazandı! 

Yıllardır komünist diye bildiğim Nazım Hikmet’in Ağa Camii şiiri, yine komünist diye yurt dışına sürülmüş, takunyacı diye suçlanan merhum Turgut Özal’ın daveti üzerine memleketine kavuşmuş Cem Karaca’dan dinlemek! Kendisini uğurlamak için Taksim meydanına geldiğimizde ezan okunuyordu, durdu ezanı dinlemeye başladı bir yandan da ezanın geldiği araya sıkışmış mescitti arıyordu gözleri! Ne tuhaftır ki ikimizin de gözleri aynı anada Taksim meydanını gezdi ve Cem Kara ile Taksim Meydanında göz göze geldik! 

Bazen söylenmemiş sözler en anlamlı şeyleri söyler ya! Bazen gerçek o kadar gerçektir ki demeye bile ihtiyaç duymaz ya! 

Şimdi Ağa Camii yalnızlıktan kurtuluyor hamd olsun! 

Ne hazindir ki, kendilerini Nazım Hikmet’in yolunda zannedenler ve Cem Karaca’yı solcu aymayanlar Taksime yapılan camiye ‘’Hayır’’ diyorlar! Bu kişilere diyeceğim şu ki bir an evet bir tabibe gitsinler ve bu hayırsız hayır hastalığından kurtulsunlar! 

 

Please reload

Son Paylaşımlar

28.03.2017

Please reload

Arşiv